14 Mayıs 2015 Perşembe 00:14
781 Okunma
Kötülüğe iyilikle karşılık verirdi
İbn Esir şöyle yazıyor:
“İmam Mûsâ b. Ca’ferin ‘Kâzım’ diye lakap almasının sebebi, ona kötülük edenlere iyilik ettiğinden dolayıdır. Böyle davranış onun her zamanki âdeti idi.” (Kâmil-i İbn Esir, c. 6, s. 164).
Yahya bin Hasan rivâyet etmektedir:
“İmam Mûsâ bin Ca’fer, bir adamdan kendisine sevmediği bir söz ulaştığında, incindiğinde, ona bir kese dinar gönderiyordu. Onun para kesesi, iki yüzle üç yüz arası idi.” (Usûl-i Kâfî, c. 5, s. 166).
Ehl-i Beyt İmamlarının bâriz vasıflarından biri de darda kalmış mü’minlerin imdadına yetişmeleridir.
Kendilerine yapılan kötülüklere sabırları ve iyilikle muamele de bulunmaları da güzel ahlâktaki doruk noktalarının ispatıdır.
“Ömer b. Hattab’ın soyundan gelen bir adam İmam’a daima kötülük eder, İmam Ali Efendimize dil uzatır, söverdi. İmam’ın yârenlerinden bazıları o adamı öldürmek istediler ama İmam onlara engel oldu ve bu meseleyi farklı bir şekilde kendisinin hâlledeceğini söyledi. 
Bir gün kendini tanıtmadan, adamın çalıştığı tarlanın yanına doğru gitti. Adamı tarlasında gördü. Tarlaya atı ile girdi. Adam, ‘Ekinimi çiğneme’ diye bağırdı. Ancak İmam (a.s.) atını sürmeye devam etti. Sonra adamın yanına geldi. Yanına oturdu ve ona iltifat ederek konuşmaya başladı. 
Şöyle buyurdu: ‘Bu ekin için ne kadar borçlandın?’
‘Yüz dinar.’
‘Ne kadar kazanmayı umuyorsun?’
‘Ben gaybı bilemem.’
‘Ben, ne kadar kazanmayı umuyorsun dedim.’
‘İki yüz dinar kazanmayı umuyorum.’
İmam, ona üç yüz dinar verdi ve şöyle dedi: ‘Bu senindir ve tarlandan gelecek kazanç da senin olsun.’ 
İmam, adamı tarlasında bırakarak Mescid-i Nebi’ye döndü. Hz. Ömer’in soyundan gelen bu adamın kendinden önce mescidde yer aldığını gördü. Adam, İmam’ın geldiğini görünce ayağa kalkarak saygısını sundu. İmam hakkında şu sözleri dile getirdi: ‘Allah risâletini kime vereceğini herkesten daha iyi bilir.’
Arkadaşları adamdaki bu âni değişikliği yadırgadılar. Öyle ki, adam, İmam’ın üstünlükleri ile ilgi menkıbeleri anlatmaya başlamıştı.
İmam Kâzım, ashabına dönerek, ‘Hangisi daha iyi? Sizin istediğiniz mi, yoksa durumun bu şekilde tersine dönmesi mi?’ buyurdu.” (Tarih-i Bağdadî, c. 13, s. 28-29).
Muattib, rivâyet eder:
“Ebû’l-Hasan Mûsâ (aleyhisselâm) kendisine ait bir hurma bağında hurmaları devşiriyordu. Baktım, İmam’ın hizmetçisi hurma salkımlarından birini alıp duvarın arkasına attı. Hurma salkımlarının atıldığı yere gittim, hurmaları alıp İmam’a götürdüm.
Dedim ki: ‘Canım sana fedâ olsun. Bunları şurada gördüm.’
Bunun üzerine hizmetçiye şöyle dedi: ‘Ey falanca!’
‘Buyur’ dedi.
‘Aç kalıyor musun?’
‘Hayır, efendim!’ dedi.
‘Peki, çıplak mısın?’ dedi.
‘Hayır, efendim!’ dedi.
‘O hâlde neden bunları aldın?’ dedi.
‘Canım çekti’ dedi.
Buyurdu ki: ‘Öyleyse git ve bunlar da senindir.’ Sonra bize, ‘Bırakın onu’ dedi.” (Usûl-i Kâfî, c. 2, s. 224).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100