21 Ağustos 2006 Pazartesi 00:00
339 Okunma
Kıssadan hisse / Kerametin böylesi
Bekr bin Abdurrahmân anlatır:
"- Bir gün Zünnûni Mısrî hazretleri ile birlikte yolda gidiyorduk. Bir dere kenarında kuru bir ağacın üstüne oturdular. O anda canım tâze hurma yemek istedi. ~|~ Fakat o bölgede hurma ağaçları yoktu ve hurma mevsimi de değildi. Zünnûni Mısrî hazretlerinin bana dikkatli bir şekilde baktığını gördüm.
- Ey Bekir! Canın çok mu tâze hurma istiyor?
Diye sorunca, ben de;
- Evet efendim.
Dedim. O zaman kuru ağaca;
- Haydi sen bizi bir hurma ağacının yanına götür!
Deyince, baktım o kuru ağaç, Allahü teâlânın izniyle yürümeye başladı. Bizi epey uzakta, hurmaları olmuş bir ağacın yanına götürdü. Zünnûni Mısrî bana;
- Ey Bekir, doyuncaya kadar tâze hurma ye!
Dedi. Ben doyuncaya kadar hurma yedim. Sonra Zünnûni Mısrî kuru ağaca;
- Bizi yerimize götür.
Buyurdu. O ağaç bizi eski yerimize getirdi. Ben nereye gidip geldiğimizi bilmiyordum".
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100