Bu haber kez okundu.

HOŞGELDİN YA ŞEHR-İRAMAZAN
Ramazan Yazıları
RAMAZAN?I ŞERİF'TE ÇOCUKLUK DUYGULARI


(Salat?ü Selam'ın fazileti)

Ramazan?ı Şerif'te yurdumuzda ve dünya çapında hep bir ağızdan okunan tekbir sedaları, Kelime?i Tevhid ve Salat?ü Selamlar vakitlerin dönmesi ve tavafı sayesinde her an semaları inletir.

Ramazan?ı Şerif'te hususen Teravih namazları arasında okunan Salat?ü Selamlar ile dillerimiz, gönüllerimiz Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sav) Efendimize olan sevda ile coşuyor.

Resulûllah Efendimiz bir hadis?i şeriflerinde gönüllerin sevda ve kudsi merasimini şöyle haber veriyor:

"Vefatımdan sonra sizden kim bana selâm gönderirse Cebrail bana gelir ve şöyle der:

?Ya Muhammed! Ümmetinden falan kimsenin sana selâmı var. Buna karşılık Ben şöyle selâm alırım:

?Benden de ona selâm olsun, ayrıca onun için Allah'tan rahmet ve bereket dilerim."

Hz. Ömer (ra) duanın anahtarının Salat?ü Selam olduğunu beyan ederek:

"Duyduğuma göre, dua sema ile yer arasında tutulur. Tâ Peygamber'e salavat getirinceye kadar ondan~|~ hiç bir şey semaya çıkmaz" buyuruyor.

Bu sebeple dualarımıza başlarken:

"Esselatü vesselamu aleyke ya Resulûlallah" diyerek başlarız.

Çocukluk günlerimde yine kürsülerden ve hutbelerden çokça dinlediğim bir olayı aktarayım. Bugün bu duyduğumu şimdi sizlere kitaptan naklediyorum. Hocalarımıza dualar ediyorum.

Enes b. Malik şöyle anlatıyor:

Resulûllah (sav) minbere çıkıyordu. Adımını attı.

? "Amin" dedi. Bir basamak daha çıktı.

? "Amin" dedi. Bir basamak daha çıktı, yine:

? "Amin" dedi. Bundan sonra çıkmadı, kaldı. Sonra oturdu.

Muaz b. Cebel, Resulûllah'a bunun hikmetini sorduğunda Resulûllah (sav) şöyle anlattı:

?Minbere çıkarken Cebrail geldi ve şunu dedi:

?Bir kimse Ramazan ayına kavuşur, günahları bağışlanmadan ölür ve bu yüzden Cehenneme girerse Allah onu rahmetinden uzak kılsın deyince; "Amin" dedim.

İkinci olarak şöyle anlattı:

?Bir kimse ana ve babasının sağlığına kavuştu. Onlara iyilik etmeden öldü. Bu yüzden de Cehenneme gitti. Allah onu rahmetinden uzak etsin deyince "Amin" dedim.

Üçüncü olarak şöyle anlattı:

?Bir kimsenin yanında anıldın. Ama Sana salavat getirmedi. Bu hali ile de öldü. Bu yüzden de Cehenneme gitti. Allah onu rahmetinden uzak etsin deyince "Amin" dedim.

Bu hadis?i şerifi çok duymuşsunuzdur. Köyümüzün içi ahşap, dışı tuğla ve çamur kaplamaları camilerini hatırlıyorum. Hocalarımız kalplerini uyandırıp nasihatler ve vaazlarla cemaatin fikir ve gönüllerine seslenirdi. Bu hadis?i şerifi çok yerde dinlemişsinizdir. Aman ha salat?ü selamı unutmayalım.

Resulûllah (sav) Efendimiz yine bir hadisinde:

Dört şey var ki cefadır buyurur.

1. İnsanın ayakta bevletmesi.

2. Namazı bitirmeden alnını silmesi.

(Sahrada, toprak ve yeşillik üzerinde namaz kılındığında alnına yapışanlarla uğraşmak).

3. Müezzinin ezanını işittiği halde onun dediklerine şehadet getirmemesi.

4. Yanında anıldığım halde Bana salavat okunmaması.

Yine Resulûllah (sav) Efendimiz, "Bana salavat okuyunuz. Salavat sizin için Zekat'tır. Benim için Allah'tan vesile talep ediniz" buyurur.

Bir fakih (dini hükümleri iyi bilen) buradaki "Sizin için Zekat'tır" buyurulmasının anlamını şöyle açıklıyor:

?Sizin için temizliktir. Günahlarınıza mağfirettir.

