14 Nisan 2006 Cuma 00:00
266 Okunma
Hak gelince bâtıl zâil olur
Allah ve Resulünün sevdiği, uygun gördüğü, razı olduğu herşey doğru ve güzel; aksi ise yanlış ve çirkindir ~|~

Nefsi temayüllerin putlaştırılarak bir hayat tarzı olarak telakki edilmesi, ilim ve akl-ı selim ölçüsüne göre kesin zararlı olarak tespit edilmişitir. O halde ölçüyü Allah koyacaktır ve koymuştur. Ahkam-ı şeriyye bunun ifadesidir.

İslam akaidinde "hüsn ve kubuh" (güzel ve çirkin) konusu önemli yer tutar. Neticede ifade edilir ki, Allah ve Resulünün sevdiği, uygun gördüğü, razı olduğu; akıl, ilim ve hikmet açısından da faydalı olduğu teyid edilen herşey doğru ve güzel; aksi ise yanlış ve çirkindir.

Resulullah Efendimiz (sav), nübüvvet ve risalet görevi ile hakkı batıldan ayırma ölçüsünü ikame etmiş ve bunu gerek fert ve gerekse toplum planında tahakkuk ettirmiştir. Mekke'nin fethiyle bunu zahiri planda göstermiş, "Hak gelince batıl zail olur" (İsra, 81) hükmü yerini bulmuştur. Hak batıldan, doğru yanlıştan ancak ilahi bir nurun ışığıyla ayrılabilir. Bu ilahi bir mevhibedir. Resulullah Efendimiz'in şu duası hakkı batıldan ayırmanın önemini vurgular: "Ya Rab! Hakkı hak bilip ona tâbi olmak; batılı batıl bilip ondan kaçınmak nasip eyle"

Hasılı, neyin iyi neyin kötü olduğu ancak ilahi bir mikyasla ayırtedilebilir. Bu mikyas vahiyle sabit olmuş, ahkam-ı şeriyye ile korunmuştur. Buradan da anlaşılıyor ki, insanın kulluk yolunda, Hakk'a gidişte dış şartların Allah'ın ölçüleriyle tanzim edilip bir disiplin altına alınması büyük önem taşımaktadır. Ta ki, kulun Allah'a olan kalbi seferi sekteye uğramasın.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100