Bu haber kez okundu.

‘Her şeyin bir ayrılığı vardır’
Ahmed ibn-i Atâullâh “Hikem-i Atâiyye”de anlatıyor:
“Gecenin gündüzü takip ettiği gibi, sevinci de bela takip eder. Belanın gelişi sevincin geleceğinin alametidir. Sevinç de belanın geleceğinin alametidir. Sevince bel bağlama, zira arkasından bela gelecek demektir. Asıl maksat bela ve sevinçlerde hep Allah’ı görmektir. Allah bunların hepsini kendini bildirmek için hâlketmiştir. Dünyayı yaratması da bunlardan ileri gelir.
Kulun dünyada üç hissesi vardır:
1- Bela hissesi,
2- Musibet hissesi,
3- Ölüm hissesi.
Hz. Ali (k.v.) hazretleri buyuruyor ki: ‘Yâ Selmân, dünya yumuşak bir yılana benzer. Yumuşaktır ama zehirli olduğu için öldürür. Dünyada seni aldatacak her şeyden kaçın. Zira her şeyin bir ayrılığı vardır.’
Dünya fanidir. Ahiret yurdu bâkidir. Allah’ın emirlerine anlamayanlara, Allah dünyanın belalarını (ki bunlar zevk gibi olurlar) tattırır. Böyle olmakla beraber, dünya ârifin cennetidir. Zira âhiret de burada kazanılıyor.
***
Evliyâullahın ibâreleri (sembolleri) makam sahiplerinin sözleri, ruhumuz için birer gıdadır. Bu ibareler, taliplerin ihtiyacı için, Allah’ın ilminden alınır ve ehline verilirler.
Bu gıdalar, ayrı ayrı olup, taliplerin derecelerine göre verilirler. Her söz, dinleyiciler tarafından başka başka manalarda anlaşılır.
***
Kimsenin malına elini uzatma ve kimseden isteme. Hak’tan başka veren olmadığını unutup da elini hiçbir kimseye uzatma ve isteme.
Kul’un rızkı da iki türlüdür:
1- Sebepli rızık: Bu rızık şeriata uygun olarak alınır.
2- Sebepsiz rızık: Bu her şeyi yok görüp, Hakk’ı var bilerek, Hak’tan alıp, yine Hakk’a vermektir. 
Şeriatte icap ederse istenebilir. Marifette istemek yoktur. Çünkü ehl-i marifet mutlak verenin Allah olduğunu bilirler, istemeyip sabrederler.
Güneşe bakıp da gözlerimizi eşyaya çevirdiğimiz zaman, eşyayı göremeyiz. İşte Hak âşıkları da Hak aşkı ile dolu olduklarından, Hak’tan başka bir şey görmezler. Dâima Hak ile alış-veriş yaparlar.
Dâima nefsin istediğinden kaçınmalı, onu almamalı, istemeden geleni almalıdır. Resûlullah (s.a.a.) hadislerinde şöyle buyuruyor: ‘Dostlarından biri senin ihtiyacın olanı ummadığın anda gönderirse, sen de kabul et.’
‘İstemeden ve beklemediğin bir anda gelen rızkı al. İhtiyacın yoksa ihtiyacı olana ver.’
‘Kimseden bir şey istenmez. Fakat beklemeden gelirse alınır. Nefsinin isteği peşinde gidip de kimseden bir şey isteme.’
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100