Bu haber kez okundu.

İslam'a göre İncil ve Tevrat
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler

İncil yazarlarının kimlikleri, İncillerin yazılış tarihleri konusunda Batılı araştırmacılar arasında ihtilaf mevcuttur. Esasen Hıristiyan ruhban sınıfı ve ilahiyatçılar arasındaki yaygın görüş İncil'e insan kelamının karışmış olduğu yönündedir.

"Kudüs Kitab-ı Mukaddes okulu rahipleri 70'li yıllarda bir çok durumda İsa'nın sözünü doğrudan işitme fikrinden vazgeçmeleri için İncil okuyucularını peşinen uyardı. (Bu da İncil'in ciddi biçimde tahrifata uğradığı manasına geliyordu.)

Teslisi şüpheyle karşılayan veya reddeden ilahiyatçılar da aynı görüşteydi. İncil şüphesiz "Allah'ın kelamı"ydı. Ancak "insan kelamı" da karışmıştı. Alman ilahiyatçı Hans Kung'un deyimiyle "noksanlık ve hatalardan, karışıklık ve gizlemeden, sınırlama ve yanlışlardan ârî değildi".

Newsweek (1979) dergisi, Hz. İsa'nın çarmıha gerilme kıssasının dört ayrı İncil'de geçen tasvirlerini incelemiş ve bu hususta şöyle demiştir: "Bu riva~|~yetlerin hepsi bir hakikati ifade eder ama hakikatin kendisi değildir".

Şüphesiz Katolik Kilisesi ve II. Vatikan Konsili İncil'in tahrifata uğradığını kabul etmemektedir. Ancak Kilise'ye bağlı ruhban sınıfının görüşü oldukça farklıdır. Evangelist Dergisinin 1986'da ABD'de isimlerinin gizli kalması kaydıyla bin rahip ve vaiz arasında yaptığı ankete göre İncil'in tahrif edildiğine inananların oranı % 80'lere varıyordu. Yine rahiplerin yüzde 50'si Hz. İsa'nın doğum ve ölümüne cinler ve şeytanlara dair Hıristiyan akidesine pek inanmıyorlardı. Burada dikkati çeken husus anketin sıradan halk kesimi arasında değil, insanları aforoz etme (dinden çıkarma), günahları bağışlama, günahtan temizleme gibi pek çok yetkiyi elinde tutan ruhban sınıfı arasında yapılmış olmasıdır. Bu yetkileri elinde bulunduran rahiplerin % 80'i İncil'in tahrif edildiğine inandıklarını, %50'si de Hıristiyanlığın bir takım konulardaki temel inanç esaslarına ise inanmadıklarını ifade etmişlerdir.

Evet, son 20-30 yıl içinde pek çok Hıristiyan ilahiyatçı İncil'in tahrif edilmiş olduğunu ısrarla belirtti. Öte yandan İncil'in Allah'ın kelamı olduğuna inanan Hıristiyan Batılıların çoğu da İncil'de "insan eliyle yazılmış bölümlerin" varlığını kabul etmek durumundadırlar. Nitekim Almanya'nın Marburg Üniversitesi'nde doçent olan Ursula Spuler "Hıristiyan-İslam Diyalogu" isimli makalesinde, "İncil'in yazılmasında çeşitli yazarların tesiri olduğunu biliyoruz. Bu yazarlar İncil'deki düzenlemeleri çeşitli zamanlarda yapa gelmişlerdir" demektedir.

İslam'a Göre

İncil ve Tevrat'ın Durumu

İncil ve Tevrat asılları itibariyle Allah katından gelmiş kitaplardı yani semavi idiler. Nitekim Cenab-ı Hak "Ey İsrailoğulları! Sizin beraberinizde bulunanı doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar eden siz olmayın ve ayetlerimi az bir pahaya değişmeyin. Ancak benden sakının. Bile bile hakkı bâtıla karıştırıp da gerçeği gizlemeyin" buyurmaktadır.

Ayette geçen "sizin beraberinizde bulananı doğrulayıcı" ifadesi Yahudilere bir ilahî kitabın indirilmiş olduğunu beyan ediyor. Evet Cenab-ı Hak böyle bir kitap indirdi. Ancak ayetin devamında geçen "... ayetlerimi az bir pahaya değişmeyin..." ifadesi ilahî kaynaklı olan semavî Tevrat'ın tahrif edildiğini beyan ediyor. Nesefî, tefsirinde bu ifadeyi şöyle açıklar: "Ben-i İsrail kavmi Tevrat'ın bazı hükümlerini kolaylaştırmaları ve bazılarını da değiştirmeleri için âlimlere para verirlerdi. Hükümdarlar da aynı şekilde hükümleri değiştirsinler diye âlimlere mal akıtırlardı. O âlimler de halk Hz. Muhammed'e iman ettiği takdirde bu imkanların ellerinden çıkacağından korktukları için Tevrat'ı değiştirmeye devam ettiler".

