Bu haber kez okundu.

İçimdeki ses
Bir sonbahar mevsiminin aşağı yukarı yine bu günleriydi. Rüzgâr bir hayli üşütüyor, ormanın içinde hareketsiz kalmamaya dikkat ederek, ısınmaya çalışıyorduk. İçimden bir ses ortalığı yırtarcasına arkadaşlardan ayrılmamı ve tek başıma geniş gövdeli ağaçların arasında ilerlememi söylüyordu. Bu sessiz feryadı sadece ben işitiyor ve etkileniyordum. O kadar tatlı ve bir o kadar da yüksek frekansta beni çağırıyordu ki, dayanamadım. Yavaşça topluluğun yanından, önce geri kalarak sonra da bir ağacı kendime siper ederek ayrıldım.

İçimdeki sesle şimdi başbaşaydık. Ne olacağını düşünerek, yaprakları kırmızı renge çalmış, bazısı sararmış, büyük bir kısmı da kopup yerlere düşmüş ağaçların arasında yavaş yavaş ilerliyordum. Yapraklara bastıkça hışır hışır sesler çıkıyor, yine içimdeki o ses "bir yaprağın dahi sebepsiz ve hikmetsiz düşmeyeceğini" hatırlatıyordu. Sonra ağaçların köklerinden başlayıp bellerine kadar varan ve o ağacın bir yönünü kaplayan yeşil yosunların kokuları burnuma geliyordu. Art~|~ık yol arkadaşım içimdeki seda idi. Derin derin nefes alarak yürürken, iyice üşümüş olarak bir su birikintisine rastladık. Gece yağan yağmurun bu kalıntısı bana bir gölü hatırlattığı sırada arkadaşım bana tekrar seslendi:

?Sen göllerin hepsini bilir misin?

Ben bilemem, diyecektim ki o yine sordu:

?Ya insanı boğmayan bir göl duydun mu hiç?

Ben ise bir an duraklayıp, düşünürken o anlatmaya başladı:

?Ürdün ile İsrail arasında tuzluluk oranı % 27 olan Lût gölü bulunur. Çok tuzlu olması sebebiyle suda hiçbir canlı yaşamaz, insan istese de batmaz; suyun yoğunluğu insanı kaldırır. Bu denizin üzerinde rahatça oturulabilir. (1)

Helâk olan Lût kavmi ile mutlaka bu gölün bir ilgisi olmalı dedim. Belki de yıkılan ülkelerin üzerine bu göl oluşmuştur, diye düşündüm. Yüce Allah Kur'an?ı Kerim'de "Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık" (2). "Onların üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki... Ne kötü idi uyarılan (fakat aldırmayan)ların yağmuru!" (3) buyuruyordu.

Sonra tekrar yolumuza koyulduk. Acaba bir sincap görebilir miyim diye dallara bakınırken, havanın kararmaya başladığını biraz daha oyalanırsam bir baykuş göreceğimi hissettim. Bunun üzerine arkadaşım:

?Sana, uğursuz sanıp korktuğunuz baykuş ile Süleyman Peygamberin konuşmasını anlatayım da öyle dönelim dedi.

?Bir baykuş Süleyman Peygamberin huzuruna girip selam vermiş. Aralarında şu konuşma geçmiş:

?Ey baykuş! Evlere konunca niçin uzun uzun ötersin?

?İnsanoğlu bu kadar ağır imtihanla karşı karşıya iken, nasıl rahatça uyur, demek isterim.

?Gündüzleri niçin dışarı çıkmazsın?

?İnsanoğlunun birbirine olan zulümlerinden dolayı.

?Feryadında ne dersin?

?Ey gafiller! Yolculuk var. Hazırlıkta bulunun, derim.

Süleyman Peygamber şöyle demiş:

?İnsana böyle yol gösteren başka bir kuş yoktur. Neden insanoğlu onu uğursuz sayar anlamadım. (4)

Az sonra dönüş yoluna koyulduk.

Velhasılı ne iyi etmiştim de beni çağıran sese kulak vermiştim. O gün bana Yüce Allah'tan gelen bir hediye olmuştu. Evet yol arkadaşım benim bilgilerimdi ama tam yerinde ve zamanında Rabbimin hikmetiyle ne güzel dile gelmişti.

Dipnot:

1. Türkiye Gazetesi Takvimi, 6 Ağustos 2001.

2. Hicr: 74

3. Neml: 58

4. Kuveyt Türk Takvimi, 24 Temmuz 2001.

Hümeyra EZERGÜL
Anahtar Kelimeler:
içimdeki ses
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.