07 Ağustos 2001 Salı 00:00
323 Okunma
Güneş ışığı ve gözün uyumu
Görme işleminin gerçekleşmesi için en temel şart, retinadaki hücrenin fotonu (cisimden gelerek göze giren ışık demetleri ) algılamasıdır. İşte bunun gerçekleşmesi için, bu fotonun görülür ışık sınırları içinde kalması şarttır. Daha farklı bir dalga boyundaki fotonlar, hücreler için ya çok zayıf ya da çok güçlü kalırlar ve gereken reaksiyonu başlatamazlar. Gözün boyutlarının küçük veya büyük olması bir şey değiştirmez. Önemli olan, hücrenin algıladığı dalga boyu ile, fotonun dalga boyu arasındaki uyumdur.

Bilindiği gibi, canlı hücrelerinin yapı taşları organik moleküllerdir. Organik moleküller karbon atomunun sayısız farklı türevdeki bileşiklerinden meydana gelirler. Bu organik moleküllerin oluşturduğu görme hücrelerinin görülebilen ışığın dalga boyundan farklı ışınları algılayabilecek kapasiteye sahip olması mümkün değildir. Kısaca, diğer ışınları algılayacak bir göz tasarımının, yeryüzünde biyolojik olarak işlevsel olması imkansızdır.

Prof. Michael Denton, Nature's Destiny (Doğanın ~|~Kaderi) adlı kitabında bu konuyu detaylı olarak inceler ve organik bir gözün ancak "görülebilir ışık" sınırları içinde görebileceğini açıklar. Teorik olarak tasarlanabilecek başka hiçbir göz modelinin, farklı dalga boylarını görebilmesi mümkün değildir. Prof. Denton, bu konuda şunları söylemektedir:

"Ultraviyole, X ve gama ışınları çok fazla enerji taşırlar ve yüksek derecede tahrip edicidirler. Uzak kızılötesi ve mikrodalga ışınları da yaşam için zararlıdır. Yakın kızılötesi ve radyo dalgaları ise çok zayıf enerjiye sahip oldukları için tespit edilemezler...

Pek çok nedenden dolayı, elektromanyetik yelpazenin görülebilir bölgesi, biyolojik görme yeteneği için uygun olan yegane bölgedir. Özellikle de insan gözüne benzer yüksek çözünürlü kamera tipi omurgalı gözleri için, bu ışık aralığından başka uygun bir dalga boyu yoktur."

Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde, şu sonuca varırız: Güneş öyle ince tasarlanmış bir aralıkta ışık yaymaktadır ki, muhtemel ışık türlerinin sadece 1025'te 1'ini oluşturan bu aralık, hem Dünya'nın ısınması, hem kompleks canlıların biyolojik işlevlerinin desteklenmesi, hem bitkilerin fotosentez yapması, hem de Dünya üzerindeki canlıların görme yeteneğine sahip olması için en ideal aralıktır.

Elbette tüm bu hassas dengeler, tesadüf denen başıboş sürecin düzenlediği sistemler değildir. Tüm bunları yaratan, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki her şeyin Rabbi ve Hakimi olan Allah'tır. Allah'ın yarattığı her detay yaşamın her aşamasında karşımıza bir mucizeler zinciri olarak çıkmakta ve bize, bizi Yaratan'ın sonsuz kudretini göstermektedir.

Allah, sonsuz ilminin göstergesi olarak, binlerce çeşit farklı canlıda, binlerce çeşit farklı göz çeşidini, mükemmel yapılarıyla birlikte yaratmıştır. Kuran'da bir ayette Allah şöyle buyurmuştur:

"Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır." (Enâm Suresi, 103)

Yaratılış Hakikatleri

Harun Yahya
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100