30 Ocak 2015 Cuma 00:02
875 Okunma
İmanın merkezi insanın kalbidir
120. İLKE:
İmanla küfrün sınırı önemli kelamî konulardandır. “İman”, lügatte, tasdik etmek ve “küfür” ise örtmek anlamındadır. Dolayısıyla, buğdayı yere gömen çiftçiye de “kâfir” denilmektedir. Fakat akaid ve kelam ilimlerinde “iman”dan maksat, Allah Teâlâ’nın birliğine, kıyamet gününe ve Hz. Resûl-i Ekrem’in (s.a.a.) peygamberliğine inanmak anlamındadır. Elbette, Hz. Resûl-i Ekrem’in (s.a.a.) peygamberliğine iman, geçmiş peygamberlerin, semâvî kitapların ve O Hazretin beşer için getirmiş olduğu öğretilere ve Allah’ın hükümlerine yakînen iman etmeyi de kapsar.
İmanın gerçek merkezi insanın kalbidir. Nitekim Kur’an’ı Kerim, “Onların kalbine iman yazılmıştır” (Mücâdele, 22) buyurmaktadır. 
Yine, İslam’ın gücü karşısında teslim oldukları hâlde, kalpleri iman nurundan boş olan göçebe Araplara, “Henüz iman kalplerinize girmedi” (Hucurât, 14) buyurur. Fakat bir kişinin iman ettiğine hükmetmek, dil vasıtasıyla veya diğer yollarla onu açığa vurması veya en azından inancını inkâr etmemesine bağlıdır. Çünkü aksi durumda onun iman ettiğine hükmedilmez. Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
“Sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları (Allah’ın ayetlerini) inkâr ettiler.” (Neml, 14).
Bu açıklamayla küfrün sınırı da açıklık kazanmış oluyor. Eğer bir insan Allah Teâlâ’nın birliğini veya kıyamet gününü ya da Hz. Resul-i Ekrem’in (s.a.v.) peygamberliğini inkâr ederse, kesinlikle kâfir olduğuna hükmedilir. Nitekim açık bir şekilde peygamberliği inkâr etmeyi gerektiren, Hz. Resul-i Ekrem’in (s.a.a.) getirdiği dinin zaruriyâtından birini inkâr etmek, insanı küfre mahkum eder.
Hz. Resûl-i Ekrem (s.a.a.), Ali’yi (a.s.) Hayber kalesini fethetmeye gönderdiği zaman, O’na bir bayrak verip, bu bayrağın sahibinin Hayber’i fethederek döneceğini hatırlattı. Bu arada Ali (a.s.), Hz. Resûlullah’a (s.a.a.) dönerek, “Onlarla savaşmanın sınırı nedir?” diye sorunca, Hz. Resûl-i Ekrem (s.a.a.) buyurdu ki: “Lâ ilahe illallah, Muhammedü’r-Resûlullah diye şehadet getirinceye kadar onlarla savaş; böyle yaptıkları zaman, hak yere öldürülen ve malları alınanlar dışında, kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar.” (Sahih-i Buhâri, iman kitabı, s. 10; Sahih-i Müslim, c. 7, Fezâil-i Ali bâbı, s. 17).
Yine birisi, İmam Câfer Sâdık’a (a.s.), “Kulun, Allah’a iman etmesine neden olan en küçük şey nedir?” diye sorunca, İmam (a.s.) şöyle buyurdu: “Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in (s.a.a.) O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet getirmesi, Hakk’a uymayı kabul etmesi ve zamanının imamını tanımasıdır; böyle yapacak olursa iman getirmiş olur.” (Biharu’l-Envar, c. 66, s. 16, iman ve küfür kitabı; Şeyh Saduk’un Meâni’l-Ahbâr kitabından naklen, bu rivayetin senedi sahihtir).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100