Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları
Muhammed Rûci
Camide, Mevlânâ Sa'düddîn Kaşgâri'nin emri ve tavsiyesi üzerine daima ibadetle meşgul olurdum. Hatta geceleri de uyumazdım. Oturur, Allah?u Teâlâ'ya yalvarır, büyüklerin nisbetine kavuşmak için çok ağlardım. Mescidden sadece zaruri ihtiyaçlarım için çıkardım. Bir defasında bulunduğumuz belde muhasara edilmiş, şehrin kapıları kırk gün kapatıldığından, o günlerde herkes camiye dolmuştu. İbadet ve duâ ile meşgul olduğumdan, durumu kimseye sormadım. Sonra birgün, muhasara hakkında bilgi veren bir kimsenin konuşmasına şahid oldum. Ona; "Siz hangi muhasaradan bahsediyorsunuz?" diye sordum. O da; "Herhalde sen muhasara sırasında burada değildin" dedi. Ben de, o zaman halkın neden mescidde toplandığını anladım.

Mescidde itikâf yapıyordum. Üç gün geçtiği halde, yiyecek getiren kimse olmamıştı. Halsiz bir halde kalkıp yiyecek bir şeyler bulmak için mescidden çıkmak istedim. Sol ayağımı mescidin dışına koymuş, sağ ayağım mescidin içinde iken; "Ekmek için bizimle beraber o~|~lmayı bırakıyor musun?" diye ilâhi bir düşünce kalbime geldi. Bunun üzerin dışarı çıkardığım ayağımı tekrar içeri soktum. Elim ile yüzüme bir tokat vurdum. Tokat izi uzun müddet yüzümden çıkmadı. Kendi kendime; "Bir daha kendime yemek aramak için asla çıkmayacağım" dedim. Bunun üzerine büyüklere kuvvetli bir bağlılık hâsıl oldu. Bir ara, daha önce görmediğim ve tanımadığım birisi gelip, önüme bir miktar şeker koydu. Sonra konuşmadan gitti. O zâtın konuşmadan dönmesi ve ibadetimden alıkoymaması, o şekeri getirmesinden daha çok sevindirdi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100