26 Haziran 2013 Çarşamba 00:01
1164 Okunma
İmam Zeynelabidin
Allah’ı hakkıyla bilen kâmil bir mürşid olan İmam (a.s.), her halinde O’na karşı acziyet içinde olmuştur.
İmam Zeynelabidin’in (a.s.) ibadet ederken içinde bulunduğu halle ilgili bir soru yöneltildiğinde şöyle yanıt vermiştir:
“Ben, Allah’a ibadet ederken tek gayemin Allah’ın vereceği sevap olmasından korkarım. Bu, menfaat beklentisi içinde olan kimselerin ibadetidir. Bir menfaat geleceğine ihtimal ederlerse ibadet ederler, böyle bir beklenti içinde olmazlarsa ibadet etmezler.
Allah’ın azabından korktuğum için de ibadet etmekten de korkarım. Bu takdirde kötü huylu, bir köle gibi olurum; korkmazsa ibadet etmez.”
Yanındakiler, “Peki neye karşılık ibadet ediyorsun?” diye sordular.
İmam şöyle buyurdu:
“Bağışları ve nimetleri ile kulluğa layık olduğu için O’na kulluk ediyorum.” (Hayatu’l İmam Zeynelabidin, s. 187)
Ve ibadet etmekle ilgili farklı bir bakış açısı da getirmektedir.
İmam Zeynelabidin’e (a.s.) göre, Allah’ı anmak, zikir yapmak bir ibadet, ibadeti terk etmek de Allah’a karşı büyüklük taslamaktır. 
“Buyurmuşsun ki: ‘Beni anın, sizi anayım; Bana şükredin ve sakın Bana nankörlük etmeyin.’ (Bakara, 152). Yine buyurmuşsun ki: ‘Eğer şükrederseniz, elbette size olan (nimetimi) arttırırım ve eğer nankörlük edecek olursanız, hiç kuşkusuz azabım çok şiddetlidir.’ (İbrahim, 7). Yine buyurmuşsun ki: ‘Beni çağırın, size icabet edeyim. Hiç kuşku yok, büyüklük taslayıp Bana ibadet etmekten kaçınanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.’ (Mü’min, 60). Böylece Seni çağırmayı ibadet, terkini de büyüklük taslamak olarak adlandırmış ve terki için, aşağılanarak cehenneme girmeyi vaad etmişsin.” (Sahife-i Seccadiyye, Ramazan ayının sonunda okuduğu duasından bir bölüm)  

İmam Seccad Resûlullah’ı tanıtıyor

İmam Zeynelabidin (a.s.), ceddi Hz. Peygamberi (s.a.v.) ümmetine şöyle anlatmaktadır: “Nasıl ki O, kendini Senin işin için adadı; bedenini Senin uğruna eziyetlere mâruz bıraktı; insanları Sana doğru çağırırken yakınlarıyla açıkça çelişti; Senin rızan uğruna kabilesi ile savaştı; dinini ihyâ etmek için akrabalarıyla ilişkisini kesti; inkâr ettikleri için yakın olanları uzaklaştırdı; Sana icabet ettikleri için uzak olanları yakınlaştırdı; Senin yolunda en uzak kimseleri dost edindi; en yakın kimselere düşman kesildi.
Elçiliğini iletmek için kendini yordu; insanları dinine davet etmekle kendini nice zahmetlere soktu; uğraşı, davetine muhatap olanları öğütlemek oldu; dinini aziz kılmak, güçlendirmek ve Sana karşı küfre sapanlara galebe çalmak amacıyla gurbet diyarlarına; doğup büyüdüğü, yakınlarının bulunduğu, taşını, toprağını tanıdığı vatanından uzak yerlere göç etti.
Nihayet, düşmanlara karşı elde etmek istediği başarıyı, dostların için öngördüğü sonucu tastamam elde etti. Senden medet umarak güçsüz olduğu halde, Senin yardımınla güç kazanarak düşmanlarının üzerine yürüdü, evlerinin içinde olanlarla savaştı; karargâhlarının tam ortasında onlara saldırdı. Derken, müşriklerin istememesine rağmen, Senin dinin âşikâr oldu, kelimen yüceldi.
Allah’ım! Senin yolunda çekişmiş olduğu zahmetler karşısında O’nu cennetinin en yüce derecesine yükselt.” (Sahife-i Seccadiyye, 2. duadan alınmıştır)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100