Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları
Mâlik Bin Enes Hz.

İmâm?ı Mâlik mescide gelir, beş vakit namazda ve cenaze namazlarında bulunurdu. Hastaları ziyaret eder, gerekli işlerini görür, sonra mescide gidip otururdu. Bu sırada talebeleri etrafına toplanıp ders alırlardı. Sonra rahatsızlığı sebebiyle evinde ders vermeye başladı. İmâm?ı Mâlik'in Hadis?i Şerif dersleri ve vukû bulmuş meselelerle ilgili dersleri yâni fetvâ işleri olmak üzere iki türlü ders meclisi vardı. Günlerinin bir kısmını Hadis?i Şerif öğretmeye, bir kısmını da sorulan meselelere fetva vermek için ayırırdı. Derslerini evinde vermeye başladıktan sonra evinde ders için gelenlere sordururdu, eğer fetva için gelmişlerse dışarı çıkıp fetva verirdi. Sonra gidip gusleder, yeni elbiselerini giyer, sarığını sarar, güzel kokular sürünürdü. Kendisine bir de kürsü hazırlanırdı. Bundan sonra gâyet güzel bir kıyâfetle hoş kokular sürünmüş olarak, huşû içerisinde derse gelenlerin yanına çıkardı. Hadis?i Şerif dersi bitinceye kadar öd ağacı yakılır, güzel bir koku ~|~yayılırdı. Hac mevsimi hariç, diğer zamanda, Medinelilerden isteyen herkes onun dersine gelirdi. Dersleri tamamen evinde vermeye başlayınca, hac mevsiminde dersini dinlemek isteyen o kadar çok olurdu ki, gelenleri evi almazdı. Bunun için önce Medineliler'i kabûl eder, bunlara hadîs rivâyeti ve fetva verme işi bitince, sırasıyla diğerlerini içeri alırdı. Hasan bin Rebî der ki: "Bir defasında İmâm?ı Mâlik'in kapısında idim, onun çağırıcısı önce Hicazlılar içeri girsinler diye çağırdı. Onlar çıkınca Şamlılar girsin diye çağırdı. Daha sonra Iraklılar girsin diye çağırdı. Yanına giren en son ben olurdum. Ebû Hanîfe'nin oğlu Hammâd da aramızda idi." İmâm?ı Mâlik derslerinde vakar ve ciddiyet sahibi olup, lüzumsuz sözlerden tamamen uzak kalırdı. Bu hususu, ilim tahsil edenler için de şart koşardı. Bir talebesi şöyle dediğini nakleder: "İlim tahsil edenlere vakarlı ciddi olmak ve geçmişlerin yolundan gitmek gerekir. İlim sahiplerinin, bilhassa ilmî müzâkereler sırasında kendilerini mizahtan uzak tutmaları gerekir. Gülmemek ve sadece tebessüm etmek, âlimin uyması gereken âdabdandır."

Yine bir talebesi şöyle der: "İmâm?ı Mâlik, bizimle oturduğu zaman sanki bizden biri gibi davranırdı. Konuşmalarımıza çok sade bir şekilde katılırdı. Hadis?i Şerif okumaya ve anlatmaya başlayınca, onun sözleri bize heybet verirdi, sanki o, bizi, biz de onu tanımıyorduk."

Tefsîr, hadis ve fıkıh ilminde ictihat derecesinde alim olan Mâlik bin Enes hazretleri elli sene müddetle ders ve fetva vermek suretiyle, insanların müşküllerini çözmüş ve kıymetli talebeler yetiştirmiştir. Onun talebelerinin her biri memleketlerinin müracaat edilen alimleri ve rehberi olmuşlardır.

Tefsîr ilmine dair Garîbü'l?Kur'an adlı eseriyle hadis ilmine dair Muvatta adlı eseri onun bu ilimlerdeki derecesini göstermektedir. Malik bin Enes Hazretleri'nin rivayet ettiği Hadis?i Şerifler'den pekçoğu Kütüb?i Sitte adı verilen meşhûr altı sahih hadis kitabında yer almıştır. Emevî Devleti'nin parlak ve çöküş devrinde, Abbasi Devleti'nin kurulup geliştiği ve hakimiyeti elde ettiği bir devirde yaşayan İmâm?ı Mâlik, çok hadiselere şahid olmuş, bozuk fırkalara karşı Ehl?i Sünnet itikadını savunmuş, insanların doğru yola kavuşması hususunda büyük hizmetler yapmıştır. Hicaz'da hadis öğrenmede, dini sualleri sormada ve fetvâ hususunda büyük bir mürâcaat mercii olan İmâm?ı Mâlik pekçok alim yetiştirmiştir.

İlim ve fazilette yüksek derece sahibi olan Mâlik bin Enes Hazretleri insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını öğretti. Dokuz yüz alimle sohbet etti. Yüz bin Hadis?i Şerif'i yazdı. On yedi yaşındayken ders vermeye başladı. Onun dersinde bulunanlar hocalarının derslerinde bulunanlardan daha çok çoktu.

İnsanlar, hadis ve fıkıh öğrenmek için onun kapısında toplanırlardı. Kapıcı tutmak zorunda kaldı. Önce talebelerine, sonra halktan herkese izin verir, içeri girerlerdi.

Muvattâ kitabını yazınca, kendi ihlasından şüphe etti. Kitabı suya koydu. "Eğer ıslanırsa, bu kitap bana lazım değildir" dedi. Hiçbir yeri ıslanmadı.

İmâm?ı Şâfii ve İmâm?ı Ahmed bin Hanbel Hazretleri, Mâlik bin Enes'in sohbetinde bulunup ilminden çok istifâde etmişlerdir. Bunların İmâm?ı Mâlik'in talebesinden olması onun şeref ve üstünlüğüne en büyük vesikadır. Kendisinden daha birçok kimse ilim öğrenmiştir. Muhammed bin İbrâhim bin Dînâr, Ebû Hâşim, Abdülaziz bin Ebî Hâzım onun, dinde ictihad sahibi talebelerindendir. Osman bin Hakem, Abdurrahman bin Hâlid, Muîn bin İsa, Yahya bin Yahya, Abdullah bin Vehb gibi nice talebesi de bunlardandır.

Mâlik Bin Enes Hazretleri'nin kendine has koyduğu usûle göre çıkardığı hükümlere rivayet yolu veya Hicâz âlimlerinin yolu adı verildi. Bu yolun imâmı, İmâm?ı Mâlik'dir. Daha sonraki devirlerde onun ortaya koyduğu bu yola Mâliki mezhebi denildi. Ehl?i Sünnet itikadındaki Müslümanlar'dan, amellerini yani ibadet ve işlerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara Mâlikî denir.

Mâlik Bin Enes Hazretleri, ilim bakımından ne kadar yüksek ise, ahlâk, zühd, takva ve kerem bakımından da öyle yüksekti. İmâm?ı Mâlik, ilimde ve dinde çok edebliydi. Din bilgisine hürmet ve tazimi şaşılacak derecede fazlaydı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100