Bu haber kez okundu.

İmam Ca’fer Hz. Zeyd’i desteklemiştir
Mihzem el-Esedî anlatıyor:
“İmam Ca’fer’in yanına girdim. Buyurdu ki: “Ey Mihzem! Zeyd’e ne yaptılar?”
Ben, “Asıldı” dedim. 
İmam, “Nerede?” diye sordu. 
Dedim ki, “Ben-i Esed çöplüğünde (Kenase’de).”
Buyurdu ki, “Sen onu Ben-i Esed çöplüğünde asılmış olarak gördün mü?” 
Ben, “Evet” dedim. Bunun üzerine İmam ağlamaya başladı. Perdenin gerisindeki kadınlar da ağlamaya başladılar.”  
İmam Ca’fer çeşitli vesilelerle amcası Zeyd’in bu cihad hareketini desteklediğini ifade etmiş ve bu kıyamın aleyhinde yayılan propagandalara cevap mahiyetinde açıklamalar yapmıştır.
“Fudayl b. Yesar anlatıyor: 
“Zeyd’in öldürülmesinden sonra İmam Ca’fer’le buluşmak ve isyanın sonuçlarını anlatmak için Medine’ye gittim. Ben olanları anlattıktan, o da savaş meydanında olup bitenleri benden dinledikten sonra şöyle dedi: 
“Ey Fudayl! Amcamla birlikte Şamlılara karşı savaştın mı?”
“Evet” dedim. İmam, “Onlardan kaç kişi öldürdün?” diye sordu. 
Ben, “Altı kişi öldürdüm” dedim. 
İmam Ca’fer, “Belki de onların kanlarının dökülmesi konusunda şüphe içindesin?” dedi. 
Ben dedim ki, “Eğer şüphe içinde olsaydım onları öldürmezdim.” Fudayl devamla şöyle diyor: 
“İmamın şunları dediğini duydum: Allah beni bu kanlara ortak etsin. Allah’a yemin ederim ki, amcam Zeyd ve ashabı şehit oldular. Tıpkı Ali b. Ebu Tâlib ve ashabının şehit olması gibi.”  
İmam Ca’fer şöyle buyurmuştur: 
“Zeyd isyan etti demeyin, çünkü âlim ve doğru sözlü bir kimseydi. Sizi kendisine tâbi olmaya çağırmadı. O, Âl-i Muhammed’in velayetine razı olunan imamına uymaya çağırıyordu. Eğer zafere ulaşsaydı sizi davet ettiği şeye bağlı kalacaktı. O kendisinin bu davasını çürütmek, boşa çıkarmak için üzerine gelen bir sultana karşı koymuştur.”  
Abdurrahman b. Seyyabe anlatıyor:
“İmam Ca’fer-i Sâdık bana bin dinar verdi ve Zeyd b. Ali b. Hüseyin ile birlikte isyana katılanların ailelerine dağıtmamı söyledi. Ben de bu parayı onlar arasında paylaştırdım. Fudayl er-Ressan’ın, Abdullah’ın payına dört dinar düştü.”  
İmam Ca’fer Sâdık kendisine bağlı olanlara Zeyd’in naaşını defnetmelerini söyledi. Çünkü Emeviler naaşı darağacında bırakmışlardı. Sülayman b. Halid anlatıyor:
“İmam Ca’fer bana dedi ki, “Zeyd’i oraya defnetmenizin sebebi nedir?”
Dedim ki, “Böyle yapmamızın üç sebebi vardı. Birincisi, beraber geride kalan kişilerin az sayıda olması idi. (Burada Zeyd’in tâbileri kastediliyor. Çünkü bazısı öldürülmüş, bazısı da kaçmıştı). Biz sadece sekiz kişiydik. İkincisi, sabahın aydınlığının bizi ortaya çıkarmasından korkuyorduk. Üçüncüsü, orası Zeyd’in önceden ulaştığı ölüm yeriydi.” 
Buyurdu ki, “Fırat nehrine ne kadar uzaklıktadır onu defnettiğiniz yer?”
Dedim ki, “Bir taş atımı mesafesi kadardır.” 
O zaman İmam buyurdu ki: “Subhanallah! Onu bir demir lahde koyup Fırat’a bıraksaydınız daha iyi olmaz mıydı?”  
Zeyd’in şahadet haberi İmam Ca’fer Sâdık’a (a.s.) ulaştığında hüzne boğuldu; duyduğu keder yüzünden okunuyordu. Zeyd’le birlikte savaşıp onun safında şehit düşenlerin aileleri arasında paylaştırılması için Ebu Halid Vâsıti’ye 1000 dinar verdi.  
Fudayl Ressan şöyle anlatır:
“Zeyd’in şahadetinden sonra İmam Sâdık’ın (a.s.) huzuruna vardım. Söz Zeyd’den açılınca, İmam şöyle buyurdu:
“Allah amcama rahmet etsin. Mü’min ve ârifti (bizim imametimize inanırdı), bilge, dürüst ve doğru sözlüydü. Eğer savaşta galip gelseydi, vefa ederdi.”   
Yani Zeyd, İmam Sâdık’ın (a.s.) hilafeti için mücadele ediyordu ve savaşı kazanması halinde onun imam ve hak halife olduğunu ilan edecekti.
İmam Sâdık’ın (a.s.) bu sözleri, Zeyd’in aslında İmam’ı (a.s.) hilafete getirmek için kıyam ettiğini apaçık ortaya koymaktadır. Zeyd, İmam Bâkır’la İmam Sâdık Hazretlerinin imametini kabul etmiş bir mü’mindi. 
Ehl-i Beyt’in 8. Nuru İmam Rıza (a.s.) Sultan Memun’a şöyle der:
“Zeyd, Âl-i Muhammed’in (a.s.) âlimlerindendi. Allah rızası için öfkelendi, Allah’ın yolunda şehit oldu. Babam Musa b. Ca’fer (a.s.) babası Ca’fer b. Muhammed’in (a.s.) şöyle buyurduğunu söylerdi: “Allah, amcam Zeyd’e rahmet eylesin. İnsanları Ehl-i Beyt’e itaate çağırıyordu. Savaşı kazansaydı, yaptığı davete sâdık kalacaktı. (Yani iktidarı İmam’a bırakacaktı). Zeyd kıyam için benimle meşverette bulundu: “Amcacığım, eğer öldürülmeye ve cesedinin asılmasına razıysan, kıyam et” dedim.
Memun: “Zeyd imam olduğunu iddia etmiyor muydu yani?” diye sorunca, İmam: “Hayır, o halkı Resulûllah’ın Ehl-i Beyt’inin imametine davet ediyordu” buyurdu.”  
Şeyh Saduk (r.a.) Zeyd b. Ali’nin (a.s.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
“Yeryüzü var oldukça, Âl-i Muhammed’den biri mutlaka imam ve yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak bulunacaktır. Bu zamanda da Allah’ın yeryüzündeki hücceti, kardeşimin oğlu Ca’fer b. Muhammed’dir; ona uyan asla sapmaz, ona karşı çıkan da asla hidayet bulmaz!”  
Zeyd’in ayaklanması her ne kadar başarıya ulaşamamış gibi görünse de, uzun vadede ümmete faydalı olduğu muhakkaktır. Zira, Hişam’ın heybet ve dikbaşlılığı bu şekilde önemli derecede kırılmış oldu. Zeyd b. Ali’nin isyanı aslında Hz. Hüseyin’in hadisesi ile başlayan bir sürecin devamıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100