30 Eylül 2001 Pazar 00:00
299 Okunma
?Kur'an'ın tarihselliği' bir yalandır
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden

Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler


Ortaçağ'da, Avrupa'da tarihî ve sosyal olaylar hep Tanrı merkezli olarak algılanıyor ve öyle açıklanıyordu. Bu dönemde Batı dünyasında merkezinde teslis akidesinin olduğu bir hayat görüşü hakimdi. Tahrif edilmiş Hıristiyanlığa göre Hz. İsa insanüstü kimliğe sahip bir ilah konumundaydı. Hıristiyanlığın kutsal kitabı İncil de tahrifata uğramış ve tamamıyla kilisenin tekelinde kalmıştı. İncil'i anlama, yorumlama ve izah etme yetkisi yalnız ve yalnız kiliseye aitti.

Rönesans'la beraber bu düşünce, yerini merkezinde insanın olduğu bir dünya telakkisine bıraktı. Kilisenin yoğun tahakkümüne karşı bir tepki olarak ortaya çıkan ve adına Aydınlanma Çağı da denilen bu devrede, tarih ve tarihî olaylar 'yeryüzü merkezli' olarak izah edilmeye çalışılıyordu. Bu anlayışa göre dinî dogmalar başta olmak üzere her şey tartışılmalı, aklın verilerine arz edilmeliydi. Ancak aklın süzgecinden geçirilmiş meseleler evr~|~ensel ve gerçek olabilirdi.

Bu noktada Batı insanı aklı ve inancı arasındaki çelişkiyi aşmak için tarihselcilik, tarih içinde vukû bulan olayların tekliğini savunan, başka zamanlara taşınamayacağını iddia eden bir görüştür. Buna göre tarihin akışı içinde meydana gelen bütün her şey toplumsal şartlar tarafından belirlenir. Rölativdirler ve evrensellik arz etmezler. Meydana geldikleri dönemin şartları içinde sebep sonuç ilişkileriyle beraber değerlendirilirler.

Tarihselliği İslam'a Uygulama Gayretleri

Tamamen Batı dünyasına ait ithal bir kavram olan Hıristiyanlığı ve içerdiği bir takım çelişkileri izah etmek için ortaya atılan tarihsellik fikri müsteşrikler ve onların bir takım yerli destekçileri tarafından İslam'a uygulanmaya çalışıldı. Onlara göre peygamberler belli bir bölgeye ve belli bir zaman diliminde gönderilmişlerdir. Dolayısıyla son peygamber olan Hz. Muhammed ve O'nun getirdiği Kur'an?ı Kerim belli bir zaman diliminde ve yeryüzünün belli bir yöresinde indirilmiştir. Bu itibarla getirdiği hükümler kural ve kaideler o dönemin ve o yörenin insanlarına uygundur, onları bağlar. Bugün ise geçerli değildirler.

Seyyid Ahmed Han ve Cemaleddin Afgani gibi şahıslar, hayranı oldukları Batı aleminin değer yargıları, kültürü ve hayat görüşünün bir bütünü diyebileceğimiz modernizmle Kur'an'ı bağdaştırabilmek için tarihsellik metodunu kullandılar. Seyyid Ahmed Han Kur'an'da anlatılan pek çok mevzunun tarihsel bir nitelik arz ettiğini iddia ediyor, hele Kur'an'ın modern bilimle çatıştığına inandığı konularda son sözün çağdaş bilimde ve tabiat kanunlarında olduğunu söylüyordu.

Onun düşüncelerini devam ettiren Pakistanlı Fazlurrahman da Kur'an'ın ahlakî denilebilecek değerlerinin evrensel, siyaset, hukuk, ekonomi vs. gibi konulardaki hükümlerinin ise tarihsel olduğunu yani o dönemin Arap toplumuna has kurallar olduğunu iddia ediyordu.

