23 Mayıs 2014 Cuma 00:03
911 Okunma
İmam Ca’fer es–Sâdık (a.s.)
İmam buyuruyor ki: “Ey Mufaddal! Besinin bedene ulaşması ve bu olayın gerisindeki akıllara durgunluk veren plan üzerinde düşün. Yemek mideye ulaşır, mide onu pişirip sindirir. Yiyeceklerin özünü, örgü gibi birbirine sarılmış damarlar aracılığıyla karaciğere ulaşır. Artık yiyeceklerin süzülmüş özü konumundadır. Karaciğere yiyeceğin kendisinden bir şey ulaşmamalıdır. Aksi takdirde karaciğer yaralanır. Çünkü karaciğer incedir, sert şeylere tahammül etmez. Karaciğer de bunları en latif bir plan gereğince kabul eder ve kana dönüştürür. Ve bu kanı da bütün vücuda yayar. Bunu da kan dolaşımı için hazırlanmış kanallar aracılığıyla gerçekleştirir. Tıpkı suyun akması için hazırlanan kanallar gibi… Ki, su bu kanallar aracılığıyla yerde akar. Sonra kan vücutta bulunan pislikleri de bunun için hazırlanmış menfezlerden dışarı atar. Dolayısıyla, safra gibi acı olan kısmı öd kesesine, siyah olan kısmı dalağa, ıslak ve nemli olan kısmı da mesaneye gider. Şimdi bedenin terkibinin temelindeki hikmet üzerinde düşün, bedenin her bir organı bu plan uyarınca olması gereken yere konulmuştur. Bedenin uygun yerlerine bu kaplar konulmuş ki, bu artıklar oralarda toplansın, bedene yayılmasın, hastalanmasına ve görevini yapamamasına sebep olmasın. En güzel takdirin ve en sağlam planın sahibi Allah’ın şânı yücedir.”
Yine buyurmuştur ki: “Suyun tadı hayattır (her şey suyla dirilir), ekmeğin tadı kuvvettir. Bedenin zaafı ve kuvveti böbreklerin yağının azalıp çoğalmasından ileri gelir. Aklın merkezi beyindir. Sertlik ve merhamet kalptedir.” (Biharu’l Envar, c. 3, s. 57; Mufaddal b. Ömer’in Tevhid adlı kitabından naklen).
İmam Ca’fer (a.s.) buyurdu ki: “İnsan dört tabiat, dört sütun ve dört rükun ile kendisini tanımalıdır. Tabiatlar; kan, safra, hava ve balgamdan ibarettir.  Sütunlar; akıl ve akıldan kaynaklanan kavrama ve ezberleme kabiliyetidir. Rükunler; nur, ısı, ruh ve sudur. İnsanın şekli onun tıynetidir (tabiatıdır). İnsan nur ile görür, ısıyla yiyip içer, ruh ile hareket eder ve cinsel münasebette bulunur. Su (ve rutubet) ile de tadılacak şeylerin ve yemeğin tadını alır. İşte bunlar insan şeklinin yapısıdır. Eğer insanın aklı nurla desteklenir, teyid olunursa, o zaman insan âlim, hafız, zeki, uyanık ve anlayışlı olur. İhlas, tevhid ve itaatte bulunmakla da nerede olduğunu, nimetlerin nereden kendisine ulaştığını, niçin dünyaya geldiğini ve nereye gideceğini anlayacaktır.
Kan insanın vücudunda bazen soğuk, bazen de sıcak olarak dolaşır. Kan sıcak olduğunda (insan sıcak tabiatlı olduğunda) insan sarhoş, azgın, neşeli, katil, hırsız, sevinçli, zinakâr ve kibirli olur. Kan soğuk olduğunda da gamlı, üzüntülü, boynu bükük, zayıf ve unutkan olur. Bunlar hastalığa sebep olan etkenlerdir. Bunlar ilk olarak uygun olamayan bir saatte elverişsiz bir şeyi yiyip içmekle vücuda gelir ve böylece elemli hastalıklara sebep olur.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121