20 Ekim 2009 Salı 00:00
304 Okunma
Hakk'ın tecellillerine ermek
Varlığın hakikatini kavramak, insanoğlunun daima merak konusu olmuştur. Alemlerin yaratıcısı Cenab?ı Hakk olması sebebiyle, yaradılışla ilgili sorular için kesin doğrulara ulaşmak da ancak, Allah'ın yaratılıştaki hikmetini kavramakla olabilir. ~|~

 

"Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" (Zariyat: 56) ayeti kerimesi ve "Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi murad ettim, mahlukatı yarattım" kudsi hadisinde de beyan edildiği gibi, Cenab?ı Vacibul Vücut, bu alemi, kendisini bilmesi, varlığını kabul ile tanıması maksadıyla yaratmıştır.
Allah'ı tanıması muradıyla verilen eşya ve insan ise, Cenab?ı Hakk'ın tecellilerinden vücut bulmuştur ve alemin devamı bu tecellilerin devamına bağlıdır. Kürreden zerreye tüm mahlukat, Hakk'ın tecellileriyle varolan ve devamı için her an O'na muhtaç olduğu Rabb'ını arayış seferberliğidir.
İnsanın Allah'ı arayışı ve kavuşma isteği de bu sebeple çok daha fazladır. Ve ancak kendi özünü, ruhunu tanıyarak Allah'a gidecek yolu bulabilir.
Peki insanın özü nedir?
İnsan, Cenab?ı Hakk'ın nefa?i ilahisini taşıyan O'nun en kıymetli varlığıdır. Manevi yönden kendini keşfeder, bu nefai ortaya çıkarırsa, özünü tanımış ve Rabb'ını tanımaya başlamış olacaktır. Zira, ancak "Ben"in mahiyeti bilinirse, Allah bilinebilir. Bu ise, aklın değil, kalbin vazifesidir.
Cenab?ı Hakk'ı bilmek ancak kalp kulvarından olabilir. Akılla, kitaplar okuyarak Allah'ın bilinmesi imkansızdır. Bu sayede sadece Allah'ın ne olmadığı anlaşılabilir. Rabbimizi tanımak ise kalbe olan tecellilerledir.
Nurani tecellilerle de kul Rabb'ını tanır, O'nu sever, teklik hali olan aşkı yakalar ve bu aşkla Rabb'ına ulaşır.
Cenab?ı Hakk'ın kendini sevdiği bir ayna olarak kalbin sağlanması ise ancak ibadetle mümkündür. İbadetle nefsi kötü sıfatlardan temizlenen insanın kalbinde, ahlaki zemimenin vasıfları kalmaz. Nefsi erir, kendi varlığından geçer, Allah'ın ahlakına bürünür.
Bu sayede o kul artık, her an Rabb'ıyla beraberdir ve onun her hali ibadettir.
Kalbi temizleyecek ve Allah'a vuslatı sağlayacak en kıymetli ibadet ise zikrullahtır. Yani Allah'ı hiç unutmadan, her yerde ve her an O'nu anmaktır. Varlık alemi, her an Allah'ı zikir halindedir. Tecellileriyle var olan mahlukatın, Allah'a ulaşma seferi bir zikirdir.
İnsanları Allah'a taşıyan 2 yol olan nübüvvet yolu Resulullah (sav) ile sona ermiştir; velayet yolu ise Hz. Ali'den günümüze onun vekilleri aracılığıyla halen devam etmektedir. Hz. Ali'nin Resulullah'a, Allah'a ulaştıracak en kısa yolu sorduğunda, kendisine her an zikrin tavsiye edilmesi, kulun vuslatının zikirsiz olamayacağını göstermektedir. Biz de içinde bulunduğumuz günleri ibadetle geçirerek varlık sebebimiz olan Allah'ı tanımada vesileler aramaya çalışmayız.

RAHMETEN Lİ'L-ÂLEMÎN HZ. MUHAMMED (SAV) /
Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın kaleminden Gönül Sohbetleri

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100