Kur'an Evrenseldir, Her Dönem ve Devirde Hükümleri Geçerlidir

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, beşerî yani insan aklıyla yazılmış metinleri okumakta kullanılan metotlar ve okuma yöntemleri ilahî bir metin olan Kur'an'a kesinlikle uygulanamaz. Uygulandığı taktirde ortaya kısır ve tutarsız bir takım ifadeler çıkar. Kaldı ki Batı dünyasının geçirdiği tarihî ve sosyal seyir içerisinde ortaya çıkmış olan tarihsellik kavramı tamamen o dünyanın bir ürünüdür. İslam'la veya Kur'an'la herhangi bir ilişkisi yoktur ve olamaz.

Tarih boyunca Cenab?ı Hak her kavme bir yol gösterici, bir peygamber göndermiştir. Hangi zaman diliminde ve tarihî dönemde gelmiş olurlarsa olsunlar bütün peygamberler aynı hakikati vazetmişlerdir. Biri dünya hayatından ayrıldıktan sonra bir başkası aynı muhteva üzerinde farklı bir şeriatla yeryüzüne gönderilmiştir. Bu seyir aynı zamanda evrenselliğe doğru bir tekamülü de içerir. Bu yol göstericilerin geldikleri dönem, devir ve toplumsal şartlar farklı olmakla beraber getirdikleri ilahî hakikat ve tevhid gerçeği hiç değişmemiştir. Bu risalet zinciri Hz. Muhammed ve O'nunla gönderilen Kur'an?ı Kerim'le sona ermiştir. Çünkü din müessesesi İslam ve Kur'an'la kemale ulaşmıştır. "Bugün dininizi kemale erdirdim. Size olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçtim" Bu yönüyle İslam ve kitabı Kur'an?ı Kerim kendinden önceki dinler gibi yöresel, millî veya ırkî bir karaktere değil, evrensel bir niteliğe sahiptir, Kur'an?ı Kerim için, "O alemler için bir öğüttür" buyurulmaktadır. Hz. Muhammed'e hitaben ise: "Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik" denilmektedir.

Bu yönüyle Kur'an bütün insanlığa gönderilmiş ilahî bir kitaptır. Hükümlerinin tamamı bütün devirlerde geçerlidir ve bu yönleriyle evrenseldir. Tarihsellik iddiasında bulunanlar Kur'an'ın 1400 yıl önce yaşamış Bedevi Araplar için inmiş hükümler içerdiğini söyleye dursunlar, Kur'an'ın bütün insanlığa gönderilmiş olduğuna dâir pek çok ayet vardır.

Tarihselcilerin bir başka iddiası da Kur'an'ın ibadet ve ahlakla ilgili hükümlerinin evrensel, sosyal hayata dair hükümlerinin ise tarihsel olduğudur. Ancak onların bu iddialarını destekleyen tek bir ayet veya tek bir hadis dahi mevcut değildir. Bu fikrin ateşli savunucusu Fazlurrahman iddialarını geniş bir şekilde sıralamakta ancak bu iddiaları destekleyen tek bir delil dahi getirememektedir. Bu noktada nefsî arzu ve isteklerin, hevâ ve hevesin ön plana çıktığı âşikârdır. Zira hangi ölçüye dayanarak böyle bir ayırıma gidilmektedir. Kur'an, ahlakî hükümlerle sosyal hayata, hukuka, ekonomiye vs. dair hükümleri kesin bir çizgiyle birbirinden ayırmamıştır.

Hindistanlı Seyyid Ahmet Han bir yandan Kur'an'ın bilhassa sosyal hayata dair hükümlerinin tarihsel olduğunu ısrarla vurgularken, diğer yandan Hindistan halkını o devrin Victoria İngiltere'sinin hayat tarzını, kültürünü ve sosyal yaşantısını tatbik etmeye çağırıyordu. Bu misal bize şunu gösteriyor ki, tarihselliğin İslam'a uyarlanmasının başta gelen amacı, Müslümanları İslamî yaşayıştan uzaklaştırıp, Batı kültürünün değerlerine adapte etmek ve bu sayede daha rahat sömürebilmektir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100