09 Ocak 2015 Cuma 00:05
778 Okunma
İmamlar hata ve yanılgıdan berîdir
90. İLKE:
Bir önceki ilkede, imamın sadece ülkenin yönetimi ve onun sınırlarını korumakla uğraşacak normal bir önder olmadığını; onun, bunun dışında daha önce değindiğimiz diğer vazifeleri de olduğunu söyledik. Kur’an’ın tefsiri, hükümlerin açıklanması, halkın itikadî sorunlarını cevaplamak, halkın inancında ve dinde her türlü tahrifin vukû bulmasını önlemek gibi önemli vazifeleri yerine getirmek geniş ve hata kabul etmeyen bir bilgiye sahip olmaya bağlıdır. Oysa, bu gibi şeyleri normal kişiler üstlenecek olurlarsa, hata ve yanılgıdan masun olmayacaklardır.
Elbette mâsumiyet peygamberlik demek değildir; bir insan peygamber olmadığı halde hata ve yanılgıdan mâsum olabilir. Bunun en açık örneği, daha önce peygamberlerin mâsum oluşu konusunda mâsumiyetinin delillerine değindiğimiz Hz. Meryem’dir. (Bkz. İlahiyat, c. 2, s. 146-198).
İmamın mâsum olmasının gerekliğine, mezkûr aklî tahlil dışında diğer bazı deliller de delâlet etmektedir. Onlardan bazıları şöyledir:
1- Allah Teâlâ’nın kesin iradesi Ehl-i Beyt’in her türlü çirkinlikten uzak olmasına taalluk etmiştir. Nitekim Kur’an şöyle buyuruyor:
“Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden çirkinliği uzak tutmayı ve sizi tertemiz kılmayı diliyor.” (Ahzâb, 33).
Bu ayet Ehl-i Beyt’in mâsumiyetine şöyle delâlet etmektedir: Allah Teâlâ’nın özel iradesinin, Ehl-i Beyt’in her türlü çirkinlikten uzak olmasına taalluk etmesi, onların günah işlemekten mâsum olmasını gerektiriyor. Çünkü ayette geçen “rics” teriminden maksat, her türlü fikrî, ruhî ve amelî çirkinliktir ve günah bunun en açık örneğidir. Bu irade ümmetin hepsine değil, özel kişilere taalluk ettiğinden, doğal olarak herkese taalluk eden tathir iradesiyle farklıdır. Müslümanların tümünü kapsayan tathir iradesi, teşrii=yasama iradesi, (Fakat sizi temizlemek istiyor” (Mâide, 6) abdest ayetinin alt kısmında geçer) olup kişilerin itaatsizlik etmesi sonucu gerçekleşmeyebilir de, oysa bu irade, günahtan temiz olma iradesinden ayrılmayacak olan tekvinî iradedir.
Şuna da değinmemiz gerekiyor ki, Allah Teâlâ’nın, Ehl-i Beyt’in mâsum olması doğrultusundaki tekvinî iradesi, onların kendilerinden iradelerinin olmamasına neden olmaz; nitekim peygamberlerin mâsum oluşu da böyledir. (Bu konu akaid kitaplarında detaylı bir şekilde geçmiştir)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100