Burada çok önemli bulduğum bir tesbiti size nakletmek istiyorum. İbretle okuyalım. Unutmayalım. Bir gün aklıma gelirse bu konuda soru sorabilirim.

"Diğer ibadetlere nazaran Resulûllah (sav)'e salavat okumanın daha faziletli olduğunu anlamak istiyorsan Allah?ü Teala'nın şu emrine bak, düşün:

"Allah ve melekleri Peygambere salavat okurlar. Ey iman edenler! Siz de ona salavat getiriniz ve tam bir teslimiyetle selâm veriniz" (Ahzab: 56).

Diğer ibadetler için Allah?ü Teala, sadece kullarına emir verdi. Ama Resulûllah'a salavat böyle olmadı. Önce bizatihi O'na salavat okudu. Ve O'na salavat okumak için meleklere emir verdi. Bundan sonra da mü'minlere salavat okumaları emrini verdi. İşte, bundan da anlaşılıyor ki, Resulûllah'a salavat, ibadetlerin en faziletlisidir. (Tenbîhü'l Gâfilin c. 1).

"Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed'in ve ala âli Muhammed".
Feyyaz İNANÇ



Ramazan'ın faziletleri?III

Ebû Hüreyre'den naklen, Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Oruç bir kalkandır. Sizden biri, oruç tuttuğu zaman, cahillik etmesin. (Yani kendini bilmezlik etmesin).

Şayet bir kişi ona sataşır veya dövüşmek isterse şöyle desin:

?Ben orucum."

Ramazan ayını, orucun üstünlüklerini anlatmıştık. Orucumuzun Allah katında makbul olması için dikkat etmemiz gereken önemli hususlar var. Bunlardan bir tanesi, Peygamber (sav) Efendimizin buyurduğu gibi insanlarla güzel geçinmek, sataşan olursa alttan alıp, ben orucum diyerek oradan uzaklaşmaktır. Oruç tuttuğumuz zaman, kulağımızı, gözümüzü, dilimizi harama bakmaktan ve haram dinlemekten korumalıyız.

O yüzden Peygamber (sav) Efendimiz buyuruyor:

"Şu beş şey orucun sevabını giderir:

1. Yalancılık,

2. Dedikodu,

Peygamber (sav) Efendimiz "insanların etini yiyip duran kimsenin orucu yoktur" diye buyurmuştur. Bazıları hem dedikodu ederler, hem de derler ki "Ben dedikodu etmiyorum canım, gerçeği söylüyorum". Gerçeği gördüğünü söylemek, o kişinin arkasından konuşmak dedikodudur. Yalan söylemek, olmayanı söylemek ise iftiradır, o da adam öldürmekle aynı ayarda günahtır.

3. Söz taşıyıcılık,

4. Yalan yere yemin etmek,

5. Yabancı kadın ve erkeklere kötü gözle bakmak" diye buyurulmaktadır.

Mü'mine yakışan edep ve vakar içinde halka eziyet etmeden, diline, gözüne, gönlüne hakim olarak orucunu eda etmesidir. Züleyha KARAKUŞ



Fıkıh Köşesi
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler


Dünden devam

6. Gebelik, süt annelik: Şöyle ki, Ramazan'da gebe bulunan, ya kendisinin veya başkasının çocuğuna süt veren bir kadın, kendisine veya çocuğa bir zarar gelmesinden korkarsa, orucunu bozabilir. Sonra onu kaza eder. Ancak süt analığı gerçekleşmiş olmalıdır, çocuğa süt verecek kendisinden başka bir kimse bulunmamalıdır. Yahut bulunduğu halde çocuk memesini emmemelidir.

7. Hayz ve nifas hali: Bir kadın Ramazan'da gündüzün âdet görmeğe başlarsa veya çocuk doğurursa, orucu bozmuş olur. Artık âdet günlerinde ve lohusalık müddetinde oruç tutamaz, caiz değildir.

Fakat bir kadın âdet günü sanarak orucunu bozduğu halde, o gün âdet görmemiş olursa, kendisine keffaret de gerekir. Tercih edilen görüş budur.

Ramazan'da âdet gören bir kadın geceleyin âdet kesilip temizlenecek olsa bakılır: Eğer âdet günleri tam on gün ise, ertesi gün Ramazan orucuna başlar. Fakat on günden az ise, âdeti kesildikten sonra imsak vaktine kadar yıkanmasına yetecek kadar fazla bir zaman kalmışsa, yine oruca başlar. Bu kadar vakit bulunmaz ise, yıkanması arkasından hemen imsak zamanı olursa o gün oruca başlamaz; çünkü böyle on günden noksan âdet görenler hakkında yıkanma müddeti de âdet vaktinden sayılır.

