04 Eylül 2015 Cuma 00:14
1372 Okunma
İmam Ali’den daha yiğidi var mı!

Kureyş’in, Bedir Savaşı’nda aldığı ağır yenilgiyi, önde gelen isimlerinin, nice adamlarının ve kahramanlarının öldürülmesini unutması mümkün değildi. Yitirdiği itibarını yeniden kazanmak için Müslümanlardan intikam almaya karar verdi. Bedir Savaşı’nın üzerinden bir yıl geçmeden Kureyş hazırlıklarını tamamladı. Müşriklerden ve Yahudilerden oluşan müttefiklerini etrafında topladı. İslâm dinine kin besleyen, Müslümanlardan intikam almak isteyen bütün gruplar Kureyş’in saflarında yer aldı. Hakka karşı bütün batıl güçler birleşti. Kâfirlerin ordusu Medine’ye doğru yola çıktı. Sayıları üç binin üzerindeydi. Bütün bunlar hicretin üçüncü senesinin şevval ayının başlarında oluyordu. Peygamberimiz (s.a.a) bu gelişmeleri haber alır almaz, Müslümanları topladı ve alınması gereken pozisyon hakkında onlara danıştı. Sonra onlara bir konuşma yaptı ve onları savaşa, sabra ve direnişe teşvik etti. Onlara zafer ve ilâhî sevap vaad etti. Beraberindeki bin veya daha fazla kişiyle birlikte Medine’den çıkma hazırlıklarına başladı. Sancağını Ali b. Ebu Talib’e verdi. Diğer sancakları da Muhacir ve Ensar’ın önde gelen isimlerine teslim etti. Bu aşamada nifak üzerine düşen rolü kendisine yakışır biçimde oynadı. Abdullah b. Übeyy kendisine uyan kişilerle beraber yarı yolda geri döndü. Geri dönen münafıkların sayısı üç yüz kadardı. (el-Kâmil Fi’t-Tarih, 2/150; es-Sîret’ün-Nebeviyye, İbn-i Hişam, 3/66).
Resûlullah Efendimiz (s.a.a) Uhud’a varıncaya kadar yoluna devam etti. Oraya varınca, ashabını savaşa hazırladı. Savaş için zaferi garanti edecek sağlam ve kusursuz bir strateji belirledi. Bunun bir gereği olarak elli tane okçuya Müslümanların arkasında ve dağ tarafında konuşlanmalarını emretti. Müslümanların topyekun öldürüldüklerini görseler dahi yerlerini terk etmemelerini istedi. (el-Meğazi, Vakıdî, 1/224; el-Kâmil Fi’t-Tarih, 2/152; es-Sîret’ün-Nebeviyye, İbn-i Hişam, 3/66).
Kureyşliler de Uhud’a geldiler ve savaş için hazırlandılar. Plânları gereğince devriyeleri taksim ettiler ve görevlendirmeler yaptılar. Sancaklarını Abduddaroğulları’na teslim ettiler. Bunlardan sancağı ilk alan kişi, Talha b. Ebu Talha’ydı. Peygamber (s.a.a) bunu öğrenince, sancağı Hz. Ali’den alıp Mus’ab b. Umeyr’e teslim etti. Mus’ab, Abduddaroğulları’na mensuptu. Mus’ab öldürülünceye kadar sancak onda kaldı. Mus’ab’dan sonra Peygamberimiz (s.a.a) sancağı Hz. Ali’ye verdi. (Tarih-i Taberî, 2/199).
Uhud Savaşı hicretin üçüncü senesinde Şevval ayında meydana geldi.
Savaş için bütün düzenlemelerin tamamlandığı bir sırada Müşriklerin koçu ve sancaktarı Talha b. Ebu Talha ortaya çıktı. Kureyş’in yiğitlerinden biri sayılırdı. Müslümanlara doğru ilerliyor, bir yandan da sesini yükselterek, onlara meydan okuyor ve topunu hiçe saydığını ilân ediyordu: “Ey Muhammed’in arkadaşları! Siz, Allah’ın sizin kılıçlarınız aracılığıyla bizi cehenneme ve sizi de bizim kılıçlarımızla cennete göndereceğini iddia ediyorsunuz. İçinizde kılıcımla cennete gidecek veya beni kılıcıyla cehenneme gönderecek bir var mı?”
Ali (a.s) ileri çıktı. İki saf arasında bu ikisi karşı karşıya geldiler. İmam Ali (a.s.) Talha’ya bir darbe indirdi ve ayağını kesti. Talha yere düştü, elindeki sancak da bir kenara fırladı. Ali (a.s) işini bitirmek için hareket edince Talha avret yerlerini açtı ve Allah ve akrabalık adına kendisini öldürmemesi için yalvardı. Ali (a.s) onu öylece bırakıp geldi. Bu vuruşmanın sonucu karşısında duydukları sevinci dile getirerek Resûlullah (s.a.a) tekbir getirdi ve Müslümanlar da onunla birlikte tekbir getirdiler.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100