Bu haber kez okundu.

Hoş geldin, sefalar getirdin ey Şehr-i Ğufran!
11 ay oldu gideli? Seni özledik. Yolunu gözledik. Seni bekledik! Rahmete, mağfirete, basirete, birliğe ve kurtuluşa dünden daha muhtaç hale geldiğimiz bu günlerde hasretle bekledik yolunu! M.E.Koç'un yazısı... ~|~

 


11 ay oldu gideli? Seni özledik. Yolunu gözledik. Seni bekledik! Rahmete, mağfirete, basirete, birliğe ve kurtuluşa dünden daha muhtaç hale geldiğimiz bu günlerde hasretle bekledik yolunu!
Gönlümüze hoş geldin... Vatanına, vatanımıza hoş geldin!
Adını adımız yaptık; en sevdiğimiz gözlerimizin nuru çocuklarımıza Ramazan dedik. Ruhunu ruhumuza sindirdik? Hoş geldin, sefalar getirdin!
Seni bilenler bilir? Oruç ayı... Zekat ayı... Kur'an ayı? İftar ve ikram ayı... Teravih ayı... Hatm?i şerif ayı... Rahmet ayı... Mağfiret ayı... Kur'an?ı Kerim ayı... Medeniyet ve insanlık ayısın sen!
Sen bize aitsin, bizim medeniyetimize; biz de sana!
Muhammed Mustafa ile, Ehl-i beyti ile, âl ü ashabıyla, dostlarıyla, ve elbette cümlesine milyonlarca salât ve selamların ile hoş geldin, tekbirlerinle sefalar getirdin!
Özlemiştik... Hep beraber, milyonlar-milyarlar, tek yürek halinde "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed'inin Nebiyyi'l Ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim" demeyi!
Hasretiz, özlüyoruz Muhammed Mustafa'yı, Ehl-i beytini, âl ü ashabını ve Onlara salat ü selamları? Çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, kadın-erkek tek yürek halinde ve yüreklerimizin tüm avazıyla "Allahümme salli alâ seyyina Muhammed'inin Nebi'yyil Ümmiyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim" diyerek Muhammed Mustafa'ya ve onun Ehl-i Beytine, âline-ashabına salat ve selam getirmeyi özlemiştik?
Gök kubbe de özlemiş, yerküre de hasret kalmıştı böylesi salat ve selama!
Papaz buhurları, haham tütsüleri pompalıyorlar Son peygamber Muhammed'inden bihaber bırakılan neslimizin üzerine, Ümmet?i Muhammed'in yüreğine kimi Müslüman kılıklı zavallılar!
Kasvet bağlamıştı adeta gönüller, gök kubbe ve yerküre! O kasvet dağılıyor seninle, salat ve selam ile, tekbirlerle!
Ey Şehr?i Ramazan Muhammed Mustafa'mızı getirdin bize, O'nun dostlarının vesilesiyle rayihalar getirdin, nispet kokuları getirdin, O'na salat ve selam ile geldin; hoş geldin!
"Oruç benim içindir, onun mükafatını ancak ben veririm" (Buhari, Sahih, Savm, 9; Müslim, Sahih, Sıyam 164) diye ilan eden Yüce Allah'ın "büyük müjdesi" ile geldin? Yürekten samimiyet ve ihlasla inanıp teslim olanlar büyük müjdeler getirdin, hoş geldin sefalar getirdin!
"Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a yemin olsun ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk ü amberden daha hoş ve daha güzeldir" (Buhari, Sahih, Savm, 9; Müslim, Sahih, Sıyam 164; Ebu Davud, Sünen, Savm 25) buyuran Muhammed Mustafa'nın muştusu ile geldin, misk ü amberden daha güzel rayihalarla geldin, hoş geldin!
Cennet kapıları açılır sende, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır; senin rahmetine gölge düşüremezler.
Dünya da böyle olduğu gibi, ebedi yurt olan ahirette daha da muhteşem karşılıklarda geldin, hoş geldin!
"Cennet'in Reyyan adlı özel bir kapısı var ki, o kapıdan sadece oruç tutanlar girebilecek" buyurur Kutlu Nebi? Seni idrak edenler girecek ey Şehr?i Ramazan, hoş geldin! "Oruçlular nerede diye nida edilecek mahşerde! Hepsi kalkarlar ve işte cennetin bu özel kapısında içeri alınırlar; Yüce Allah'ın özel misafiridirler artık onlar. Oruçlarını tutanlardan başkası sokulmaz o kapıdan..." (Buhari, Sahih, Savm, 9; Müslim, Sahih, Sıyam 166; Nesai, Sünen, Sıyam 43). Bize açtığın, milletimize ve ümmet?i Muhammed'e açtığın bu özel cennet kapısıyla, özel Reyyan kapısıyla hoş geldin ey Şehr?i Ramazan!
"Kim inanarak ve mükafatını Yüce Allah'tan umarak oruç tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari, Sahih, İman, 28; Müslim, Sahih, Sıyam 3; Ebu Davud, Sünen, Ramazan 1) buyurur Alemlere Rahmet Hz. Muhammed... "Amenna!", inandık ve iman ettik; Muhammed'inin müjdesi senettir.
Orucumuzla, günahlarımızdan arınmayı umuyoruz Yüce Mevla'dan? Bu müjdeyle karşılıyoruz seni, hoş geldin!
Senin kıymeti Yüce Allah takdir etti ve O'nun son elçisi Muhammed Mustafa tarif etti... Bizim seni tarife, orucun kıymetini, teravihin kıymetini, salat ü selamların kıymetini takdir ve tarif etmemiz ne haddimize? Seni tarife çalışarak belki kalemimizi, kelamımız, sayfa ve gönül köşelerimizi güzelleştirdik! Hoş geldin!
Ey şehr?i Ramazan, duyduk ve inandık ki, sen şefaat sahibisin; "Oruç ve Kur'an mahşer gününde şefaat edeceklerdir" (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/174) buyurur şefaatçıların şâhı Muhammed Mustafa... Sen ki, Muhammed Mustafa'ya salat ve selamın yanı sıra sair her iki şefaatçıyı da bağrında barındırıyorsun; şefaatçıların şâhına salat ve selam okuyarak, oruçlarımızı tutarak ve Kur'an?ımızı hatmederek şefaat talep ediyoruz.
Şefaatçılarınla hoş geldin ey Şehr?i Ramazan!
Muhammed Mustafa ki, senin kıymetini idrak edemeyip oruçlarını yiyenleri ikaz ediyor: "Kim mazeretsiz ve hastalıksız olarak Ramazan'dan bir günün orucunu yerse, bütün bir ömür boyu oruç tutsa o Ramazan orucunu ödemiş olamaz" (Tirmizi, Sünen, Savm, 27; Ebu Davud, Sünen, Savm, 38; İbn Mace, Sünen, Sıyam 14).
İşittik ve iman ettik, şimdi seni bağrımıza basma vakti ey oruç ayı! Fazla söze ne hâcet; hoş geldin sefalar getirdin ey Şehr?i Ramazan, ey Şehr-i Gufran!

Mihmet Emin KOÇ / meminkoc@yenimesaj.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100