Bu haber kez okundu.

Hz. Ali'nin velâyeti, Allah'ın kalesidir
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Ali, Benden sonra her mü'minin velisidir." (İhkâkü'l-Hak, c.15, s.92; El-Emâlî, Şeyh Sadûk, s.12). Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Kim (Allah'ın) asla kopmayacak sağlam kulpuna sarılmak istiyorsa, kardeşim ve vasîm olan Ali b. Ebî Tâlib'in velâyetine sarılsın; zira, hiç kuşkusuz onu seven ve onun velâyetini kabul eden, helak olmaz ve ona buğzeden ve düşmanlık besleyen, kurtuluşa ermez." (İsbâtü'l-Hüdât, c.2, s.39).
 Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Ali, Allah'ın velisidir." (İhkâkü'l-Hak, c.15, s.88). 
Bir hadiste, İmam Muhammed Bâkır (a.s.), Resûlullah'tan (s.a.a.) şöyle nakletmektedir: "Ali'nin velâyeti üzerinde, ancak muttaki olanlar (takva sahipler), sabit kalırlar." (Ayyâşî Tefsiri, c.1, s.100; Nûru's-Sekaleyn Tefsiri, c.1, s.203). 
Bir hadiste, İmam Cafer-i Sâdık'ın (a.s.) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "…Hiç şüphesiz, Ali'nin velâyetini (hakkaniyetini bildiği hâlde inatla) inkâr eden kimse, puta tapan kimseye benzer." (El-İhtisâs, s.297). 
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Ya Ali, Allah ancak Benimle, sonra da seninle tanınmıştır; kim senin velâyetini, (bilerek) inkâr ederse, Allah'ın rubûbiyyetini inkâr etmiş gibi olur!" (Suleym b. Kays'ın Kitabı, s.244). 
Sâlih b. Meysem, babasından, İbn Abbâs'tan, o da Resûlullah'tan (s.a.a.) şöyle duyduğunu nakletmiştir: "Kim Ali b. Ebî Tâlib'in velâyetini inkâr ettiği hâlde Allah-u Teâlâ'ya kavuşursa, onun gazabına maruz kaldığı hâlde kavuşmuş olur. Allah, onun amallerinden hiçbir şeyi kabul etmez. Allah-u Teâlâ, yetmiş bin meleği onun yüzüne tükürmeleri için görevlendirir ve (Kıyâmet gününde) Allah onu siyah yüzlü ve mavi gözlü olarak haşr edecektir." (Bihârü'l-Envâr, c.39, s.293; Et-Terâif, s.156). 
Ali b. Bilâl, İmâm Ali Rızâ'dan (a.s.), o da İmâm Musâ Kâzım'dan (a.s.), o da İmâm Ca'fer-i Sâdık'tan (a.s.), o da İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s.), o da İmâm Zeynü'l-Âbidîn'den (a.s.), o da İmam Hüseyin'den (a.s.), o da İmam Ali'den (a.s.), o da Resûlullah'tan (s.a.a.), o da Cebrâîl'den (a.s.), o da Mîkâil'den (a.s.), o da İsrâfîl'den (a.s.), o da 'Levh'den nakletmiştir; orada ise 'Kalem'den şöyle nakledilmiştir: "Allah-u Teâlâ, buyuruyor ki: Ali b. Ebî Tâlib'in velâyeti, Benim kalemdir. Kim Benim kaleme girerse, ateşimden/azabımdan emanda kalır!" (Nûru's-Sekaleyn Tefsiri, c.5, s.39; Câmiü'l-Ahbâr, s.52; Ravza-tü'l-Muttakîn, c.13, s.212; Bihârü'l-Envâr, c.39, s.243; El-Emâlî, Şeyh Sadûk, s.195; İhkâkü'l-Hak, c.7, s.121; Uyûn-u Ahbâr-ir Rızâ, c.2, s.136; İsbâtü'l-Hüdât, c.2, s.32). 
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Bilin ki Ali, vasîlerin efendisi, muttakilerin imamı ve Benim bütün insanlar üzerindeki halifemdir. O, değerli ve yüce imamların babasıdır; ona itaat etmek Bana itâat etmektir ve onu tanımak, Beni tanımaktır." (Esrârü'ş-Şehâde, s.241).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100