Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları;
Seyyid Sıbgatullah Hazretleri, geceleri hep ibadetle geçirirdi. Uykusunu, öğleye yakın kısa bir müddet kaylûle yaparak telafi ederdi. Hep kıpleye dönerek otururdu; buna son hastalığında dahi çoık dikkat etti. Dostlarıyla sohbetinden sonra murâkabe hâlinde olur, Allah?û Teâlâ'nın mahlûkatı hakkında tefekkür ederdi.

Yakın talebelerinden biri anlattı: "Abdurrahmân Tâhî (Tâgî), henüz hocamıza bağlanıp talebesi olmak şerefine kavuşmamıştı. Hocamızın, zamanın büyüğü olup olmadığı hakkında tereddüdü vardı. Bir gün evliyalık alâmetlerini kitapdan okuyarak huzûruna gitmeyi, bu âlâmetlerin üzerinde olup olmadığını görmeyi arzu etti. O, kitaplarla meşgul iken evine bir talebe geldi ve; "Hocam Sıbgatullah Hazretlerinin selamı var: "Misafirlerimin kalabalık olması sebebiyle ziyaretine gelemiyorum. Lütfen kendisi buraya kadar zahmet etsin" buyurdu" dedi. Abdürrahmân Tâhî de; "Ben de onu ziyaret etmeyi düşünüyordum. Bugün bizde misafir ol da yarın beraber gideriz" dedi. Sabahleyin yola çıktılar. Se~|~yyid Sıbgatullah, onların gelmekte olduklarını haber alınca, talebeleriyle kasabanın dışına çıkıp, bir tepenin başında beklemeye başladılar. Mevsim ilkbahardı, gökyüzünde hiç bulut yoktu. Nihâyet beklenen misafirler geldiler. Tepenin başında güzel bir sohbet başladı. Bu sırada mavmâvi olan gökyüzünde bulutlar birikmeye, şimşekler çakıp gök gürlemeğe başladı.

Derken sağnak halinde şiddetli bir yağmur başladı. Abdurrahmân Tâhi, kitaptan okuduğu alâmetlerini hatırladı ve dikkatle Sıbgatullah Hazretlerini tâkip etmeye başladı. Semadan inen yağmur taneleri mübarek Seyyid'in üzerine inmeden etrafına meylederek yere düşüyor, hiç üzerine yağmıyordu. Herkes sırılsıklam ıslandığı halde onun üzeri kupkuru idi. Abdürrahman Tâhî, bu hali görünce bir anda kendini kaybederek bayıldı. Oradakiler telâşa kapıldılar ve; "Herhalde öldü" diyorlardı. Seyyid Sıbgatullah ise: "Korkmayın, telaşa kapılmayın, Allah?û Teâlâ'nın sevdiği veli kullarının himmeti bereketli, yardımı kuvvetlidir" buyurdu. Biraz sonra Abdürahman Tahi kendine geldi ve hocamın büyüklüğünü kabul ederek, en önde gelen talebelerinden oldu.

Seyyid Sıbgatullah'ın talebelerine teveccühü, sohbetinden daha ziyâde ve faydalı idi. Onun için sohbet süresi çok az olurdu. Talebeleriyle sessiz otururken talebelerinden pek çoğu cezbeye kapılır, kendinden geçerdi. Bir defâsında oğlu Behâeddîn, babasından izin alarak vâaza başladı. İki saat kadar kalpleri aydınlatan güzel sözler söyledi. Fakat hiç kimsede muhabbet ve cezbe eseri yoktu. Sohbet bittikten sonra, Seyyid Sıbgatullah: "Haydi kalkınız, ikâmet getiriniz de namazımızı kılalım" der demez, cemâat cereyâna kapılmış gibi cezbeye tutulurdu."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100