Bu haber kez okundu.

İnsanlığın aradığı model
Model arayanlar, Peygamber Efendimiz'in aile hayatına baksınlar, örnek alsınlar. En doruk noktada bu kadar insanın yaşadığı, çok sesliliğin hakim olduğu bir aile bu. Hepsi istediğini konuşuyor. Eğer demokrasi konuşmaksa, bu, İslam'da ve Peygamber'in hayatındadır. "Konuşamazsın, edemezsin, sus!" diye bir şey yok. ~|~

 

Gerçekten, samimi olarak konuşuyorum, Müslüman insanların aile hayatına baktığınız zaman bu hürriyeti doruk noktada görürsünüz. Herkes istediğini konuşabilir. Ama sıradışı konuşmaz. Herkes de sorumluluğunu bildiği için edep içerisindedir, terbiye içerisindedir, hakkaniyet tavrı içerisindedir. Gelişigüzel, alabildiğine, başıbozuk, sorumsuz bir tarzda ve de şekilde değildir. Yani işin sonsuz bir hürriyet cephesi olduğu gibi fevkalade manevi bir disiplin tarafı da vardır.
Bugün insanlığın muhtaç olduğu hürriyet de budur. Onun için onun modeli, bunun modeli değil, bizim özümüzün modeli, Türk'ün özünün modelidir. İslam modelidir. Biz bununla medeniyetler kurduk.
Resululullah'a "Din nedir?" diye soruyorlar. "Güzel ahlaktır" buyuruyor. Yani oradan işi alıp yola çıktığımız zaman her türlü davranışımız, oturmamız, yememiz, içmemiz, ticaretimiz, aile hayatımız, insanlarla münasebetimiz, model olarak bir küçük Muhammed örneği olacak ki o insan Kur'an modeli, Hz. Muhammed modeli olsun.
Dinde bir vahiy vardır, bir de bu vahyi tebliğ eden bir peygamber vardır. Neden vahiy var, neden peygamber var? Allah, maksadını vahiyle bildirilir. Maksadını bildirildiği de peygamberdir. Yani peygamber, o vahyi uygulayan insanlardır. Aksi taktirde eğer vahiy yani murad?ı ilahi her insanın anladığı gibi olsaydı buna din denmez, belki bir felsefi izah olur. Efendim, "ben, anladığımı yaparım, anlamak istediğimi de uygularım." O zaman bu Allah'ın dini olmaz. Kimin dini olur? Senin dinin olur.
Allah'ın Sevgilisine sahabesi soruyor: "Ya Resulallah! Namazı nasıl kılacağız? "Kur'an'ı açın, okuyun ve anladığınız gibi namazı kılın" demiyor. "Benden gördüğünüz gibi kılın" (Buharî, Ezan 18) diyor. Onun için eskilerimiz ilim ahzetmede "hangi hocada okudun?" derlerdi. "Hangi okulda/medresede okudun?" demezlerdi. Niye? Hocanın hayatına göre talebesini ölçerler de ondan. Bunu şunun için söyledim: Din, ahzedilirken, öğrenilirken, edep, terbiye çok mühimdir. Geçmiş hep onun üzerinde durur. Bunun gayesi, Kur'an'ı bir Müslüman'ın şuursuz bir tarzda anlaması değil, Peygamber modeline göre anlamasına kendini şartlandırmasıdır.

Ramazan Sohbetleri /
Prof. Dr Haydar BAŞ'ın kaleminden Hikmetin Sırları

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100