23 Ağustos 2001 Perşembe 00:00
335 Okunma
İbret levhası Endülüs
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden

Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler


Müslümanlar Endülüs'te bu derece eşsiz bir medeniyet vücuda getirmişlerken, topyekün Hıristiyan İspanya, Müslümanları Endülüs'ten atmak için seferberlik halindeydi.

12. yüzyıl başlarında Papalık ve Papalığın emrindeki İspanyol kilisesi, Endülüs'ü Haçlı seferlerinin batı cephesi olarak ilan etmişti. Papalık tarafından İspanyol krallarına gönderilen mektuplarda Endülüs'ün kafirler olarak nitelenen Müslümanlardan kurtarılması ve bu ülkede tek bir Müslüman bırakılmaması isteniyordu. Ayrıca bu mücadeleye katılan herkese cennetin kapılarını açılacağı da vaat ediliyordu.

Papa 3. Innocent Hıristiyan İspanya'yı bütünüyle Müslümanların üzerine kışkırtmaktaydı. Müslümanları İspanya'dan çıkaracak olanlara büyük servetler ve şövalyelik payeleri verileceği ilan edildi.

MÜSLÜMANA HEM KILIÇ HEM DE KALEM DARBESİ

Fransa'nın güneyinde faaliyet gösteren Clluny rahipleri de papalığın gösterdiği hedeflerin gerçekle~|~şmesi için, İspanyol krallarına, kılıçla birlikte kalemin de kullanılmasını telkin ediyorlardı. Bu şekilde Müslümanlar bir taraftan kılıçla imha edilirken, diğer yandan da İslam'ı kötüleyici eserler sayesinde imanlarında şüpheler uyandırılacak ve bu vesileyle Hıristiyanlığa girmeleri kolaylaşacaktı. Kilisenin bu kışkırtmaları neticesinde Aragon kralı Ferdinand harekete geçti. Uzun süren savaşlar sonunda Gırnata'yı zaptederek 700 yıllık Endülüs Devleti'ne son verdi. Bu tarihten sonra Endülüs'te eşi görülmemiş bir vahşet ve zulüm yaşandı.

Gırnata işgal edilir edilmez, kilise çevreleri kral Ferdinand'ın ısrarla "Muhammed'in taifesinin kökünü kazıması için çalışmasını, onlardan İspanya'da kalmak isteyenleri ya Hıristiyanlığa girmeye, ya da İspanya'yı terk etmeye zorlaması"nı istediler. Bunu yapmalarının, anlaşmaları ihlal etmek anlamına gelmediğini, ülkenin selameti için bunun gerekli olduğunu söylediler. Zira onlara göre Hıristiyanlarla Müslümanların bir arada yaşamaları mümkün değildi. İspanyol kilisesine bağlı olan Kardinal Xımenez 1497 yılında Gırnata'ya girerek mal ve para dağıtmak suretiyle Müslümanları Hıristiyanlığa çekmek istedi. Ancak Gırnata Müslümanlarının bu teşebbüs karşısındaki tepkileri çok sert oldu. 1499?1500 yıllarında büyük Müslüman ayaklanmaları meydana geldi. Ne var ki Müslümanların karşısında koca bir İspanyol ordusu vardı. Nitekim 1500 senesi sonlarında bu ayaklanmalar kanlı bir biçimde bastırıldı. Teslim olmayı kabul eden Müslümanlara hayatlarının bağışlanabilmesi için tek bir tercih tanınıyordu: Hıristiyan olmak. Bu durumda Gırnatalı Müslümanların büyük bir bölümü istemeye istemeye şeklen Hıristiyanlığa girdiler. Bu arada çok sayıda Müslüman kadın ve genç kız ya tecavüze uğradı, ya da esir pazarlarında satışa çıkarıldı.

MÜTHİŞ KÜLTÜR TAHRİBATI

Öte yandan Gırnata'da Müslümanların ellerinde bulunan çok değerli el yazması Arapça eserler toplanarak şehrin en büyük meydanında yakıldı. Yalnızca Kurtuba'da Ferdinand'ın orduları tarafından yakılan el yazması eserlerin sayısı 1 milyon civarındadır. Aynı Ferdinand Endülüs'ü zaptederek Hıristiyanlığa yaptığı büyük hizmeti (!) sebebiyle bizzat Papa tarafından "Katolik" unvanıyla mükafatlandırıldı.

Aynı şekilde Kurtuba'yı ve Sevil'i yağmalayan, yakıp yıkan, ahalisini de kılıçtan geçirten 3. Ferdinand'a da yine Papa tarafından "azizlik" payesi verildi.

Endülüs'ün çileli tarihi yıllarca devam eti. Dayanılmaz baskılardan, tecavüzlerden ve katliamlardan sonra 1524 yılında çıkarılan bir fermanla İspanya'da kalıp da henüz Hıristiyanlığa girmemiş olan Müslümanlardan ya Hıristiyan olmaları, ya da ülkeyi terk etmeleri istendi. Ayrıca bu iki şıktan birine uymayanların köleleştirilmesi, henüz dokunulmamış olan mescitlerin tamamının kiliseye çevrilmesi, Arapça'nın, Arap isimleri kullanmanın, İslamî kıyafetler giymenin yasaklanması kararlaştırıldı.

DENİZE DÖKÜLEN MÜSLÜMANLAR

Bu kararlar üzerine İspanya'nın her şehrinde, her kasabasında Müslüman aileler birer birer tutuklandı. Cezayir'e gönderilmek üzere gemilere istiflendiler. Ülkenin her bir yanından toplanan Müslümanlar yaya olarak limanlara getirildiler. Çokları açlıktan, susuzluktan, bitkinlikten yolda öldü. Onları taşımak için Napoli'den Ceneviz'den ve başka limanlardan kadırgalar getirildi. Çok geçmeden askerî filo yetersiz kaldı. Bunun üzerine şahıslara ait özel gemiler kiralandı. Kaptanlar Müslümanları taşımak için kelle başı ücret aldılar. Fakat İspanyol limanlarından uzaklaşıp gözle görülmez olunca, onları denize atarak hemen dönüp yeni bir yükleme yapmayı daha kârlı buldular.

Bleda isimli bir köy papazı 140 bin Müslüman'ı Afrika'ya götürmekte olan gemide 100 bin Müslüman'ın bir seferde öldürüldüğünü yazar. Salih b. Şeref er?Rundî yazdığı mersiyede bu zulmü yaşayan Endülüs'e şöyle ağıt yakıyor:

"Ah... Orada camiler kiliseye döndü

İçlerinde papaz takkeleri ve haçlar

Cansız mihraplar bile ağlıyor orada

Ahşap minberler ölüm mersiyesi okur

Size Endülüslerin haberi geldi mi?

Geceleyin koşar süvariler kavmin haberi için

Bize kaç kişi ağlar, kim yardım eder.

Zavallıların kimi katledilmiş, kimisi esir

Ne dönüp bakar kimse, ne bir insan ürperir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100