23 Nisan 2006 Pazar 00:00
160 Okunma
İman ve insan dâvâsının temel esası
İslam'ın  temeli olan Tevhid inancı, mutlak hakikatin ifadesidir. Herşey ve bütün
teferruat, bu asıldan kaynaklanır ~|~

Tevhid akidesi bir yönüyle kalbi bir tasdik olarak inançtır. Kainatın hakikat ve melekûtüne işaret etmesi, alemi olduğu gibi idrak ettirip tarif etmesi bakımından  ilimdir, hem de gerçek ilimdir. Kainat ve olaylara bakış getirmesi açısından da dünya görüşüdür.

Bu manada İslam'ın  temeli olan Tevhid inancı, mutlak hakikatin ifadesidir. Herşey ve bütün teferruat, bu asıldan kaynaklanır. İslam'ın teferruata yönelik hiçbir prensibi, yönü yoktur ki, Tevhid'den kaynaklanmamış olsun.
İlk insan ve ilk peygamberle başlayıp Hz. Muhammed (sav) ilea kemale eren İslam'ın Tevhid inancı, mutlak hakikatin ifadesi olup hiçbir devirde değişmemiştir. Bütün insanlık işte bu hakikate çağrılmıştır:
"Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her peygambere, 'Benden başka ilah yoktur; Bana kulluk edin' diye vahyetmişizdir" (Enbiya, 25).
Resulullah Efendimiz'in (sav), nübüvvet ve risalet görevi ile bütün mücadelesi Tevhidi hakim kılmak olmuştur. 12 senelik Mekke devri, bu yüce Tevhid kelimesinin iç tabiata, kalplere yerleştirilmesiyle geçmiştir; Tevhid, iman ve insan davasının da temel esasını oluşturmuştur.

Burada Tevhid kelimesini tamamlayan bir ikinci asıl daha var ki, o da nübüvvettir. Bu gerçek, "Muhammed'ür Resulullah" ifadesiyle yerini almıştır. Bunun anlamı şudur: Tevhid ve İslam salt akılla, rehbersiz yorumlarla değil, ancak Hakk'tan vahiyle beslenen Allah elçisi, nebi ve resullerin rehberliğiyle anlaşılabilir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100