23 Şubat 2015 Pazartesi 00:02
2012 Okunma
Hz. Abdulkadir Geylani Hazretlerinden altın öğütler
Allah'a yemin olsun ki, insan yaratılışı itibariyle tek basmadır. Aynı zamanda, ilim ve keramet denen nesneler de tek mana taşır. Bunlara sahip olan herkes, saklamak zorundadır. Şayet ilâhî bir hüküm gelirse kader icabı elde olmadan zuhur eder. O zaman da kalbin, her türlü meyilden esirgenmesi, Hak Teâlâ ile olan iç münasebetini devam ettirmesi gerekir.
Keramet sahibi olabilirsin. Bununla maddî bazı şeyler elde etmen kabil olacağı gibi dünyalık şeyler de kazanman kabil olur. Kalbine böyle maddî şeyler gelirse hemen oradan kaç.
Bu arada bir sual vaki oldu. Nefsi arzusundan kesmenin zor olduğu anlatılmak istendi.
Geylânî Hazretleri bunu şöyle cevaplandırdı:
Sus, öyle deme; hâline sahip ol. Sütten kesilmek, ancak annesinden başkasını bilmeyen yavru için zordur. O yavru yalnız annesini bilir ve onunla yetinir. Ama aklı başına gelip yemeyi, içmeyi bilen için o sütün ne önemi olur? Oradan çıkan iğne ucu kadar bir şeydir.
Allah'a koş. O'nu ara. O'nun kapısını arzulayarak yola revan ol. Belki, bir velî, temiz, saf kullardan olursun. O saf ve temiz kullardan olduğun zaman nefsin şerrini senden alır ve bir yana atar, bununla kalbini temizler. Onun varlığını aklına bile getirmez. Ve sen, ona hasret çekmeyi kaybettiğin için yerine şahın sevgisini yerleştir.
Bu durum öyle bir şekil alır ki, kalp varlığın O'nun sevgisi ile dolar. Ünsiyetin O'nunla olur. Âletlerin hükmü kesilir. Ve nefis sana hizmetçi olarak gelir. O, sana geldiği zaman zırhlı olursun. Aslında o da zehirden beri edilmiştir. Ayrıca sen bu hâllerde muhafızlarla çevrili olursun.
Bundan sonra nefis oldukça ıslah olur, sevimli bir lisanla sana hitap eder. Çünkü ıslah olmuştur. Kısmetin nerede ise yerini tarif eder. Senin kısmetin falan adamdadır ve o da falan yerdedir. Ve falanın kızıdır. O, her an sana hizmetini arttırır. İç âlemin böylece dolar, zengin olur.
Ey Irak halkı, ey dünya halkı, dünyanın şahları, süsleri, idarecileri! Yanımda çeşitli libaslar var. Onlar evde asılı durur, istediğimi giyerim. Benim sizden talebim yok. Bu bakımdan selâmette olunuz. Aksi hâlde size öyle bir ordu ile gelirim ki, ondan kaçmanız kabil olmaz. Sözlerimi iyi dinleyin, ayık olun vesselam.
Bir şeyi ilk yolculuk anında bırakmak zâhidlik, son durumda almak ise marifet hâlidir.
Geçmişteki büyüklerin sözlerini bırak, kendine bak. Onların her biri zamanı için büyüktü.
Zâhidler, irfan sahiplerinin çocuklarıdır. Bir tutam otla yetinebilme hâline sahip olabilmek, dünya ve âhirete bedeldir. Bu hâli bulan tam anlayış sahibidir. Âhiret, tabiî arzunun bir bakiyesidir. Onun da gönülden silinmesi gerek. Onu da bir yana atıp terk edebiliyor musun?
Zâhid, kalbi ile irtibat kurar; alacağını onunla almaya başlarsa, kalp ve kendi bir başka olur. Sonra kalp artık anılmaz olur. Bir başka hâle geçilir ve zühd nihayet bulur. Yerine marifet hâli gelir. Safa gelir, keder gider; yakınlık gelir, Hak gelir. Sebeplerin sahibi gelir, sebepler kesilir. Bu kez o zata sebat hâli verilir. Hakk'ın kapısında oturur. O kapıda oturunca şahın emirlerini tebliğ eder. Halka iyiliği söyler, yasakları yaptırmaz.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121