31 Temmuz 2002 Çarşamba 00:00
174 Okunma
Kimler gidecek, kimler gelecek
Adamın birisi birgün muhterem bir zata gelir ve şöyle der:

"Hocam sevginin saadece sözünü eden, onun edebiyatını yapanlar sevgiyi hakkıyla bilip yaşayanlar arasındaki farkı anlatır mısın?" Bunun üzerine o zat çevresinde, sevginin edebiyatını yapıp onu gerçek manasıyla anlamadıklarına inandığı bir kaç kişiyi çağırır. Evin ortasına tencereyle çorba koyar, o kişilerin ellerine bir metre uzunluğunda kaşıkları vererek "şimdi oturun bu çorbayla karnınızı doyurun" der. Bu kişiler kaşıklarını çorbaya daldırırlar ama bir türlü içemezler uzunluğundan dolayı. Neticede sofradan aç olarak kalkarlar ve giderler. Daha sonra sevgiyi dilinden gönlüne indirmiş, onu hakkıyla yaşayan kişileri çağırır ve onlara da aynı şeyi yapmalarını söyler. O kişiler kaşıklarını karşısındaki kişilere uzatmak suretiyle çorbayı birbirlerine içirirler ve karınları doymuş vaziyette dışarı çıkarlar. Bunun sonucunda o zat kendisine bu soruyu soran kişiye döner ve şöyle der:" Sofraya ilk oturanlar saadece kendilerini düşündük~|~leri için hem kendileri hem de arkadaşları aç kaldı. İkinci oturanlar da kendisini değil de ilk önce arkadaşını düşündükleri için hem kendi hem de arkadaşlarının karınlarını doyurdular. İşte gerçekten sevginin sırrına ermiş kişiler, onu layıkıyla yaşadıkları için kendilerinden çok başkalarını düşünürler."

Demek ki gerçek sevginin sırrına mazhar olmuş kişilerin özelliklerinden birisi de kendisi kadar başkalarını da düşünmeleriymiş. Kendisi dışındaki tüm yaratılanları... Bu sırra erenler şu alemde yaşayan herşeyin bir gayesi olduğunu hakkıyla bildiği için haksız yere hiçbir canlıyı incitmez. Yaratılan herşeyi Yaratandan ötürü severler...

Herhangi bir ülkede çeşitli alanlarda çok çeşitli sorunlar olabilir. Dünya var oldukça bunlar da olacaktır. Hiçbir alanda hiçbir sorun yaşamayan hiçbir devlet, millet yoktur. Bu memleketin de birçok sorunu vardır hatta çok sorunları vardır. Bu inkâr edilmez bir gerçektir.

Bu sorunların çıkmasında, bu miletin bu hale gelmesinde siyasilerin çok büyük payı olduğu bir gerçek. Ama onlar çok yakın bir gelecekte bulundukları yerde olmayacaklar, onlar bu işi başaramadıkları için ait oldukları yere geri dönecekler. Şimdi onlar gidecek geriye bir sürü sorunla karşı karşıya kalan millet kalacak. Peki ne yapacağız? Sürekli bir şekilde onların peşinden hatalarını sayıp, günlerimizi böyle mi geçereceğiz? Kesinlikle hayır. İlk şart birbirimizi seveceğiz hem de yukarıdaki hikayede anlattığımız gibi gerçek bir sevgiyle seveceğiz. Dil ile değil gönülden seveceğiz. İkincisi çalışacağız. Yılmadan, usanmadan, gecegündüz çalışacağız. Bu sorunlar konuşarak değil, çalışarak çözülür.

Bir zata öğrencileri kırlardan çiçek toplayarak ona verdileri halde bir tanesi kuru bir ot parçası verir. Hocası sabebini sorunca: "Hocam hangi çiçeğe koparmak için elimi uzatsam onun, Allah'ı zikrettiğini gördüm ve koparamadım. Ancak bu kuru ot parçasını getirdim" der. Şimdi böyle insanların çoğunlukta olduğu bir devlet düşünün. Kendisinden çok başkalarını düşünen; yaptığı her yanlışın hesabını bir gün mutlaka vereceğini bilen insanların çoğunlukta olduğu bir devlet düşünün. Kısaca iyi, güzel, doğru olan ne varsa bütün bunları benliğinde yaşayan, yaşatan insanların çoğunlukta olduğu bir devlet düşünün. Böyle bir devlette sorunları çözmek çocuk oyuncağı gibi olur.

Şimdi ne olacak? Saadece kendi hesabını düşünen ve diğerlerini kendi nefsi arzularına ulaşmak için bir basamak gören azınlık gidecek kendisinden çok başkasını düşünen çoğunluk gelecek. Boş yatmayı marifet sayan azınlık gidecek, çalışmayı erdem sayan çoğunluk gelecek. Toplumun bütün kesimlerini sefalete sürükleyen azınlık gidecek, bütün toplumu refaha kavuşturacak çoğunluk gelecek. ABD, AB, IMF'ye el bağlayan azınlık gidecek, bunlara el öptüren çoğunluk gelecek...

Şimdiye kadar Türkiye'de mutlu azınlık, mutsuz çoğunluk vardı. Yakın bir gelecekte mutlu azınlık gidecek ve mutsuz olacak; mutsuz çoğunluk gelecek ve artık roller değişecek mutlu çoğunluk olacak. İki tercih yapacak bu millet; ya şimdi mutlu gibi görünen ancak yakında mutsuz olacak olan azınlığın yanında yer alacaklar; ya da şimdi mutsuz gibi görünen ancak yakında kesinlikle mutlu olacak olan çoğunluğun yanında yer alacaklar...

Bu aziz millet tercihini kimin yanda yer alacağını, kimi destekleyeceğini II. Kuvayı Milliye'nin önderi Prof. Dr. Haydar Baş'ın katılımıyla gerçekleşen mitinglerde adeta haykırmaktadır. Dileğimiz milletin iradesinin tecelli etmesi ve "Bu vatan bizimdir, bizim kalacak", "AB'ye hayır", "Tam Bağımsız Türkiye" diye çağlayan milletin sesinin bütün dünyayı kaplamasıdır.

* Osman ÜSTÜN
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121