09 Ocak 2007 Salı 00:00
293 Okunma
Kıssadan Hisse/ Ölümsüz şehit Nefvel (ra)
Sevgili Peygamberimiz "şehidliğin" üstünlüklerini anlatıyorlardı. Buyurdular ki: "Kıyamet gününde şehidler, mahşer yerine gelirken; orada bulunan Peygamberler ayağa kalkarlar. Onlar; çocukları, akraba ve dostlarından 70.000 kişiye şefaat ederler"... ~|~



Bu sözleri işiten "Nevfel" ismindeki sahabe, iki oğlu ile hanımını oraya getirdi.
? Yâ Resûlallah! Bir dua etmek istiyorum. Siz de "amin" der misiniz? diye sordu.
Peygamber Efendimiz kabul ettiler. Bunun üzerine Nevfel: "Yâ Rabbi, Nevfel kuluna, "şehidlik" nasib eyle!.." duasında bulundu. Hazret?i Ali'nin bildirdiğine göre; ilk Gazâ'da (savaşda) Nevfel, gerçekten şehid oldu...
Gazadan sonra Allahın Resulü ve arkadaşları Medine'ye dönüyorlardı. Kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar, karşılamaya çıktılar. Hepsi sevinç içindeydiler. Nevfel'in hanımı, çocukları ve ihtiyar annesi karşılayıcılar arasındaydı.
"Gazanız mübarek olsun Yâ Resûlallah Nevfel'in hali nicedir?" diye sordular.
Resulullah'ın gözleri yaşardı. Şehidlik haberini vermeğe mübarek kalbleri dayanamadı. Elleriyle arka tarafı işaret buyurup, geçtiler. Arkadan Hazret?i Ali geliyordu. Nevfel'in yakınları, O'na sordular. Allah'ın Arslanı  yanında yürüyen Hazret?i Ammar'a: "Şehidlik haberini ben de veremiyeceğim. Yürü gidelim dedi". Eliyle arka tarafı işaret etti. Hazret?i Ömer geliyordu. Büyük Ömer de, aynı şekilde hareket etmek zorunda kaldı... Daha sonraki Hazret?i Osman da başka türlü yapamadı. Eliyle, arka tarafı işaret edip, geçti...
En sonra gelen, Hz. Ebu Bekir idi. Yanında "Muaz bin Cebel" bulunuyordu. Geride Hazreti Zübeyr' den başka kimse kalmamıştı. Şehit Nevfel'in yakınları son ümitle, Sevgili Peygamberimizin en aziz arkadaşına yaklaştılar. Aynı şeyleri sordular.
Hazret?i Ebu Bekir kendi kendine düşündü:
"Yâ Rabbim. Ne kadar zor durumdayım. Eğer doğru söylersem, mahzun kalbleri, daha fazla üzmüş olacağım. Bunu yapmaktan, Sevgili Peygamberimiz bile çekindiler... O'na nasıl, aykırı davranabilirim. Fakat yalan da söyleyemem. Sen bana öyle bir şey ilham et ki, bu gariblerin yüreği, daha fazla yanmasın Allahım".
Hz. Ebubekir tüm kalbiyle,
? Yâ Allah..! Ya Nevfel...! diye "Ah" çekerek inledi.
İşte o sırada, yaydan fırlamış ok gibi "bir atlı" yıldırım hızıyla yanlarına yetişti.
? Buyur Yâ Sıddîk, beni mi çağırdın. Ey Allah Resulünün sevgilisi? diye sordu. Bu atlı Nevfel'den başkası değildi.
Bütün Eshâb?ı kiram, hayrette kaldılar. Sonra Cebrail aleyhisselâm isimli melek göründü. Peygamber Efendimize şunları söyledi.
?Yâ Resûlallah... Hak teâlânın selamı var... Eğer Peygamberin mağara arkadaşı Sıddîk, bir kere daha "Allah" deseydi; Azametim hakkı için, bütün şehidleri diriltirdim. Çünkü, Ebu Bekir kulum; cahiliye devrinde bile, hiç yalan söylememiştir" buyurdu.
Hz. Ebu Bekir'in yalancı çıkarılmaması için, Nevfel'i Cenâb?ı Hak diriltti... Nevfel bundan sonra, nice yıllar daha yaşadı. Nihayet duası kabul olundu. "Yemame" harbinde şehidlik şerbetini içmeye muvaffak oldu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100