14 Eylül 2006 Perşembe 00:00
308 Okunma
Hakk'ın nispet kokusu O'nda zahire yansırdı
Resulullah Efendimiz (sav) bir yetimin başını okşadığında, o çocuk etrafa yaydığı güzel koku ile diğer çocuklar arasında rahatça fark edilirdi. ~|~

Yine Peygamber Efendimizle musafaha edenler, onun mübarek teninden yayılan mis kokusunu akşama kadar ellerinde koklayabilirlerdi. Peygamber Efendimizin koku sürünmeye ihtiyacı olmadığı halde ümmetine fiili kıstas ve "üsve-i hasene: en güzel örnek" oldukları için sık sık güzel koku kullanırlar ve ashabını da buna teşvik ederlerdi.

"Misk, kokuların en güzelidir" (Müslim, Elfaz, 18) buyuran Allah Rasulü, "Bir kimseye reyhan takdim edilirse onu reddetmesin. Zira reyhan taşınması hafif, kokusu güzeldir." (Müslim, Elfaz, 19) buyurarak ashabını da teşvik etmişlerdir.
Veda haccında ihramı giymeden önce gusül abdesti aldılar, taranıp güzel kokular sürdüler.

Hazret-i Ömer, güzel koku hakkında," malımın önemli bir kısmını güzel kokuya vermeyi israf saymam." buyurmuşlardır.
***
Bir gün Ümm-i Eymen çarşıya doğru süratle koşarken Süleyme'ye çarpar. Süleyme bağırdı:
- Ne var böyle koşacak?
-Muhammedü'l-Emin'e müjde götürüyorum.
- Ne müjdesi?
-Dördüncü kızı doğdu.
Hayret ve şaşkınlık içinde Süleyme'nin gözleri sanki yerinden fırlar:
- Ona dördüncü kızını mı muştulayacaksın?
- Evet.
Süleyme, Ümm-i Eymen'e yaklaştı, hafif ve korkulu bir sesle:
- Bereke (Ümm-i Eymen) bana doğruyu söyle! Efendin, tekrar kızı olduğu haberini acaba nasıl karşılayacak?
Ümm-i Eymen onun cahiliye toplumunun katı kurallarından dolayı endişesini anlayarak der ki:
- Senin bu suâlin bana ilk kızı Zeyneb'in doğduğu günü hatırlattı. Bana o zaman da bu haberi ona götürmemi emrettiler. Ben ona gittim. Fakat korkudan titriyordum. Yeni doğan kız çocuğu ile beni bir çukura koyup üzerimizi toprakla kapayacağını zannediyordum. Fakat ben öyle bir durumla değil, hiç ummadığım ve beni dehşete düşüren bir hareketle karşılaştım. Kızı olduğunu duyar duymaz yüzü sevinçle parladı. Gitti onu alıp öptü ve bağrına bastı. Kızının anasını bu sebeple tebrik etti. Sonra kurbanlar kesti ve doğumunu herkese yemekler vererek kutladı.

Süleyme hayretten donakalmış bir şekilde bekliyordu. Çünkü o üç defa evlad acısı tatmış olduğu için böyle bir şeyi aklı almıyordu. Kocası, her kızı doğdukça götürüp onları diri diri gömmüştü. Bu şefkatli babanın dördüncü kızı Hazret-i Fatıma'ydı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100