01 Haziran 2014 Pazar 12:22
708 Okunma
İmam, Cebriyecilerle mücadele etti
Cebriyecilik görüş olarak Mutezile’nin zıddıdır. Cehm b. Safvan tarafından kurulmuştur. Cebriye mezhebine göre, iyi ve kötü doğrudan doğruya Allah’tan gelir; olayların ortaya çıkışı ve meydana gelişi, insanın iradesine bağlı değildir, zira her şey Allah tarafından önceden, değişmezcesine belirlenmiştir.
Cebriyeciliğin anlamı; kuldan gerçek anlamda fiili nefyetmek ve onu yüce Allah’a izafe etmekti. Dolayısıyla, kuldan hayır ve şer olarak sâdır olan her şey Allah’a nispet edildi.
Diyorlardı ki: “Bizim yaptığımız bir şey yok, çünkü biz ihtiyar (yani serbest irade) sahibi değiliz. Bilakis Allah’ın iradesi ve dilemesi ile hareket ediyoruz. Namaz kılmamızı istediği zaman namaz kılıyoruz. Şarap içmemizi istediği zaman da şarap içiyoruz. Biz buna mecburuz.” 
Buna, Kur’an’dan, “Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde bir şey dileyebilirsiniz” (İnsan, 30) ve “Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam’a açar, kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır” (En’am, 125) gibi ayetleri delil getiriyorlardı.
Cebriye, kişinin, kader ve fiilleri konusunda söz sahibi olmadığını, hür iradenin var olmadığını ve her türlü fiili yaratan ve yaptıranın Tanrı’nın kendisi olduğunu ileri sürüyordu. (Sehristânî, el-Milel ve’n-Nihal, Beyrut, 1975, I, 85)
el-İmamu’s-Sâdık ve’l Mezahibu’l Erbaa adlı eserin 2. cildinin 122. sayfasında bu konuda şöyle geçmektedir:
“Şurası açıktır ki, böyle bir akideyi benimseyen bir kimse farzları terk etmek, içki içmek, zina etmek, hırsızlık yapmak ve adam öldürmek gibi suçları işleme hususunda nefsine müsamaha gösterir. Ve sonra da, “Allah hırsızlık yapmamı istedi ben de çaldım. Allah zina etmemi istedi ben de ettim…” demeye başlar. Böyle bir durumda insanın kesbî iradesi ve serbest tercihi söz konusu olmadığı gibi, Allah’ın kendisine bahşettiği akıl nimetini de kullanma durumu olmaz. Böyle iken sevap umması ya da azaptan korkması söz konusu olabilir mi?” (A’lam’ul Hidaye, s. 110)
İmam Ca’fer bu düşünceyle yaşadığı sürece mücadele etmiştir. İmam’a göre kader, “Cebr ile serbestlik arası bir şeydir” (Şeyh Saduk, s. 119)
Bu konuda şöyle buyurur: “Muhakkak Allah kıyamette mahlûkatı topladığında, onlara emrettiği şeyi soracaktır, onlar için takdir ettiği şeyleri sormayacaktır.” (Şeyh Müfid, s. 282)
İmam Ca’fer Cebriyecilerle çeşitli münazaralar yapmış ve onları yenilgiye uğratmıştır. İleriki bölümlerimizde İmamın bu konuyla ilgili sözleri etraflı olarak yer almaktadır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121