8. Ziyafet: Ziyafet vermek ve bir ziyafete çağrılmak, nafile oruçları bozmak hususunda bir özür sayılabilir. Bunun için, sonradan kaza edebileceğine güvenen kimse, vereceği veya çağrıldığı bir ziyafetten dolayı, nafile olarak tutmuş olduğu orucunu bozabilir. Çünkü orucuna devam ettiği takdirde, bir Müslüman kardeşini gücendirmiş olabilir.

Bir görüşe göre, nafile oruç ziyafet için zevalden önce açılabilirse de, zevalden sonra artık açılamaz. Eğer ana ve babanın haklarına riayetsizliği gerektiren bir hal olursa, o zaman bu oruç bozulabilir. Ziyafet, farz ve vacib oruçlar için bir özür değildir.

9. Talaka (boşamaya) yemin: Nafile veya kaza orucuna başlamış olan bir kimseye orucunu bozması için bir şahıs kendi hanımının boş olmasına yemin etse, orucunu bozmazsa karısının boş olacağını söylese, bu oruçlunun o yemin eden adamı zarardan ve eziyetten kurtarması için orucunu açması mendub olur. Bazı alimlere göre, daha istiva zamanı olmamış ise, bu mendubdur (iyidir), değilse mendub olmaz. Fakat yemin eden kimse oruçlunun babası ise mendub olur.

Sürecek...
Ömer Nasuhi Bilmen - Büyük İslam İlmihali



Lâtifeler

İsmail bin Bilal vezâret makamına geçmiş, şiddet ve büyüklük kapısını açmıştı. Ebu'l?Gaynâ her gün onun maiyetine gidip gelir ve karşısına geçip dururdu. Vezir İsmail hiç ona iltifat etmez ve yüzüne bakıp bir şey söylemezdi.

Ebu'l?Gaynâ'nın bir kızı vardı. Bir gün babasına:

?Baba her gün bu vezire varıyorsun, hiç halinden söylüyor musun? Ebu'l?Gaynâ:

?Söylüyorum ama kulağına gitmiyor, sözümü işitmiyor. Kızı:

?Ya fakirliğini görmüyor mu?

?Nasıl görsün? Yüzüme bakmıyor ki...

?Hiç bir gün olsun sana yanılıp da bir şeycik vermedi mi?

?Vermedi.

Artık kızı dayanamaz, Kur'an'dan şu mealdeki âyeti okur:

? "Ey baba, sözünü işitmeyen, yüzüne bakmayan ve sana faydası dokunmayan şeye niçin tapıyorsun?" (Meryem: 43)

Şiir

Acebdür ehl?i dünya ey birâder

Tapar halka koyup Hallâk babın

Atâyı bir bölük âcizden ister

Unutmuşlar meğer Rezzâk bâbın

(Ey kardeş, şaşılacak şeydir, dünya ehli Yaratanın kapısını koymuş yaratığa (halka) tapıyor.

Rızık verici (Allah'ın) kapısını unutmuşlar, iyilik ve ihsânı bir bölük güçsüzden isterler.)
Lamiizâde Abdullah Çelebi



Gönül Dostları
Mevlânâ Hâlid?i Bağdâdî


Mevlânâ Hâlid?i Bağdâdî Hazretleri karşılaştığı güçlükleri hocası Abdullah?ı Dehlevî'ye bir mektupla arz edince, hocası ona yazdığı mektupta şunları buyuruyordu:

"Mektubuma Rahman ve Rahîm olan Allah?ü Teâlâ'nın ismiyle başlıyorum. Allah?ü Teâla'nın sevgili kulu mübârek Mevlânâ Hâlid! Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü. Tepeden tırnağa kadar kusurlu olan bu fakîre, her an ziyâdesi ile gelmekte olan Allah?ü Teâlâ'nın nimetlerine şükür ve hamd etmek yazıya ve söze sığmaz.

