Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları
Mâlik Bin Dînar Hz.
Bir gün Basra vâlisi, Mâlik bin Dînar'a; "Ey Mâlik, bize bu kadar ağır konuşabilmen için sana cesaret veren ve bizi karşı koymaktan aciz bırakan şey nedir biliyor musun? Çünkü sen, dünyaya hiç kıymet, değer vermiyor ve bizden bir şey beklemiyorsun" demiştir.

Yanına bir köpek gelip oturduğu zaman ona bir şey yapmaz ve kovalamazdı. "Neden kovalamazsın?" denildiğinde, o; "Bu köpek, kötü arkadaştan daha iyidir; kişinin iyi insanları yanında bulup da doğru yola gitmemesi, kötülük olarak kendisine yetişir" buyurdu.

Bir gün kendisine; "Dünyada en güzel kazanç nedir?" dediler. Cevap olarak; "Şu üç şey dünyada en güzel kazançtır. 1)Allah?ü Teala'nın sevgili kullarının sohbetinde bulunmak ve din kardeşleri ile sohbet etmek, 2)Geceleri teheccüd namazı kılmak ve doya doya Kur'ân?ı Kerîm okumak, 3)Allah?ü Teala'yı hiç unutmayıp, O'nu zikretmek, anmak" buyurdu.

"Bedbahtlığın alâmeti nedir?" dediklerinde, o; "Şu beş şey bedbahtlığın alametidir: 1)Gözün yaşarmaması, 2)~|~Kalbin katı olması, 3)Hayasızlık, 4)Dünyaya düşkün olmak, 5)Dünya için canından endişe etmek. Mümin kimse, Allah?ü Teala'dan korkar. Başka sözlerden dilini korur" buyurdu.

Mâlik bin Dînar hazretleri, Kur'an?ı Kerim'de mealen; "Şehirde dokuz kişi vardı. İyilik etmez, durmadan fesat çıkarırlardı" (Neml Sûresi: 48) buyruluan Semûd kavmi ile ilgili ayet?i kerimeyi okur, sonra da; "Şimdi her şehirde durmadan fesat çıkaran nice dokuzlar var ki, hiçbir iyi iş gördükleri de yoktur" derdi.

Yine bir gün; "Kimin gözü ve gönlü, şu fâni hayattan ebedi hayat için iyi bir ders almamış ise, onun kalbi perdeli ve ameli azdır" buyurdu.

Mâlik bin Dînar Hazretlerine; "Yağmur duasına siz de bizimle çıksanız" dediler. Bunun üzerine o; "Korkarım ki benim yüzümden başınıza taş yağar" buyurdu.

Çok ibadet eder ve ağlardı. Mugîre bin Habîb Hazretleri ile beraberdik. Hemen ibadete başladı. Daha sonra eliyle sakalını tutup içli iniltilerle sabaha kadar ağladı ve; "Yâ Rabbî! Malik'in bu haline acı" diye yalvardı.

Evinde hasır, Mushaf?ı Şerif ve ibrikten başka bir şey bulunmazdı. Bir gün bir tanıdığı ona yeni bir ibrik hediye etmişti. Sabah olunca Mâlik Hazretleri ibriği arkadaşlarından birine vererek; "Kardeşim al şu ibriği. Çünkü o, akşamdan beri; 'Acaba birisi çalmasın' diye kalbimi meşgul etti" buyurdu.

Mâlik bin Dînar Hazretleri evinin içinde bir kabir kazdırmıştı. Her gece kabre iner, sabaha kadar orada ibadet eder ve; "Halifelik görevi, mü'minlerin emiri Hazret?i Ömer'e verildiğinde o, ne gece ne de gündüzleri uyurdu. Biraz uyuyup istirahat etseniz, denildiğinde o; "Eğer geceleri uyumuş olsam, kendimi kaybetmiş olurum. Gündüzleri uyusam mesul olduğum şu insanları kaybederim" buyurmuştur.

Bir gün Mâlik bin Dînâr Hazretlerine; "Nasıl sabahladınız?" diye soruldu. O; "Âkıbetin Cennet'e mi, yoksa Cehennem'e mi olduğunu bilmediğim halde sabahladım" diye cevap verdi.

Lüzumsuz konuşmanın zararı hakkında; "Kulun lüzumsuz ve boş sözlerle vakit geçirmesi kalbi karartır, bedeni zayıflatır, geçim sebeplerini de zorlaştırır" buyurdu.

Yine buyurdu ki:

"Din bakımında faydalanmadığın kimse ile dostluğu terk et. Amellerin en güzeli ihlasla yapılan ameldir."

"Alim, bildiği ile amel etmediği zaman, yağmur damlasının yalçın kayadan kayması gibi, vaaz ve nasihatı gönüllerden silinir gider."

"Bahar yağmurları yeryüzünü yeşillendirdiği gibi, Kur'an?ı Kerim de kalbin yağmurudur ve onu canlandırır."

"Üç şey gönlü öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100