18 Şubat 2012 Cumartesi 12:33
1410 Okunma
İbadet lambası ile aydınlan
Ey evlat herhangi bir hâle sahip olmak için Kitap ve Sünnet\'e devam etmek lazımdır. Onlarla amel etmedikten sonra iş yoktur. Çıkmaza girilmiştir. Ayrıca yapılan işle ihlâs sahibi olmak da gereklidir.
İlim sahibi olarak geçinen kimselerinizi cahil görmekteyim. Zühd ve takva sahibi gözüken kimseleriniz ise dünyalık peşindedirler. İnsanlara ve fani varlıklara güvenen kimse zahit olamaz. Allah\'tan gayri fani kimselere dayanmak, O\'nun yüce varlığını unutmak lanet getirir. Bu durumu en güzel anlatan Peygamber (s.a.v) Efendimiz\'in şu yüce kelamıdır: \"Melundur, melundur, kendi gibi bir yaratığa dayanan kimse melun -Allah\'ın rahmetinden uzak-tır.\"
Yine buyurur: \"Bir fani kişiye dayanarak azizlik satan zelil olur.\"
***
Yazık ne kadar anlayışın kıt! Anlattığımız şeyleri yapmayı adeta kendine bir suç saymaktasın. Kulları kalbine almazsan Hak\'la olursun. O nurunu sana verirse lehinde ve aleyhinde olacak şeyleri bilirsin. Sana yarayanı ve başkaları için olan şeyleri öğrenir geçersin.
Sana Hak kapısında sebat etmek gerek. Bütün sebepleri kalbinden atmalısın. Her varlığın sahibi olan Hakk\'ı bilmelisin, bunları yaparsan dünyanın ve âhiretin şimdi ve sonra hayrını görürsün. Bu öyle bir iştir ki halkı ve onlara gösterişi kalbinde besledikçe bulamazsın. Zât-ı İlâhî\'den gayri şeylerin zerresi kalbinde kalsa yine bu yolu ikmal etmen kabil değildir. Sonra bir şey daha var ki o da sabırdır. Sabrın yoksa bu yola girmiş sayılmazsın. Sonra iman sermayesini de yitirmiş sayılırsın. Birçok bakımdan imanın gelişmesini sabır sağlar. Peygamber (s.a.v) Efendimiz: \"İman için sabır, vücut için baş gibidir.\" buyururken anlatmaya çalıştığımız hâli daha güzel anlatmıştır.
Sabrın manası, hâlini kimseye kesmemek ve sebeplere bağlanıp belanın kalkmasını onlardan beklememektir. Herhangi bir darlığı kötü görmemek, sabırlı kişinin işidir. Ve onun hemen gitmesini bek­lemek sabrı olmayanın kârıdır. Sabırlı iman sahibi, ne belâyı kötü görür, ne de hemen darlığın kalkmasını ister. O her şeyin bir vakti ve zamanı olduğuna inanır.
Bir kul, düştüğü darlık ve sıkıntı hâlinde arzusu bulunmadığı için sabır yolunu tutarsa, kötü hâllere kendini itmezse, karanlık yol­lara çıra ile girerse, bu çıra ile onun darlığı genişliğe çevrilir. Hata karanlığını ibadet lambası aydınlatır; el emeği ile çalışıp yemek, rızık yollarına ışık tutar. Bu vesile ile rahmet nazarı o kula gelir. Dün­yalık ve öbür âlem için nasibi ummadığı yollardan verilir. Bu mev­zuda şu âyet-i kerimeyi zikretmek yerinde olur: \"Bir kimse hatalardan sakınırsa Allah Teâlâ onu darlıktan genişliğe çıkarır. Ummadığı yerden rızkını gönderir.\" (Talâk, 65/3)
***
Sen bir kan almakla hastaları iyi edene benziyorsun. Başkaları­nın hastalığını çıkarıyorsun. Fakat senin hastalığın, içinde saklı ka­lıyor. Sende, öyle feci hastalıklar var ki, hiç aldırış ettiğin yok.
Zahirdeki bilgin artıyor, iç bilgin zayıflıyor. Dışın bilgili, ama kalbin cehalet yuvası! Hâlbuki Tevrat\'ta: \"İlmi artanın korkusu da artar.\" kelâmı derin manalar ifade eder.
Bu korkuyu Kur\'ân-ı Kerîm şöyle ifade eder: \"Allah\'tan ancak âlim kulları korkar.\" (Fâtır, 35/28)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100