Siz, istifâde etmek isteyenlere yardımcı olunuz. Onlar da emredilen zikir ve diğer vazifeleri yerine getirip, saâdetlerini bunlardan bilsinler. Büyüklerin yolunu inkâr edenlerle görüşmesinler. "Hocana kötülük edenle iyi olursan, köpek senden daha iyidir" sözü meşhurdur. İmâm?ı Rabbâni Hazretlerine îtiraz edenlerden uzak olunuz. Alimler ve arifler söylemişler ve yazmışlardır ki: "İmâm?ı Rabblâni Hazretlerini sevenler, mü'min ve müttakilerdir. Ona buğz edenler münâfık ve şakilerdir." İslam memleketleri Hazret?i Müceddîd'in feyzleriyle doldu. Ve bütün Müslümanlar'a, Hazret?i Müceddîd'in nimetlerine şükür ve hamd etmek vâcib oldu.

O memleketin alimleri, şerifleri ve âmirleri mübârek varlığınızı nîmet bilip sizden istifâde edeler. Size tâzim ve hürmette kusur etmeyeler, muhâliflerinize, size sû?i kasd edenlere ve sizi çekemeyenlere mâni olalar. Bu fakîr, bunları nasîhat yollu yazdım. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem; "Din nasîhattir" buyurdu.

Allah?ü Teâlâ, sizi, Şâh?ı Nakşibend'in, Müceddîd?i Elf?i Sâni'nin ve kalbimin kıblesi Mirzâ Sâhib'in halifesi etmiştir. Hiç kimse sizin yerinizi alamaz. Sizin eliniz, benim elimdir ve sizi görmek, beni görmektir. O uzak yerden buraya gelmeye kalkmayın. İhtiyâç yüzünü bu tarafa çevirmek ve kalb ile hatırlamak yetişir. Allah?ü Teâlâ kendi rızasına ve Habîbine uymaya muvaffak eylesin! Amîn."

Melânâ Hâlid?i Bağdâdî Hazretlerine düşman olan ve karşı çıkanlardan pekçoğu onun güzel ahlâkı ve kerâmetleri karşısında insafa gelip büyüklüğünü kabûl ettilerse de bazıları aynı hased ve muhâlefetlerine devam ettiler.

Âlim ve fazilet sâhibi olan Şeyh Ali Süveydi, büyük muhaddislerden (hadis âlimi) idi. Hadis?i şerif senedlerinde kuvvetli bilgisi vardı. İmtihân etmek maksadıyla, Melânâ Hâlid Hazretlerine geldi. Müsâfaha esnâsında bir hadis?i şerif okudu. Mevlana Hazretleri de bir hadis?i şerif okuyup oturdular. Aynı zât, Kütüb?i Sitte'de yazılı hadislerden üç hadisi senedleri ile, imtihan yollu okudu. Mevlânâ Hazretleri de, bu hadislerin asıl senedlerini sahih olarak okuyunca, hemen Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin ellerine kapanıp, kalbine gelen imtihan düşüncesinden tövbe ederek af diledi. Sonradan ilim meclislerinde; "Mevlanâ en büyük velîlerden olup, zâhir ve bâtın ilimlerinde sonsuz bir deniz, biz ise bir damlayız" derdi.

Mevlânâ Hâlid Hazretleri, bir gün yolda yürürken bir Hıristiyan'a nazar ve iltifât etti. Hıristiyan, feryâd edip cezbeye kapıldı ve ağlayarak Mevlânâ'nın arkasından yürüdü. Hânekâha girdi. Müslüman oldu. Saâdete kavuşanlara katıldı.



Ramazan Sofrası

REVANİ?ŞEKERPARE

( 4 kişilik)

Revani malzemesi

15 ad. yumurta, 300 gr. irmik, 350 gr. un, 150 gr. şeker, biraz rendelenmiş limon kabuğu ve vanilya.

Şekerpare malzemesi 500 gr. un, 150 gr. pudra şekeri, 2 yumurta, 150 gr. kabartma tozu, 100 gr. sıvıyağ, 150 gr. margarin ve vanilya. Şurubu: 1 kg. su, 1 kg. toz şeker.

Revani: Yumurtalar şekerle birlikte kısık ateşte ılık olana kadar ısıtılır ve mikserde kabartılır. Sonra ılık yumurta harcı, un, irmik, limon kabuğu ve vanilya hep beraber karıştırılır. Daha sonra hafif yağlanmış tepsiye dökülerek fırında pişirilip, şurubu soğuk olarak üzerine dökülür.

Şekerpare :Tüm malzemeler karıştırılıp, yoğurulur. Hazırlanan hamurun üzerine nemli bez örtülerek 10 dk. dinlendirilir. Sonra bir tepsiye ceviz büyüklüğünde parçalar halinde üzerleri biraz bastırılarak dizilip, fırında pişirilir. Şurubu sıcak olarak verilerek, soğuyunca servis edilir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100