Bu haber kez okundu.

Hz. Abdulkadir Geylani'den altın öğütler
Allah'ı tek varlık biliniz; bu bilginizi saklayınız. Başkalarından ayrılınız.
Kalp hâli, vücut karanlığına gömülüdür. Onu, Hakk'ın yakınlığı kapısına kadar vardırabilirsen bilgi şafağı çakar, kalp gözüne, ince ve derin bilgilerin sürmesi çekilir. Ve sen ona kaderin fihristini okutursun. Sonra her şeyi yanında bulursun.
Cennet âlemine geçtikten sonra yemek ve içmek için zorluk olmaz. Hak Teâlâ'nın sevip seçtiği kullar için orada yemek içmek işleri bir güçlük olmadan gelir. Bilhassa Hak Teâlâ'nın sevilmiş seçilmiş kulları için. Her şey onlara boyun eğer, iç âleminde genişlik olur. Ve dersin: "Ben, Allah'ın velî kullarındanım; O'nun tecelli yolu ile verdiği varlıkla Zât'ına çevrilen kimselerdenim."
Bu işler: "Ah ben de onlar gibi olsaydım!" deyip boş arzu ile ele girmez. Hak Teâlâ'nın seçilmiş kulları, O'nun arzusuna bakarlar. Esefle deriz ki: "Sizin bu işlere dair hiç bilginiz yok."
Ey oturumlara devam edenler ve ey dedikodu ehli! Siz, anlattığımdan haberdar değilsiniz.
Bundan sonra Geylânî Hazretleri, avucuna şöyle bir üfledi, etrafına döndü, her yanı süzdü ve devam etti: O ki, mal, mülk harcamadan cennet arzular, yalancıdır. O ki, fakir fukaraya karşı şefkat duygusu beslemez ve bununla beraber Peygamber'i (s.a.v) sevdiğini iddia eder, bu da yalancıdır.
Her şeyin kendine göre, bir vazifesi olur. Baş gözü ile dünya görülür. Kalp gözü ile âhirete bakılır. Sır gözü ile de Mevlâ müşahede edilir.
Halka karşı iyi edepli ol. Şöyle ki, sesin, halkın hiçbirinden daha yüksek olmasın. Edebini ve terbiyeni böylece takınabilirsin.
Yaptığın isyan hareketleri ile Hak'la çekişmektesin. Ve yaptığı işlere karşı gelmektesin. Bu, senin için ayıptır.
Dikkat et, sabahları güneş, yatakta iken üzerine doğmasın. Güneş yalnız cahil kişinin üstüne doğar. Güneş yalnız nefsine ve kötü arzusuna uyan kimsenin üzerine doğar. Erken kalk, güneşin doğmasına hazır ol. O doğduğu zaman, seni gaflet yatağında bulmasın.
Bu anlatılan şeyler biraz akılların ötesini ilgilendirir.
Zorla da olsa, bazen ruh âlemine, bazen de tabiat âlemine boyun eğmek zorundasın. Her ne hâlde olursa olsun kalbin imanla dolu olması gerek. Bilhassa tabiat bataklığına düşüldükte…
Sadık ve gerçek yolcu için kalbe her çeşit varidat gelir. Bu varidatı alan zat, yanlış yola sapmaz. Dıştan yaptığı işleri dinî hükümlere göre ayarlar, o aynada görür. İç âlemini ise ilim aynasına arzeder, kalbini ona göre işe koşar. İşleri, ilim ve hüküm aynasında gerçek yüzünü buluyorsa, kalbini Aziz ve Celil olan Melik'e arz eder. Şayet, iki aynanın biri gerçeğe uyar, öbürü uymazsa şahın katına alınmaz. Böylece kapıda bekletilir. "İşlerini tahkim et!" diye emir verilir. İşlerini dinî hükümlere uydurabilirsen çalışman yerini bulur. Her işin övülür. Aksi hâlde o şaha varman nasıl kabil olur?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100