Bu haber kez okundu.

Hadis tedvinine gösterilen hassasiyet
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden

Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler


Abdullah İbn?i Abbas (ra)

İbn?i Abbas, Peygamberin (sav) vefatında küçük bir yaşta idi. Ancak ilim ve hadis konusunda büyük bir aşk sahibi idi. Elinde levhalarla ilim meclislerini dolaşır ve hadisleri yazardı. Hadis alabileceği zatları da tek tek ziyaret eder ve onlardan da yazardı. Vefat ettiği zaman bir deve yükü kitap bıraktığı tevatüren rivayet edilmiştir. Onun bu kitapları elden ele dolaşmıştır.

Hadis Rivayet Eden Başlıca Sahabeler

Ebu Hureyre (ra)

5375 hadisle en fazla hadis rivayet eden sahabedir.

Abdullah İbn?i Ömer (ra)

2630 hadis rivayet etmiştir.

Hz. Aişe (ra)

2210 hadis rivayet etmiştir.

Enes b. Malik (ra)

2286 hadis rivayet etmiştir.

İbn?i Abbas (ra)

1660 hadis rivayet etmiştir.

Cabir b. Abdullah (ra)

1540 hadis rivayet etmiştir.

Ebu Said el?Hudri (ra)

1170 hadis rivayet etmiştir.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu sahabelerin bir kısmı hadisleri Peygamberim~|~izin (sav)'in sağlığında yazmaya başlamış ve yazılı olarak muhafaza etmişlerdir. Ashabı kiram o derece mükemmel bir hafızaya ve muhakeme yeteneğine sahipti ki; hadisler hafızalarında noktası ve virgülüne kadar mevcut idi.

Hadislerin Tedvin Safhası

Tedvin; birleştirip, kitap haline koymak demektir. Hadislerin yazılması, Allah Resulü'nün (sav) döneminde başlamış bir faaliyettir. Bu yazılı vesikaların tedvin işlemi Emevi halifesi Ömer b. Abdulaziz döneminde hicri I. asırda başlamıştır. Ömer b. Abdulaziz bu maksatla devrin büyük bilginlerinden Ebu Bekir b. Hazm'ı hadisleri toplamaya yöneltti. Ve kendisine şöyle yazdı: "Hz. Peygamberin (sav) senin eline geçen hadislerini yazıya geçir de bana getir. Çünkü alimler ölür gider de ilim kaybolur diye korkuyorum".

Ömer b. Abdulaziz bunun yanı sıra bütün ilim adamlarına başka işlerden kendilerini alarak bu işe versinler diye maaş verilmesini kararlaştırdı.

Halifenin emriyle taşrada yazılan hadisler defterler halinde merkeze gönderilmekte, orada çoğaltılarak tekrar İslam beldelerine yollanmaktaydı. Bu mühim hususu teşvik eden bir rivayet Zühri'den gelmektedir: "Ömer b. Abdulaziz sünnetin cem edilmesini emretti. Biz de onu defter defter yazdık. Ömer b. Abdulaziz üzerinde hâkimiyeti bulunan her bir yere bunlardan bir defter yolladı".

Hadislere Gösterilen Hassasiyet ve Hadis Yazan Bazı Âlimler

Cenab?ı Hak, İslam'ın temel taşlarından olan hadisleri hafıza ve zeka bakımından benzersiz, ilim ve takva hususunda eşsiz bir nesille koruma altına almıştı. İmam?ı Buhari, Ahmed b. Hanbel, İmam?ı Şafii, Ebu Hatim er?Razi, Mesudi bu büyük alimlerden yalnızca bir kaçıdır.

Bunlar o dönemin şartlarında büyük yollar kat ederek hadis yazmışlar, hadis nakli ile ilgili kişilerin ahval ve halini büyük titizlikle incelemiş ve ancak ondan sonra bu kimselerin rivayetlerini almışlardır. İmam Veki büyük bir hadis alimi idi. Ama babası devlet hazinecisi idi. Bundan dolayı kendisinden rivayet yapmak durumunda kalınca onu destekleyen bir başkasını muhakkak eklerdi. Yani yalnız babasının rivayetini gerçek kabul etmezdi. Bu tedbirli oluşun ve dürüstlüğün bir sınırı var mıdır?

Bu hadisçiler topluluğu soy bakımından son derece temiz, sabır ehli, ilim yolunda güçlük ve eziyetlere katlanan, hafızaları çok güçlü kısaca üstün yaradılışlı kimselerdi.

"İmam?ı Buhari Bağdat'a geldiğinde Bağdat âlimleri onu denemek, hafıza gücünü kontrol etmek için şöyle bir imtihan uyguladılar:

Yüz tane hadisin söz dizisi ile (metin), senedini (rivayet edenlerin her biri ile olan bağ zincirini) karıştırarak bir hadisin senedini başka bir hadise, bir hadisi de başka bir hadisin senedine katarak yerlerini değiştirdiler. Ve her on hadisi de ona sorsun diye bir kişiye havale ettiler. İmam?ı Buhari toplantı yerine gelince her bir kişi onar hadis okudu ve İmam?ı Buhari'nin bunlar hakkındaki bilgisini sordu. O, bunları dinledi ve 'ben bunları (böyle bir senetle gelen hadisleri) bilmiyorum' dedi. İlim erbabı bu sırrı (sözdeki gizli cevabı) anladılar. Bilgisi olmadığı için sözdeki gizli cevabı anlamayanlar güldüler. Her bir kişi sırası geldikçe kendi paylarına düşen hadisleri okuduktan sonra İmam?ı Buhari teker teker hepsine dönerek dedi ki: 'Okuduğunuz on hadisin söz dizisi (metni) şudur, senedi şudur. Sonra ikincisine, üçüncüsüne döndü. Nihayet hepsinin okuduğu hadisin doğru şeklini okudu (tashih etti) ve hangi metnin senedi hangisi ise, hangi senedin de metni hangisi ise eksiksiz okudu. Orada bulunanlar onun bilgi derinliğine, intikal suretine (hızlı hatırlamasına), hafıza gücüne şaşırıp kaldılar".

İmam?ı Buhari, hadis yazmak maksadıyla 14 yaşında seyahate başlamış, Buhara'dan Mısır'a kadar ne kadar ülke ve bölge varsa hepsini dolaşmıştı. İmam Hatim er?Razi şöyle diyor:

"Ben üç bin fersahdan (18 bin km) fazla mesafeyi yaya kat ettim. Sonra da km saymayı bıraktım".

Endülüslü hadis âlimi İbn?i Hayyan Endülüs (İspanya), Irak, Hicaz, Yemen yetkililerinin yanlarına giderek hadis toplamıştı. Bir bakıma Atlas Okyanusu kıyısındaki Tanca'dan başlayarak, Süveyş'e kadar bütün Afrika kıtasını, sonra Kızıl Denizi aşmış buraları adım adım dolaşmıştır.

Pek çok hadis âliminin seyahatnameleri üç kıtayı birden yani Asya, Afrika, Avrupa (İspanya)'yı içine almaktadır. O devrin medenî dünyasında Uzak Batıdan (Endülüs), Uzakdoğu'ya (Horasan) kadar yolculuk yapmak ve şehir şehir dolaşmak basit işti.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100