Bu haber kez okundu.

Kıssadan Hisse
Birgün, Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerine sorarlar... ~|~

- İhlâsı kimden öğrendiniz?
Şöyle cevap verir o güzide insan:
-Mekke-i Mükerreme'de harçlıksız kalmıştım. Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti. Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim,
- Peşin peşin söyleyeyim param yok; dedim, Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin? Berber o anda mevki sahibi birini traş etmekteydi. Onu bırakıp bana başladı. Adam itiraz etti. Berber; "Kusura bakmayınız efendim" dedi, "Sizi ücreti mukabilinde traş ediyorum. Ama bu genç Allah rızası için istedi" Berber dahasını da yaptı, bana harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti, beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm. "Asla alamam, Allah'ın rızası, daha değerli" dedi.
İşte ihlası, o irfan sahibi berberden öğrendim...

Allah dostlarını incitmenin sonu
Yine günlerden birgün Cüneyd-i Bağdadi'nin meclisine gelenlerden biri onu denemek ister kendince. Aklınca zor bir soru hazırlar ve sorar. Hazret, "Sözle mi cevap verelim yoksa halle mi?" der.
-İkisi de olsun.
-Eğer kendi kendini deneseydin, bizi denemeye lüzum görmezdin. Kalbindeki değişimi de mi farketmedin?
-Peki hâl ile cevabınız nasıl olacak?
-Yüzüne bak anlarsın.
Adam aynayı eline aldığında kendini tanıyamaz, çünkü yüzü simsiyahtır. Üstelik bu yola olan muhabbetinden eser kalmamıştır ki, bu tard oldu demektir. Büyükleri incitmek böylesine korkunç bir cürettir işte...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100