28 Ocak 2015 Çarşamba 00:02
670 Okunma
Günahkâra tevbe kapısı açıktır
113. İLKE:
İslam öğretilerinden biri de tevbe kapısının günahkâr kulların yüzüne açık olmasıdır. Günahkâr insan, yapmış olduğu çirkin bir işten gerçekten pişman olduğu zaman, ruhunu Allah’a yöneliş ve O’nun huzurunda tazarru sarar ve samimi bir kalple artık o çirkin amele yaklaşmamaya karar verir. Allah Teâlâ da, kelam ve tefsir kitaplarında açıklanan şartlarla onun tevbesini kabul eder. Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır: “Ey mü’minler, topluca Allah’a tevbe edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nûr, 31).
Kur’an-ı Kerim, tevbe hakkında apaçık ve net bir şekilde şöyle buyuruyor: “Rabbiniz rahmeti kendi üzerine farz kıldı. Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar da sonra ardından tevbe eder, uslanırsa; muhakkak ki O, bağışlayan, esirgeyendir.” (En’âm, 54).
114. İLKE:
Akıl ve rivayetler, kıyamet gününde her insanın yapmış olduğu iyi amellerin mükâfatını göreceğine şahitlik etmektedir. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor: “Kim bir zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür.” (Zilzâl, 7).
Yine şöyle buyuruyor: “Ve çalışması da yakında görülecektir. Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.” (Necm, 40-41).
Yukarıdaki ayetlerden anlaşılıyor ki, insanın çirkin amelleri, onun iyi amellerini yok etmez. Buna rağmen bilinmesi gerekir ki, bazı özel günahları (küfür ve şirk gibi) işleyenler veya mürted olanların amelleri boşa çıkarılacak, sonuçta iyi amelleri zâyi olacak ve ahirette ebedî azaba tutulacaktır. Nitekim Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
“Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar, ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklar.” (Bakara, 217).
Bu söylediklerimizi göz önünde bulundurarak, iman eden her insan ahiret yurdunda iyi ve kötü işlerinin karşılığını görecektir. Ancak Kitap ve Sünnet’te insanın iyi amellerinin boşa çıkarılması olarak addedilen mürted olması ve benzeri günahları işlemesi durumunda iyi amellerinin karışlığını göremez.
Son olarak şu noktayı da hatırlatalım: Her ne kadar Allah Teâlâ iyi işler hakkında mü’minlere mükâfat vereceğini vaad edip diğer taraftan kötü işler için de olanları cezalandıracağını bildirmişse de, aklın hükmü bakımından bu ikisi -mükâfat ve ceza- birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Çünkü, mükâfat vaadine uymak aklî bir ilkedir ve ona aykırı davranmak çirkindir. Çünkü, cezalandırmak, cezalandıranın hakkıdır ve o da kendi hakkından geçebilir. İşte bu nedenle bazı iyi işlerin, kötü işlerin çirkinliklerini örtmesi gayet doğaldır ve buna “tekfir-kefâret vermek” denir. (Keşfu’l-Murâd, s. 413, 6. Maksad, 7. Mesele).
Kur’an-ı Kerim’de bazı iyi ameller kötü amellerin kefareti sayılmıştır. Bunlardan biri, kişinin büyük günahlardan sakınmasıdır. Nitekim şöyle buyurulmaktadır: “Eğer size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere sokarız.” (Nisâ, 31).
Tevbe (Tahrim, 8) ve gizlice verilen sadaka (Bakara, 271) gibi amellerin de böyle bir etkisi vardır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100