Bu haber kez okundu.

Hasret...
Havva KULOĞLU

Dağlar dayanmaz Ferhat eline, çöller dayanmaz Mecnun diline, bin parçadır gönül bölüne bölüne, yâr hasretin düşürdü, beni el diline.

Hasret; yaradılalı beri içine düştüğüm girdap. İnsan, hasret demek; insan olmak ise hasreti özümsemek. Kâlu Belâ'da başladı hasretim. Yaradılanda yansıdı Yaradana hasretim. Bilemedim, anlayamadım aynadaki kimin aksi; Leyla sandım değilmiş, meğer Leyla'da O'nun aksi!

Bir kor ki; yangını tüm benliğimi sardı. Alevlerin ortasında yanmayan bir gül vardı. O güle akseden bahçıvan nazarında, ben de güle dönsem dostun gülizârında.

Hasret; basamak basamak tırmandığım bir yokuş. Her basamağında parlar bir çift yeşil nakış. Hayranlık karışır hasret yangınına, gönül biraz yatışır vuslat sevdasıyla.

Dostun dostuna dost olma sevdası, hasret çeken gönüle bir teselli nidası. Sabreden sabrıyla erermiş muradına, her ayrılığın sonu kavuşmak yârânına.

Ey gönül! Ayrılıklar sevdanın kamçısıdır. Hasret olmasa arzulanır mı vuslat? Sonsuza uzanır ~|~bu ayrılık destanı. Bir sen değil gönül, yanan bütün kainat.

Bitmedi, bitmeyecek içimdeki yangınlar. Hep koşacağım görüntüler peşinde. Ya dostların gönlünde bulurum seni nazlı yâr; ya da sonsuza dek yanarım ateşinde.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100