31 Ekim 2013 Perşembe 00:07
2699 Okunma
Hz. Ali Resûlullah’ın ruhudur
Geçtiğimiz cumartesi günü Bostancı Kültür Merkezi’nde kutlanan Gadir-i Hum Bayramı’nın diğer bir önemli konuğu İran’ın kıymetli âlimlerinden Hz. Hüseyin’in soyundan gelen Seyyid Celal Meaş’tı. Böyle bir programa hâmilik yaparak Müslümanların birlik ve beraberliğini temin eden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı’na şükranlarına sunarak konuşmasına başlayan Meaş şöyle devam etti:   
“Allah’ın selamı hepinizin üzerine olsun mü’minler. ‘Şu Kâbe, Kâbe olalı bu kadar temiz bir insanın içine girdiğine şahit olmadı.’ Kâbe, Hz. Muhammed (s.a.a.) dışında Hz. Ali’den daha temiz bir insanı görmedi. Hz. Ali'ye olan bağlılığımız, ölürken, kefenlenirken ve cenazemiz yıkanırken bizim için yeterlidir inşaallah. Daha dünyaya gelmeden bizim ruhumuz ve mayamız Hz. Ali’nin sevgisiyle bütünleşmiştir; öyleyse ateş bizi nasıl yakabilir? Hz. Ali’nin sevgisi bir zırhtır. Hz. Ali ateşi ve cenneti insanlar için bölecek olandır. Hz. Muhammed Mustafa'nın vasisidir, insanların ve cinlerin imamıdır.
Hz. Peygamberin Ehl-i Beyt’i tıpkı gökteki yıldızlar gibidir. Hz. Muhammed (s.a.a.) gökyüzünde güneş, Hz. Ali ise ay gibidir. Onların hem ruhları temizdir, hem bedenleri temizdir ve hem de elbiseleri paktır. Allah’ın salat ve selamı Hz. Muhammed’in (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt’in üzerine olsun. Allah’ın ebedi ve laneti de düşmanlarının üzerine olsun. 

‘Sizler için dualar ettim’

Öncelikle, bu büyük toplantıda hazır bulunduğunuz için hepinize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Buraya gelmeden önce hem Horasan’da 8. İmamımız İmam Rıza türbesinde, hem de Kum şehrinde bacısı Hz. Masume’nin türbesinde hacetlerinizin yerine gelmesi için ve kıyamette şefaatçileriniz olmaları için dualar ettim. 
Bu büyük toplantıyı düzenlediği için değerli kardeşimiz Prof. Haydar Baş Beyefendi’ye de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Öncelikle ben daha önce Bursa’daki ve Üsküdar’daki toplantılarda hazır bulunmuştum. Burada da Gadir-i Hum programında sizin yanınızda bulunmaktan dolayı büyük onur duyduğumu, bahtiyarlık duyduğumu bir kez daha belirteyim. 
Ben Haydar Baş Beyefendi’den bir ricada bulunmuştum; Ehl-i Beyt imamlarından 8 tanesinin hayatını yazmıştı. Ondan, kalan dört imamın da hayatını tamamlamasını rica etmiştim. Kendisine teşekkür ediyorum, bu kitapları yazıp tamamladı. 

Peygamberimizin Gadir-i Hum’daki duası

Peygamberimizin emrettiği gibi ellerimi kaldırıyorum; Hz. Ali için Gadir-i Hum gününde demişti ki: ‘Allah'ım ona dosdoğru olana Sen de dosdoğru ol. Ona düşman olana Sen de düşman ol. Ona yardım edene Sen de yardım et. Onu yalnız bırakanı Sen de yalnız bırak.” Bu, Peygamberimizin Gadir-i Hum günündeki duasıydı. Eğer Peygamberimizin sünnetine uyuyorsak, her yıl Gadir-i Hum günü bu merasimi düzenleyip kutlamalara devam edeceğiz. Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı bizim için çok kıymetlidir. Ama Gadir-i Hum günü en büyük bayram olarak hadis-i şeriflerde beyan edilmiştir. Peygamberimiz niye çölde durdu? Çok şiddetli sıcak vardı. Yorgun bir şekilde son haccından geri dönüyordu. Kendisinden sonra mü’minlerin emiri olarak Hz. Ali’yi ilan etmek için orada durdu Peygamberimiz.
18 Zilhicce Gadir-i Hum günüdür. Aslında 25’ine kadar Gadir-i Hum haftası olarak kutlanması lazımdır diye düşünüyoruz.

