22 Mayıs 2014 Perşembe 00:02
941 Okunma
İlmin yayıldığı altın dönem
Kendisi Sünni olan Mir Ali el-Hindî, İmam Ca’fer Sâdık’ın (a.s.) devri hakkında şöyle diyor:
“O dönemde ilmin yayılması, düşüncelerin özgürleşmesine ve bağlardan kurtulmasına neden oldu. Felsefî tartışmalar (akla dayanan tartışmalara, felsefî tartışmalar denmektedir) bütün İslam toplumlarında yaygınlaştı. İslam dünyasında bu fikir ve düşünce hareketine Ali b. Ebi Tâlib’in “Sâdık” adıyla meşhur olan torununun önderlik ettiğini unutmamak gerekir. O çok geniş düşünce ufkuna sahip olan bir kişiydi; çok derin düşüncelere sahipti. Kendi zamanının bilimlerine çok fazla önem veriyordu. Gerçekte İslam dünyasında meşhur felsefe medreselerini (Dediğimiz gibi, bunlar felsefe derken maksatları aklî bilimlerdir; bunların karşısında ise sadece rivayetlerle uğraşan muhaddisler yer almaktadır) başlatan ilk kişi odur. Ders halkalarına katılanlar sadece (Ebu Hanife gibi) mezhep imamları değildi, geniş çapta aklî bilimler konusunda da öğrencileri vardı onun.” (M. Mutahari, Ehl-i Beyt İmamlarının Siyasî Tutumları, s. 132).
“el-Milel ve’n-Nihel kitabının yazarı ve hicri beşinci asrın büyük filozof ve mütekellimlerinden Muhammed Şehristanî çok bilgili bir kişidir. Şehristanî bu kitabında dünyadaki bütün dinî ve felsefî ekolleri açıklamıştır. Bir yerde İmam Ca’fer Sâdık’tan (a.s.) şöyle bahsetmiştir: O, sürekli kaynamakta olan bir ilme, hikmette mükemmel bir edebe, dünyada zühde ve şehvet dürtüleri karşında tam bir takvaya sahipti. Medine’de yaşıyordu, kendi dostlarına ilimlerin sırlarını vermiştir, daha sonra bir süre de Irak’a geldi.” (a.g.e., s. 130).
İmam Ca’fer’in Medresesi’nde yalnız İslamî ilimler değil, diğer pek çok ilim dalı da kapsamlı olarak inceleniyordu. Hatta İmam’ın ilim merkezi o dönemin bilim adamlarının müracaat ettiği yegâne merci haline gelmişti. 
Bu bilim dallarından bazıları şunlardır:
Tıp alanı: İmam Ca’fer’e insan bedeni hakkında bir soru soruldu. Buyurdu ki: “Yüce Allah, insan bedenini on iki eklem, iki yüz kırk sekiz kemik, üç yüz altmış damara sahip olarak yaratmıştır. Damarlar, bedenin tümünü sularlar. Kemikler onu ayakta tutarlar. Sinirler ise, eti dağılmaktan korur. Allah, insanın iki elinde seksen iki kemik yaratmıştır. Yani, her bir elinde kırk bir kemik vardır. Bunların otuz beş tanesi avuç kısmında, iki tanesi kol kısmında, bir tanesi pazı kısmında, üç tanesi de omuz kısmında bulunmaktadır. Bu da kırk bir eder. Bir o kadar da öbür elde vardır. İnsanın ayağında kırk üç tüne kemik bulunmaktadır. Otuz beş tanesi ayak kısmında, iki tanesi bacak kısmında, üç tanesi diz kısmında, bir tanesi baldır, iki tanesi de kalça kısmında bulunmaktadır. Bir o kadarı da öbür ayakta vardır. İnsanın omurgasında on iki tane kemik vardır. Göğüs kafesinin her bir tarafında dokuz tane kaburga kemiği vardır. Boynunda sekiz, başında otuz altı kemik vardır. Ağzında yirmi sekiz veya otuz iki kemik bulunmaktadır.” (el-Menakıb, c. 4, s. 256; Biharu’l Envar, c. 14, s. 480).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100