13 Haziran 2012 Çarşamba 11:14
1179 Okunma
İrfan sahibi meleklerin ruhlarını görür
Sözlerine dikkat et. Kalbinde olan diline gelir. Dil, kalbin tercü­manıdır; Kalp ki, karışıktır, sarf edilen söz, bazen iyi olur, bazen de kötü. Hiç bir şeyi değiştirmeye gücün yetmez. Ama işler elinde ol­madan değişir. Kalbin sağ olmasına çabala. Kalbin karışık durumu geçerse, dil sağlam konuşur.
Kalp, şirk gidince iyileşir. Şirke düşünce de halka uyar. Şekli de­ğişir. Güzelliği gider. Dürüst yol alamaz; ayağı tökezler. Konuşulan sözleri alır, kendininmiş gibi satar; yalan söylet. Kalpten konuşan­ların sözünü yalandan alır, kendininmiş gibi nefsini aldatır; sözünü yalan ederek konuşturur.

***

Büyüklerin bir kısmı, kalpten konuşur. Bir kısmı da iç âlemine dalarak konuşur. Bazı şaşkınlar ise, nefsine, şeytanına ve şahsî arzu­larına uyarak konuşur.
Allah'ım, bizi sana inananlardan eyle; münafık kılma.

***

Bir kişiyi sevmek, öbürüne de kızmakla karşılaşırsan, nefsine gö­re sevme ve onun arzusu ile kızma. Bunları yaparken tabiî arzunla yapma. Her iki hâli de kitaba -Kur'ân'a- ve Sünnet'e arz et. Sevgi işine uyarlarsa sev; uymazlarsa dön. Yine kızmak için uyarlık gösterirlerse, uy; aksi hâlde hemen dön. Şayet Kitap ve Sünnet'te bir hüküm bulamazsan, doğru zâtların kalbine yönel, onlara sor, hâlini öğren. Onların kalbine müracaat et; o kalpler doğrudur. Kalp iyi olursa, Allah'a en yakın olan olur. Kalp, Kitap ve Sünnet'le amel ederse Hakk'a yakın olur. Yakın olunca, iyiliğine ve kötülüğüne olan şeyleri öğrenir. Hak için ve Onun zâtından gayri şeyler için olanı öğrenir. Hakk'ı bâtılı beller.
İmanlı olmanın ilk derecesinde bulunan kimsenin dahi bir nuru olunca, imanda derece alan ve sıddîk mertebesini bulan kimse için nasıl nur olmaz ve o nurla iyiyi kötüyü nasıl seçemez? Peygamber (s.a.v) Efendimiz, iman sahibi için şöyle buyurur: “İman sahibinin ferasetinden (bir şeyin özünü kavramasın­dan) sakınınız; çünkü o, Allah'ın nuruyla bakar.”
Bu nur, Hak yakınlığını bulan irfan sahibinde bulunur. O nurla, Hakk'a yakınlık mertebesine bakar, görür. Ve kalbi cihetiyle Hakk'a nice yakınlığı olduğunu anlar. O irfan sahibi, meleklerin, nebilerin ruhlarını görür. Doğru kimselerin kalbi ona ayan olur. Onların ruhî durumlarını sezer. Ve onların hâllerini, makamlarını bilir. Bunların hepsi, kalbin safiyeti ve Hak tarafından verilen, süveyda -siyahçık- tâbir edilen bir noktadan ibaret kanla olur. O irfan sahibi Yaratan'ı ile sonsuz bir ferah içindedir. O irfan sahibi, bir vasıta olur, Hak'tan alır, halka dağıtır.
İman ve irfan sahiplerinden bir kısım vardır, kalpleri hikmet deryasıdır; dilleri onu halka aktarır. Onlardan bir zümre vardır, kalp­leri ilim hazinesidir, dilleri peltek olur, halka laf edemez.
Münafığın bütün bilgisi dilindedir; kalbi peltek olur, bir şey di­yemez. İşte bu yüzdendir ki, Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle bu­yurur: “Ümmetim için en korktuğum şey, dili bilgin, içi bozuk (mü­nafık) olmaktır.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100