Hz. Ali hakkında pek çok ayet var

Hz. Ali'nin ve faziletinin ilan edildiği gün sadece Gadir günüyle sınırlı değildir. Mesela Mübahale ayetinin günü… O gün beş kişinin hakkında yani Hz. Muhammed'in, Hz. Ali'nin, Hz. Fatıma, İmam Hasan ve İmam Hüseyin hakkında ayetin indiği gündür. Peygamberimize ayet geldi: ‘Sana ilimden sonra seninle tartışırlarsa de ki; getirin eşlerinizi getirelim eşlerimizi, çocuklarınızı çocuklarımızı, nefsinizi ve nefsimizi” diye. Burada geçen nefisten kasıt Hz. Ali’dir. Bunu Hz. Ali’den başka hiç kimseye dememiştir; Hz. Ali’ye kendi nefsim, kendi canım ve kendi ruhum diye hitap etmiştir Hz. Muhammed (s.a.a.). 
Kur’an-ı Kerim de bir ayet daha var: ‘Sizin veliniz ancak Allah ve Resulüdür ve iman edip salih amel işleyenler ve rükû halinde zekât verenlerdir.’ Hz. Ali fakir birisine rükûdayken zekât ve sadaka verdiği için bu ayet gelmiştir. Burada da Hz. Ali’nin velayetine net bir işaret vardır. ‘Fakire, yolda kalmışa ve zavallılara kendi istekleriyle Allah’ın verdiği o nimetten verenler” ayeti de yine Hz. Ali’nin hakkında nazil olmuştur. 
‘Ali hak iledir’
Konuşmacılar işaret ettiler; bugün had safhaya gelen ekonomik yolsuzluklar, siyasilerin insafsızlığı, yaşanan terör olayları, bölgemizde vuku bulan bütün sıkıntıların temelinde Gadir-i Hum’dan sonra Hz. Ali’nin hakkının gasp edilmesi meselesi vardır. O günden bugüne bu sıkıntılar maalesef devam ediyor. O gün Hz. Ali’yi sevenler korkudan Hz. Ali’nin faziletlerini sakladılar, düşmanları da kıskandıkları için sakladılar. Ama dünyanın doğusundan batısına Hz. Ali’nin faziletleri bütün temiz insanların gönlünde ve dillerinde hala caridir ve ayaktadır. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: ‘Ali hak iledir, hak Ali ile; Ali Kur’an iledir, Kur’an da Ali ile. 

Hz. Ali'nin Malik Eşter’e yazdığı Emirname bütün insanların ders alması gereken ve anayasalarının başköşesine konulması gereken mektuptur. Yabancılar Hz. Ali’nin öğretilerinden faydalanıyor ama biz Müslümanlar hâlâ buradan uzak noktadayız. Ben Haydar Baş Hocamızdan rica ediyorum; Hz. Ali’nin Nehcü’l-Belağa eseriyle ilgili de bir toplantı düzenlensin. Ayrıca, Muharrem ayı geliyor, Hz. Hüseyin’in Aşura’sı geliyor. Yine rica ediyorum; Aşura günü de Hz. Hüseyin için bir anma programı düzenleyelim. Ben Türkiye’deki ve dışarıdaki âlimlerden şunu istirham ediyorum; Gadir-i Hum’u nasıl anıyorsak, Hz. Ali’yi nasıl anıyorsak, onun oğlu İmam Hüseyin’i de öyle yâd edelim. Keşke mümkün olsa, Gadir-i Hum ve Aşura günü resmi tatil ilan edilse de halkımız rahatlıkla bu toplantılara katılabilseler.

Prof. Dr. Haydar Baş’a anlamlı hediye

Allah bizi muvaffak etti ve kıymetli hocamız Haydar Baş Bey’e bir hediye getirdik. İmam Hüseyin’in mezarının üstüne örtülen örtüyü hediye olarak gönderdiler Kerbela’dan, onu Hocamıza takdim edeceğiz. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Burada bulunduğunuz için, bu toplantıyı düzenleyip katıldığınız için inanın Peygamberimiz de size teşekkür edecek bir gün. Son olarak şu duayı edeceğim: Allah’ım bizim hayatımızı Peygamberin ve Ehl-i Beyt’inin hayatı gibi kıl. Ölümümüzü de onların ölümü gibi kıl. Peygamberimiz ve Ehl-i Beyt’ini hangi hayra kavuşturduysan bizleri de o hayırlara yaklaştır. Hangi kötülükten uzaklaştırdıysan bizleri de o kötülüklerden uzaklaştır Ya Rabbi. Allah’ım bizlere Hz. Ali’nin ve Ehl-i Beyt’inin velayetinde ayaklarını sağlam basanlardan eyle. Allah’ım hepimizin sonunu hayırlı eyle.

Birkaç gün sonra hem Necef’e, hem Kerbela’ya gideceğim. İmam Musa Kâzım’ın ve diğer imamların türbelerini ziyaret edeceğim. Gözümün önüne getirebildiğim kadarıyla, hepinizi tek tek hatırlayarak Ehl-i Beyt’in yolunda yürüyebilmemiz için dualar edeceğim.” 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100