23 Şubat 2012 Perşembe 12:48
4782 Okunma
İbn-i Arabi'den Tavsiyeler

Kudsi hadis: “Kulum, farz kıldığım ibadetlerle Bana yaklaştığı gibi hiçbir şeyle yaklaşamadı. Kulum, nafilelerle de Bana yaklaşır. O kadar ki, onu severim. Sevince de işitir kulağı, görür gözü, tutar eli, yürür ayağı olurum. Benden isteyince mutlaka veririm. Bana sığınınca mutlaka onu korurum, işlediğim işler içinde, mümin kulumun ruhunu kabzetmekteki tereddüdüm kadar, hiçbir şeyde tereddüt etmedim. O, ölümden hoşlanmaz. Ben de onu müteessir etmek istemem.”
Allah muhabbetinin verdiği neticeye bak; kulun nafilesi de ancak, farzları ikmal ettikten sonra sahih olur.
Nafilelerin içinde de birçok farzlar ve nafileler vardır. Kıraat, rüku, sücud ve benzerleri farzlar gibi. Nafilelerde farzların bulunması, farzları ikmâl ediyor.
Bir hadis-i sahihde Cenab-ı Hak, “Kulumun namazına bakın. Tamam mı, noksan mı? Tam ise, tam yazılır, eğer bir şey noksan ise, bakın kulumun nafilesi var mı? Eğer nafilesi varsa, farzını onlardan ikmâl ediniz” buyurur. İşte, ameller böylece zabta geçer.
Nafilenin mutlaka farzlardan aslı bulunmalı. Farzlarda aslı bulunmayan, yeni uydurulmuş bir ibadet demektir. Zahir buna bid\'at der. “Ruhbaniyyet icad ettiler” buyurur Resul-i Ekrem. Bunlardan bir kısmına, “güzel adetlerdir” der. Ve bunları icad edenler, kıyamete kadar sevap kazanırlar. Bunlar, şeriatın aslına, ruhuna uygun olan bid\'atler ki, bid\'at-i hasene tâbir edilmiştir.
Şeriate uymayan ve şer olanlar, bid\'at-i seyyie\'dir. Kötü âdetlerdir, iyi âdetlere uyup, amel etmekte sevap vardır, lâkin, o iyi olan bir şeyi, Resûlullah\'dan sadır olmamıştır diye terk etmekte daha ziyade ecir vardır.
Resûlullah\'a sünnetlerde tâbi olmaktan, sünnet olmayan şeylerde, Resûlullah terk ettiği için terkine uymak, şeriatin ruhuna daha uygundur. Çünkü Resûlullah, ümmetine birçok şeylerin teklifinden hoşlanmaz. “Bu da güzeldir” diye bir çok ibadetten ibda doğru değildir.
“Kolaylaştırın güçleştirmeyin, müjdeleyin nefret ettirmeyin” (Hadis).
“Allah size kolaylık murad eder, güçlük murad etmez.” (Ayet).
Ahmet ibn-i Hanbel, kavun yemedi. “Niçin?” dediler. “Resûlullah nasıl yedi bilemiyorum da ondan” dedi.
O halde, Resûlullah\'ın yapmadığı şeylerden kat\'i surette kaçmak, yaptığı şeyleri nasıl yaptığını bilmeden, yapmaktan uzak durmak en emin tariktir.

***

İşlerine riayet ettiğin gibi, sözlerine de riayet et. Sözlerin de amellerin cümlesindendir. Ağızdan çıkan her sözün, mutlaka yanında gözcüler vardır.
Allah-ü Zü'l-Celâl, Allah yolunda şehid olanlara ölü diyenleri yalancılıkla itham ediyor. “Onlar, ölü değil, diridir” buyuruyor.
\"Şehid insanda Nur-u Muhammedî bulunduğundan Hak, şehide kıymet vermiştir\" sözüne dikkat et. Allah, çirkin lakırdıların âşikâre söylenmesini sevmez. Şeriatın ölçüsüyle konuş… Mesela burç değişti, yıldız şöyle oldu da yağmur yağdı diyenler, Allah\'a değil, yıldıza iman ettiler.
Hadis-i şerifte “İnsanları yüzükoyun Cehenneme sürükleyen, dillerinin söylediği sözlerdir” buyruldu. Yine hadis-i şerifte, “Bir adam Allah\'ın gazabını celbeden bir kelime söyler, ona da ehemmiyet vermez halbuki o kelime onu Cehennemin yetmiş yıllık derinliklerine uçurur. Bir kimse de, Allah\'ın razı olacağı bir kelime söyler de onun götüreceği yeri bilmez. Halbuki o kelime, ona yükseklerin yükseğine çıkarır buyrulmuştur.”
 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100