Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları
Ahmed Hicabi Hz.

Ahmed Hicâbî Hazretleri 1889 senesinde hastalığının artması üzerine daha ziyâde inzivâya çekilip Allah?û Teâlâ'yı zikretmeyi arzu eder oldu. Geceleri uyumaz, namaz ve zikir ile meşgul olurdu. Kendilerinde yirmi senedir bulunan kalp hastalığına müptelâ oldukları halde, aslâ ve katiyyen hastalıklarından bahsetmez ve soranlara; "Rabbimizin keremine şükrolsun, âfiyetteyim" cevâbıyla mukâbela ederdi. Vücutlarında görülen aşırı halsizlik sebebiyle Ramazân?ı şerîfte oruç tutmasının hastalığı arttıracağı tabibler tarafından ihtar olunduğu halde; "Böyle bir mübârek aya ulaştık. Şimdiden sonra bizim için nasib, kısmet mukadder değildir. Borçlu gitmeyelim" cevâbını vererek orucunu tutmaya başladı ve Allah?û Teâlâ'nın verdiği kuvvet ile tamamladı. Bir yere gitmek için kendisinden izin istemeye gelen dostlarına; "Geri dönersiniz. Amma beni bulamazsınız. Hakkınızı helal edin" derdi. Hazretin hastalığı ve bu sözleri, sevenlerini ve talebelerini büyük bir üzüntüye ve eleme ga~|~rketti. Ayrıca bu hususta pek çok işâretler ve rüyâlar görüyor, bunlar, kederlerini daha da arttırıyordu. Nitekim sevenlerinden birisi rüyâsında gâyet güzel bir bahçeye girerek tesâdüf ettiği meyve ağaçlarından yemek ve şırıl şırıl, billur gibi akan nehir sularından içmek istediğinde; "Bu, Efendi Hazretlerine mahsustur" cevabını alması üzerine hayretle uyandığını anlattı. Bu haberler şehirde yayılıp herkes tarafından duyuldukça onun mübârek eşiğine son defâ yüz sürebilmek ve duâsını alıp helalleşmek için saâdethânesine büyük bir hücûm oldu. Ancak onların içine düştükleri bu üzüntülü hallerine dayanamayan Ahmet Hicabi Hazretleri, bulundukları hücreye haberleri olmaksızın kimsenin konulmamasını istediler. Hastalığının çok şiddetlendiği bu halde bile Allah?û Teâlâ Hazretleri'ne şükür ve senâ etmekten ve yanına girenlere nasihatte bulunmaktan geri durmazlardı.

Hicâbi Hazretleri bir müddet sonra Tosya'da bulunan ulemâdan Mâhir Efendi'nin gelmesi için haber gönderdi. Haberi alan Mâhir Efendi on iki saatlik mesâfeyi sekiz saatte alarak huzur?ı saâdetlerine ulaştı. Hicabi Hazretleri ona bakarak; "Molla Mâhir, görüyorsun; Cenâb?ı Hakk'ın emrini bekliyorum. Vasiyetlerimin yerine getirilmesine dergâh ve medresenin memuriyetine ve talebelerin yetiştirilmesine gayret ve himmet et. Benim için müteessir olma. Aradığım bu gün idi. Hemen ölüm hâlimizin güzel ve kolay olması için duâ edin" buyurdu.

Sonra dâmâdı Keskinzâde'ye kütüphanedeki emânetler içerisinde bulunan ve muhterem pederlerine Mevlânâ Hâlid?i Bağdâdî Hazretleri tarafından ihsân edilen yeşil tâcın tabutları üzerine konulmasını, kabirlerinin pederlerinin kabrinden küçük yapılıp süslü olmamasını ve dergâha hizmeti terk etmemesini vasiyet ettiler.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100