Bu haber kez okundu.

‘Âlim, ilmiyle amel edendir’


İbn Şubrume şöyle rivayet eder:
Ca’fer b. Muhammed (aleyhisselâm)’dan duyduğum bir hadis var ki, onu hatırladıkça kalbim çatlayacakmış gibi olur.
İmam buyurdu ki: “Bana babam anlattı, o da dedemden dinlemiş, o da Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi)’den bildirmiştir. İbn Şubrume der ki: Allah’a yemin ederim ki, babası dedesi adına ve dedesi de Resûlullah adına yalan söylememiştir.”
Resûlullah şöyle buyurdu: “Kıyasa göre amel eden kimse hem kendisini helâke sürüklemiştir hem de başkalarını. Nasihi, mensuhu, muhkemi ve müteşâbihi bilmeden ilimsizce insanlara fetva veren kimse, hem kendini helâka sürüklemiş olur hem de başkalarını.”  
Talha b. Zeyd şöyle rivayet eder: Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: “Basiretsiz, bilgisiz amel eden kimse, bir yolda olmadan yürüyen kimseye benzer; hızlı yürümesi onu hedefinden uzaklaştırmasından başka bir işe yaramaz.”
Hüseyin es-Saykal şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: “Allah, ancak bilgiye dayanan bir ameli kabul eder ve ancak amelle desteklenen bir bilgiyi kabul eder. Kim bilirse, bilgi ona hangi ameli işleyeceğini gösterir. Amel etmeyenin bilgisi yok demektir. Haberiniz olsun! İmanın bir bölümü diğer bir bölümünden kaynaklanır.”
İbn Faddal kendisine rivayet eden birinden, o Ebu Abdullah (C. Sâdık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki: “Bir kimse bilgisiz amel ederse, ifsad ettikleri (yıktıkları) ıslah ettiklerinden (yaptıklarından) çok olur.”
Suleym b. Kays el-Hilalî şöyle rivayet eder:
Emir’ül-Mü’minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)’dan Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi)’nin şöyle anlattığını duydum: “Âlimler iki kısma ayrılırlar: Bunlardan biri âlimdir, ilmiyle amel edendir; bu kimse kurtuluşa erer. Biri de âlimdir ama ilmiyle amel etmeyi terk etmiştir; bu kimse helak olur.
Cehennemlikler, ilmini terk eden âlimin kokusundan rahatsız olurlar. Ateş ehlinden en çok pişmanlık duyan ve hasretlik çeken kişi; bir kulu Allah’a davet ettiği ve davetini kabul eden kişi, bundan dolayı Allah’a ibadet ederek cennete girdiği halde; kendisi ilmini terk ettiği ve hevâsının, uzun dünyevi arzularının peşine takıldığı için cehenneme giren kimsedir. Hevâ ve hevese uymak insanın hakka ulaşmasına engel olur. Uzun dünyevi arzularsa ahireti unutturur.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100