14 Eylül 2013 Cumartesi 00:01
1973 Okunma
İmamet Hz. Ali’nin makamıdır
İmam Rıza (a.s) buyurdular ki; İmam, dinin ipi, Müslümanların nizamı, dünyanın salahı ve mü’minlerin izzetidir. İmam, İslam’ın gelişen kökü, yücelen dalıdır. İmam’la, namaz, zekât, oruç, hac ve cihad kâmil olur, ganimet ve sadakalar çoğalır, had (şer’i ceza) ve ahkâm uygulanır, hudut ve sınırlar korunur.
İmam, Allah’ın helalini helal, haramını da haram kılar, şer’i cezaları uygular, Allah’ın dinini savunur, (halkı) hikmet, güzel öğüt ve açık delillerle Allah’ın yoluna davet eder.
İmam, gözlerin göremeyeceği ve ellerin ulaşamayacağı bir ufukta doğan ve ışınlarını âleme saçan bir güneşe benzer.
İmam, ışık saçan dolunay, parlak kandil, doğan nur, karanlıklar ortasında hidayet yıldızı, doğru yolu gösteren kılavuz ve helak olmaktan kurtarıcıdır.
İmam, yüksek tepede yanan bir ateştir. Isınmak isteyene sıcaklık bahşeder, tehlikeli yerlerde kılavuzdur, ondan ayrılan helak olur.
İmam, yağmur yağdıran bulut, bol sağanak yağmur, kapsayıcı gölgesi olan gök, döşenmiş yer, bol suyu olan pınar, selin bıraktığı göl ve yerden biten yeşilliktir.
İmam, yumuşak huylu emin, şefkatli baba ve ikiz kardeştir. Küçük yavrusuna iyilik yapan (şefkatli) anne gibidir ve kulların sığınağıdır.
İmam, Allah’ın, yeryüzündeki ve mahlûkatı arasındaki emini, kullarına hücceti ve şehirlerindeki halifesidir. (Halkı) Allah’a çağıran ve O’nun belirlediği sınırları savunandır.
İmam, günahlardan tertemiz kılınan, ayıplardan arındırılmış olan, özelliği ilim, nişanesi hilim olan, dinin düzeni, müslümanların izzeti, munafıkların öfkesi ve kâfirlerin yok edicisidir.
İmam, zamanın yeganesidir. Hiçbir kimse onun makamına ulaşamaz; hiçbir alim onun dengi olamaz. Onun bedeli, misli ve eşi bulunmaz. Bağışlayan Allah’ın fazlı ile talep ve kesbe dayanmaksızın, bütün faziletleri taşır. Durum böyle iken kim, İmam’ı tanıyabilir veya özelliklerinin özüne ulaşabilir?
Heyhat, heyhat! İmam’ın makamlarından veya faziletlerinden birini tarif etmekte akıllar yitmiş, zihinler şaşkınlığa düşmüş, beyinler hayran kalmış, hatipler aciz kalmış, şairler yorulmuş, edipler acze düşmüş, fasihler yorulup güçsüzleşmiş, bilginler susup kalmış, hepsi acz ve güçsüzlüğünü itiraf etmiştir. Şu halde, onu bütünüyle anlatmak, olduğu gibi nitelemek nasıl mümkün olur? Kim, onun yerine geçebilir; ona olan ihtiyacı giderebilir? Bu nasıl mümkün olur? Oysa İmam, yıldızlar gibi kendisine ulaşmak isteyenlerin elinden ve niteleyenlerin nitelemesinden uzaktır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100