"Bile bile hakkı bâtıla karıştırıp, gerçeği gizlemeyiniz" ayetinin tefsirinde ise İbn-i Abbas şöyle demektedir: "Resulüme dair yanınızda bulunan benim size göndermiş olduğum bilgiyi gizlemeyin. Halbuki bu Resul sizin yanınızdaki kitaplarda yazılıdır ve elinizde bulunan kitaplardan siz O'nun hak Resul olduğunu bilmektesiniz."

Yahudilerin reisi olan Ka'b b. Eşref Yahudi âlimlerine, "Muhammed hakkında ne dersiniz?" diye sormuş, âlimler de "o nebidir" cevabını vermişlerdi. O zaman Ka'b, "Başka şekilde konuşsaydınız yanımda size verilecek hediye ve bahşişler vardı" dedi. Bunun üzerine o âlimler, "Düşünmeden cevap verdik. Bize mühlet ver düşünelim. Tevrat'a bakalım" dediler. Ve oradan çıkarak Resulullah'ın sıfatlarını, Deccal'ın sıfatlarıyla değiştirdiler. Ve geri dönerek Ka'b b. Eşref'e bu sıfatları okudular. O da âlimlerin her birine bir ölçek arpa ve dört arşın keten bezi verdi. İşte Bakara Suresi 41. ayette geçen "az bir paha" ifadesi bu hakikati kastetmektedir.

Aynı hakikat yani Tevrat'ın tahrif hakikati Bakara Suresi 79. ayetinin de inişine sebep olmuştur.

"Artık vay o kimselere ki Kitab'ı kendi elleriyle yazarlar sonra az bir pahaya satmak için 'bu Allah katındandır' derler. Ellerinin yazdığından ötürü vay onlara! Kazandıkları şeylerden ötürü vay onlara!"

İbn-i Ebu Hatem'in İbn-i Abbas'dan rivayet ettiğine göre bu ayet Yahudi bilginleri hakkındadır. Onlar Tevrat'ta Hz. Muhammed'in sıfatlarını "orta boylu, gözleri sürmeli, buğday tenli ve dalgalı saçlı" olarak buldular. Fakat maddî kazançlarının ve mevkilerinin ellerinden gideceği korkusuyla haset ve kıskançlığa düştüler. Bu sıfatları değiştirerek yerine "uzun boylu, gök gözlü, düz saçlı ve siyah tenli" yazdılar. Yazdıklarını Mekke müşriklerine ve halka göstererek "son peygamberin eşkali böyledir. Bunda o eşkal yoktur" dediler.

Abdurrahman bin Alkame şöyle der: "İbn-i Abbas'a yüce Allah'ın 'kitabı kendi elleriyle yazarlar da' hükmü hakkında soru sordum da bana: 'Bu ayet Kitap ehli hakkında nazil olmuştur' cevabını verdi."

"Verdikleri kesin sözü bozmaları sebebiyle onları (İsrailoğulları'nı) lanetledik. Kalplerini de kaskatı yaptık. Onlar (Tevrat'taki) kelimeleri, konuları yerlerinden alıp tahrif ederler (değiştirirler). Onlar öğütlendirildikleri hususlardan büyük bir nasibi unuttular".

"Onlar Tevrat'taki kelimeleri asıl yerlerine konulmuşken ondan sonra tahrif ederler (değiştirirler)".

Batılı araştırmacılar da Tevrat'ın sonradan yazıldığı fikrini taşımaktadırlar. Amerikalı profesör Richard Friedman'a göre peygamberlerden Yeremiah ve havarisi Baruh Ben-Neriya kutsal kitabın ilk beş bölümünü kaleme almışlardır.

Bu noktada şu hakikati vurgulamak yerinde olur. İlahî kelamlar yani Cenab-ı Hakk'ın kelamları ve bu şekilde yazıya geçirilmiş ilahî metinler beşerî söz ve yazılar gibi değildir. Günümüz diyalogcuları her ne kadar İncil ve Tevrat'ın tahrif edilmediğini ısrarla savunuyorlar ise de Hıristiyan din adamları bizzat kendi ifadeleriyle kutsal kitaplarının tahrifata uğradığını, onlarda insan eliyle yazılmış bölümler bulunduğunu itiraf etmektedirler. Peki hangi bölümler Hakk'ın kelamıdır, hangi bölümler rahip ve hahamlar eliyle yazılmıştır? Bunu ayırmak mümkün değildir. Nitekim Resulullah (sav), "Kitap ehline bir şey sormayın. Zira belki hak olan bir sözü yalanlar veya bâtıl olan bir sözü tasdik edersiniz" buyururken bu hakikati ifade etmektedir. Bu itibarla insan sözü karıştığı ve insan eli değdiği dolayısıyla tahrifata uğradığı kesin bir hakikat olan İncil ve Tevrat'ı da Allah'ın kelamı olarak kabul etmemiz mümkün değildir.
Anahtar Kelimeler:
islam a göre incil tevrat
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.