Bu haber kez okundu.

Hz. Peygamberin insanlığa selamı: Veda Haccı ve Hutbesi
Tebliğ hakkı ve hürriyeti

Resûlü Ekrem'in davet mektupları aynı zamanda tebliğin cihanşumulluğunu da isbat eden belgeler olması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.

Yine davet mektuplarının bize öğrettiği en önemli gerçek de tebliğcinin taviz veremeyeceği ama müsamahayı sonuna kadar kullanabileceğidir.

Resûlü Ekrem'in hakikatlarin tebliğinde tavizsiz olduğunu mektuplarda yaygın olan şu cümleden anlıyoruz: "Allah'ın selamı, hidayet yoluna girmiş olanların üzerine olsun".

Müsamahasını da genelde tevhide çağrısından anlıyoruz: "Gelin, sizinle bizim aramızda bir tek kelime (Tevhid kelimesi: Allah'tan başka hiçbir tanrıya tapmamak, O'n hiçbir şeyi ortak koşmamak Allah'tan başka aramızdan hiç kimseyi amir ve efendi yapmamak hususunda) birleşelim".

Dikkat edilirse burada işin özüne, ittifak edilecek ana hususa dikkat çekiliyor. Bu hakikat etrafında birliğe çağrılıyor. Teferruata, taassuba, tefrikaya yer verilmiyor.

Günümüzde bu husus ayrı bir önem taşımaktadır. Müsamaha göstereceğiz d~|~iye yahudi ve nasranilerin amel etmeseler de cennete girebileceklerini savunmak, ilmî dayanağı olmayan bir iddiadır. Zira, Allah'a gerçek anlamda iman ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamak ancak şehadet kelimesinin ikinci rüknü olan nübüvveti tasdik etmek suretiyle mümkündür.

Tebliğci ve muhatabı, davayı kabul demek bütünü ile kabul etmek manasında olduğunu bilmelidir. Kitap ve sünnete ittiba etmenin anlamı zaten budur. Zira, Kur'an'ın bir kısmından yüz çevirmek küfürdür.

"Zaten (kâfirleri) İslâm dinine girmek için zorlamak yoktur. İman ile küfür kesin olarak meydana çıkmıştır." Bu, Müslümanların hâkim olduğu toplumlarda din hürriyetinin geniş bir uygulamasıdır. Müslümanların kurdukları devletlerin dışında hiç bir devlet, insanları hür bırakmamıştır. Müslümanlar, başka dine mensup kimselerin ülkelerini fethetmelerine ve o topraklarda uzun yıllar yaşamalarına rağmen, o dinin mensuplarına asla zulmetmemişlerdir. Şayet Müslümanlar feth ettikleri yerlerde insanları İslâm dinine girmeye zorlasalardı, onlara hiç kimse mani olamazdı. Ama onlar bunu yapmamışlardır.

Gayr?i müslimler ise; girdikleri ülkelerde insanları zorla din değiştirmeye zorlamışlar, direnenleri de öldürmüşlerdir. Hıristiyanlar, İspanya'yı işgal etmeden önce orada 30 milyon Müslüman vardı. Ancak, bugün orada kaç tane Müslüman bulabilirsiniz? Bunun yanında; Müslümanların asırlarca hakim olarak yaşadıkları yerlerde bugün hâlâ Hıristiyan ve Yahudilere, gayr?i müslimlere fazlasıyla rastlamak mümkündür. Bir örnek vermek gerekirse; bugün Hindistan'da gayr?i müslimler çoğunluktadır. Halbuki Hindistan'da Müslümanlar 800 sene hükümrân olmuşlardır.

Tarihî kayıtlarda anlatıldığı üzere I. Sultan Selim, Hıristiyan çocuklarını toplayıp onları İslâm'a göre yetiştirmeyi düşünmüştü. İslâm uleması buna karşı geldiler. Bunu caiz görmediler. O da bu görüşündan vazgeçti.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100