Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları
Alâeddin Ali Semerkandî Hazretleri

Daha sonra Peygamberimiz buyurdu ki: "Evlâdım Aâeddîn! Allah?û Teâlâ'nın sana ihsân ettiği ilmi, ümmetime öğret ki, zâyi olmasın. Sana verdiğim şu asâyı Anadolu tarafına at. Nereye düşerse, orada bulunan ümmetime îmân ve ibâdet bilgilerini öğret, sünnetimi ihyâ et". Seyyid Alâeddîn, Resûlullah Efendimizin bu emrine hem çok sevindi, hem de O'ndan ayrılacağı için çok üzüldü. Fakat emir böyle olduğu için; "Başüstüne" deyip elindesi asâyı Anadolu tarafına fırlattı. Asâ, Seyyid Alâeddin'in bir kerâmeti, Peygamber Efendimizin de bir mûcizesi olarak, Lârende, Karaman bölgesine düştü. Seyyid Alâeddîn ise, Allah?û Teâlâ'nın izniyle, yanında evliyânın rûhları ile berâber, kısa zamanda Karaman'a asâsının düştüğü yere geldi. Kendisini o bölgedeki velîler karşıladı. Karamanlıları Ehl?i sünnet itikâdı üzere yetiştirmek için gece gündüz demeden çalışmaya başladı.

Talebelerinin önde gelenlerinden Hâce Ârif anlatır: "Bir gece çok acâib bir rüyâ gördüm. Öyle ki, hayr~|~etimden rüyâda gördüklerimi unuttum. Sabahleyin ne gördüğümü düşünerek dışarı çıktım ve nehrin kenarına kadar geldim. Abdest alıp, iki rekat şükür namazı kıldım. Selâm verdiğimde, bir ses duydum. "Nereden geliyor?" diye bakınırken, havada bir seccâde üzerinde kıbleye karşı oturan, yaşlı nûr yüzlü bir kimsenin, bana seslendiğini gördüm. Buyurdu ki: "Ey Ârif ! Ey kavminin en âdil insanı! Dünyâyı terketmek, hürriyete kavuşmak demektir. Kıyamet günü, iyi bir makam elde etmek, dîn?i İslâma hizmet etmekle mümkündür". Bu sözleri işitince, rüyâda gördüğüm hâl hatırıma geldi ve; "Muhterem Efendim! Rüyâ âleminde gördüğüm anlaşılmaz şeyleri, zât?ı âlinizi görmekle hatırladım" dedim. O mübârek zat'da; "Ey Hâce Ârif! Ben Resûlullah Efendimizin torunu ve türbedârıyım. Bu zamânın kutb?i aktâbi olan Semerkandlı Seyyid Alâeddîn'im. Cenâb?ı Hakk'ın emri ile seni talebeliğe kabûl ettim. Acele ile yanıma gelip nasîbini alasın ve rüyânın haakîkatine vâsıl olasın!" buyurdu. Ben de; "Ey evliyânın büyüğü! Gökyüzünün vefâlı yıldızı! Ben, dermansız, mecalsiz bir fakîrim. Medîne?i münevvereye nasıl gelebilirim? Oraya kavuşmak mümküns, lütfedip himmet buyurur musunuz?" dedim. O da; "Ey Ârif! Allahû Teâlâ'nın izniyle arzuna kavuşacak, Resûlullah Efendimizi ziyâret etmekle şerefleneceksin!" dedi ve gözden kayboldu. Gördüklerime inanamıyordum. Bunları nasıl görmüştüm? Derhal evime gidip, bir odaya kapandım. Günlerce dışarı çıkmayıp, ibâtedle vakit geçirdim. Fakat zihnim hep bunlarla meşgûl idi. Nihâyet sekizinci günü, yine nehre abdest almaya gittim. Önceki yere geldiğimde, heybetli ve korkunç bir arslanla karşılaştım.
Anahtar Kelimeler:
gönül dostları
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100