03 Nisan 2014 Perşembe 00:01
2849 Okunma
‘Güneş seninle konuşur ya Ali’
Senetli bir şekilde Hz. Emirü’l-Müminin Ali’den (a.s.) Resûlullah’ın (s.a.a.) kendisine hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir: 
“Ey Ebe’l-Hasan, güneşi konuştur; şüphesiz o seninle konuşacaktır.” Hz. Ali şöyle seslendi: “Selâm olsun sana ey Allah’ın itaatkâr kulu!” Güneş şöyle cevap verdi: “Ve aleykesselâm ey Mü’minlerin Emiri, muttakilerin imamı ve yüzü akların önderi. Ey Ali, sen ve senin taraftarların cennette yer alacaksınız. Ey Ali, (mahşer günü) yer yarılıp da dışarıya ilk çıkacak kimse, Muhammed’dir (s.a.a.); sonra da sensin. İlk diriltilecek kimse Muhammed (s.a.a.), sonra da sensin. İlk giydirilecek kimse Muhammed (s.a.a.), sonra da sensin.”
(Bu sözlerin) ardından Ali (a.s.), gözlerinden yaşlar aktığı hâlde secdeye kapandı. Peygamber (s.a.a.) de, onun üzerine kapanıp, “Ey benim kardeşim ve habibim diye seslendi, kaldır başını Allah seninle yedi göğün ehline övündü” buyurdu. (El-Yakîn, s.165; Bihârül Envâr, c.41, s.169; El-Menâkıb, Hârezmî, s.113).
Abdullah b. Mes’ûd’dan şöyle nakledilmiştir: “Biz Peygamber (s.a.a.) ile birlikte olduğumuz bir sırada, Hz. Ali (a.s.) içeri girdi. Resûlullah ona hitaben şöyle buyurdu: ‘Ey Ebe’l-Hasan, Allah katındaki değerini sana göstermemi ister misin?’ Hz. Ali (a.s.), ‘Evet, anam babam sana feda olsun ya Resûlallah!’ deyince, ‘Yarın sabah olduğunda, Benimle birlikte güneşin karşısına çık; o, Allah-u Teâlâ’nın izniyle seninle konuşacaktır’ buyurdu. 
Kureyş ve Ensâr’ın hepsi toplandılar. Resûlullah sabah namazından sonra Hz. Ali’nin elinden tuttu ve beraber dışarıya çıktılar. Dışarıda oturup güneşin çıkmasını beklediler. Güneş doğduğunda Resûlullah (s.a.a), ‘Ya Ali, konuş güneşle, o memurdur ve seninle konuşacaktır’ buyurdu. Hz. Ali güneşe şöyle hitabetti: ‘Allah’ın selâmı, rahmet ve berekâtı senin üzerine olsun, ey Allah’ın söz dinleyen, itâatkar yaratığı.’ Güneş de şöyle cevap verdi: ‘Ve aleykesselâm ve rahmetullahi ve berakatuh. Ey vasîlerin en üstünü; Allah sana dünya ve ahirette, hiçbir gözün görmediği ve hiçbir kulağın duymadığı özellikler vermiştir!’ Hz. Ali, ‘Bana verilen nedir ki?’ deyince şu cevabı verdi: ‘Onları söylemem için bana izin verilmemiştir; yoksa insanlar fitneye düşerler! Ama dünyada verildiğin ilim ve hikmetten dolayı ne mutlu sana! Ahirette ise sen Allah-u Teâlâ’nın, Kur’ân’da övdüğü şu kimselerden olacaksın: Şimdi hiç kimse kendileri için, yaptıklarına karşılık gözler aydınlığı olacak şeylerden neler gizlenmiş olduğunu bilemez. (Secde, 17-18). Öyle ya iman eden kimse, fâsık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar. Evet sensin Allah’ın imana has kıldığı mü’min.’ 
Güneşin Hz. Ali ile üç kez konuştuğu rivâyet edilmiştir.” (Es-Sâkıb-u fil-Menâkıb, s.255).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100