06 Şubat 2002 Çarşamba 00:00
297 Okunma
Korkak kabadayı
Cesur ÇAÇA

Korku ve cesaret... Bu iki kavram öylesine ters ki, birinin olduğu mekanda diğerinin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Tıpkı ışık ve karanlık gibi. Korkaklığın birçok yönden tahlili yapılabilir. Ama şunu vurgulamak lazım ki, hiçbir insanı korkak olduğu için kınamak doğru bir tutum değildir. Çünkü cesaret, sonradan kazanılan veya çalışarak elde edilen bir olgu değildir. Kimi insanlar çocukken yaşadığı bir hadiseden dolayı, kimileri duygularından kaynaklanan nedenlerle, kimileri de ailesinin yetiştirme tarzından ileri gelen eksikliklerden dolayı hayatı korkak yaşar. Her bakışında ürkeklik saklı olan bu tip insanlar, her an bir şey olacakmış gibi sürekli diken üstündedirler.

Ne diyelim bu durum da hayatın cilvesi ! Bu konuda yapılabilecek pek fazla bir şey de yok...

Cesaretin para, pul, bilek, güç ve kuvvetle ilgisi olmadığını ve tamamen "yürek işi" olduğunu hatırlattıktan sonra asıl varmak istediğimiz adresin yolunu tutalım.

Hayat boyunca kitap okumaktan, do~|~stluk bile kurmaya zamanı kalmamış, zeki, bilgili aynı zamanda "büyük adam" bandrolünü almaya hak kazanmış insan modeli şu günlerde hayli moda.

Büyük adam olmak için ne yapsam, ne etsem, kaç takla atsam...?

Okumakla, öğrenmekle elde edilen bilgi ve birikim, kültürlü bir şahsiyet olabilmek için şarttır. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak kabullenemeyen nokta şu; hemen hemen her türlü konuda bilgili olunmasına karşı hayatı kapkara yaşamak. İşte, demir kadar sağlam dağları bile eritebilecek bu hastalık, insanoğlunu kemirdikçe kemiriyor. En basit bir meselede dahi insanoğlu, kendi çıkarına ters düştüğü için tüm birikim hazinesini ucuza satıp, yanlış tarafa kayabiliyor. Bu açıdan asıl kan kaybı, yanlış yapmak değil, tuzağın içine gözgöre göre düşmektedir.

Aslında bu yazıda bahsedilen bilgili, yani "büyük adam bandrollü" model neye benziyor biliyor musunuz ?..

Yüreksiz ve titrek olduğu halde kabadayılık yapan, etrafa sürekli rajon kesen birini düşünün. Belki bu tip bir kabadayı etrafındaki saf insanları bir, iki, bilemediniz üç gün kandırabilir. Ancak günün birinde O sahte kabadayıyı, şamar bir kenara, keskin bir bakışla ortadan ikiye bölebilecek yürekli bir insan çıkacaktır. İşte o vakit, sahte kabadayı "yürekli olmakla" "kabadayı olmayı" birbirinden ayırmayı öğrenecektir.

Bu tip sahte kabadayıların haline gülmemek elde değil. Yalnız şu nükteyi de kaçırmamak lazım ki; bilgisi olup da bunu aktif hayatta kullanmayan insanın durumu da sahte kabadayıdan farklı değildir. Biraz dikkatlice düşünelim.

Sahte kabadayı; kendisinde olmayan bir gücü pazarlarken, büyük adam bandrollü model, kendinde varolan hazineyi ucuz çıkarlar uğruna saklıyor. Ne farkları var...

Eğer kılı kırk yararak soruyu analiz edersek sahte kabadayının, bilgili olduğu halde bildiklerini yaşamaktan korkan insandan daha şanslı olduğunu görürüz...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100