Bu haber kez okundu.

 Hz. Abdulkadir Geylani'den altın öğütler
Huyu iyi, edebi hoş olduğundan, Hak Teâlâ onu iyi şeylerle karşılar. Ona yakınlık verir, Zât’ına yakın kılar. Her türlü ihsanı yapar ve rütbeler, nişanlar verir. Bu hâlden sonra ona, “Sen bugün bizim yanımızda emin ve yerlisin!” (Yûsuf, 12/54) buyurur. Bu hitabı ona vasıtasız yapar. Artık Zât’ından başkası ile meşgul olmaz.
Geylâni Hazretleri bu arada şiddetli bir ses çıkardı ve üç defa “Yâ Allah, yâ Allah, yâ Allah!” dedi. Sonra öğütlerine devam etti:
Sevgili görünmez, gaiplerde. Bir ayak ki, O’nun yolunda meşgul oluyor, onu Hak’tan gayri şeyler meşgul edemez.
Kalbin Hak’la olan sohbet âlemi hayli zaman devam eder. Bu arada önce katettiği yollarda hâsıl olan yorgunluk hâli de gider. Cihad yolunda eriyen eti, yeniden biter. Kemiklerine kuvvet gelir. Oradaki geçimi hoş olmaya başlar. Bir heyecanı ve korkusu varsa, o da geçer.
Ve artık Hakk’ın sırdaşı olur. Hak Teâlâ işlerini onun eli ile görmeye başlar.
Onu veli tayin eder. Emirlerini onun vasıtası ile yağdırır, bendelerine onu sultan kılar. Ülkelerine şah eyler. Denizlere salar, boğulan varsa ve kurtulması mukadderse, onunla kurtarır. Kara ormanlara salar, yırtıcı hayvanların ağzında yenip yutulmaya hazır büyükleri ve yavruları kurtarır.
Vakta ki, o kalp kendi tabii yuvasından çıkıp kurtulmuştu, işte o zaman Hakk’a vekil ve O’nun sırdaşı olmaya hak kazanmıştı.
Hak Teâlâ, benliğini bir yana atıp manevi bir hâl almaya istidatlı kulların kalbine, yüksek rütbelerle nişanlar takar. Nasıl ki, aynı rütbeleri, nebilerin ve Rasûllerin kalbine de takmıştı. O büyük zatların lakabı; evliya ve ebdal’dir.
Ey tebaalar, burada şahın sırdaşları var. O’nun Zât’ına haber ulaştıran büyükler bulunur. -Bunu söylerken mecliste bulunan velileri işaret ediyordu- Hakk’ın melekleri burada hazır. O’nun birtakım kulları var ki, onlar da burada. Ama onları kimse bilemez. Biri şöyle sordu: “Bast hâli, ne zaman kabza döner ve hezel -ciddiyetin zıddı- ne zaman ciddiyete çevrilir. Yani, ruhi genişlik ne zaman daralır ve insan için oyalanma faslı ne zaman aşılıp ciddiyete geçilir?”
Şu cevabı aldı:
Hak, senin derununda bir açıklık isterse, kendiliğinden olur. Fakat bir genişlik hâlin varsa, o da güç bir şekle inkılâp edebilir. Çünkü benliğinde pencere açıldı, bazı şeyler sezmeye başladın. Daha ileri gitmek için çalışacaksın. Dolayısıyla rahatın kaçacak ve yorulacaksın. Artık, hiçbir kolay işin kalmaz. Hepsi çok çalışmaya, çabalamaya kalır. Buna katlanırsan, fazilet ve ülfet âlemine geçersin. O zaman da hiçbiri olmaz; ne yorulmak, ne de yorulmamak. Her şeyden mücerret bir iç âlemi olur, hatta çalışmaktan bile. Senin bu durumundaki hâline bir misal gerekse şöyle deriz:
Bir zat var, önüne bir sofra seriliyor. Önce bir kısmını yiyor, sonra şöyle bir emir duyuyor: “Ondan bıkarsan şu odaya geç. Orada sana hazırlanan diğer sofradan yemeye bak.”
Ruhsat, kolaylık kabiliyeti az olanlar için olup, azimetler ise, olgun iman sahipleri için olur. Mülk sevdası ise, fâniler içindir.
Burada kaldığım yer, geçmişte gelen büyük zatların makamıdır. Hâlim budur. Onların oturduğu yeri arar bulurum; oradan başka yeri arzu etmem. Şu anda huzurumda olanlar ise, bunu yapmaz oldu. Geçmişin hâllerini arayan kalmadı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100