04 Kasım 2001 Pazar 00:00
158 Okunma
Maziden atiye Musul-Kıbrıs
Tarih ilmi bize geçmişimiz ve geleceğimizle ilgili bazı fikirler verir. Bir millet tarihine sahip çıktığı taktirde yeniden tarih yazabilir. Tarihten ibret alan milletler yaşamlarını sürdürebilir. Aynı hataları yapmaz.

Tarih sayfalarını çevirdiğimizde özellikle Cumhuriyet tarihine baktığımızda karşımıza önemli bir mesele çıkmaktadır. Bu mesele Musul meselesidir. Musul meselesiyle Kıbrıs meselesi birbirine çok benziyor.

Musul, I. Dünya Savaşı bittiğinde Osmanlı toprakları dahilinde olan zengin petrol yatakları ile sömürgeci devletlerin iştahını kabartan önemli stratejik bir toprak parçasıydı. Kurtuluş Savaşı Mustafa Kemal önderliğinde kazanılınca Lozan görüşmeleri başladı. Bu sırada İngilizlerden bir teklif geldi. İngilizler, Musul meselesini Lozan'da değil Türkiye ve İngiltere arasında görüşülmesini ve 9 ay içerisinde bu mesele halledilemez ise bu meselenin Milletler Cemiyetine getirilmesini istedi ve bunu Türkiye'ye kabul ettirdi. İngilizler Türkiye'yi 9 ay boyunca oyaladı ve sonuçta~|~ mesele Milletler Cemiyetine gitti. Milletler Cemiyeti'nin Türkiye aleyhine karar vermesi ve arkasından İngilizlerin Doğu Anadolu'da bir isyan çıkarması (Şeyh Sait) sonucunda Türkiye bu topraklardan vazgeçti. Dikkat edilirse başta Türkiye?İngiliz meselesi gibi başlayan olay sonuçta aleyhimize sonuçlandı. Çünkü olay uluslarası bir mesele haline geldi ve 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Musul'dan vazgeçtik.

Bugün bu olaya benzer bir meselemiz var. Kıbrıs Türkiye garantör devlet olma hakkını kullanarak Kıbrıs'da yaşayan Rumlar'ın Türkler'in soykırıma tâbi tutulmalarını uluslararası bir mesele haline getirmek istiyor. Dolayısıyla Kıbrıs meselesi AB (Avrupa Birliği) Türk sorunu haline getirilmek isteniyor. Tıpkı Musul meselesi gibi... (Helsinki kararlarını 4. ve 9. maddesi 10?11 Aralık 1999) Türkiye'nin garantör devlet olma hakkı elinden alınacak ve kararları Avrupa dostlarımız (!) alacak. Bununla ilgili Suat İlhan şunları söylüyor: "Kuzey ve Güney Kıbrıs hangi türde olursa olsun AB'ye üye oldukları taktirde yukarıda açıklama ilkeye uygun olarak Güney'de yaşayan Rumlar Kuzey Kıbrıs bölgesinde mal edinebilecek yatırım yapabilecek ve hizmetlerini icra etmek için tesis kurabilecektir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde karar alarak eski toprak ve binalarına tekrar sahip olabilecekler". (Suat İlhan, Avrupa Birliğine Neden Hayır, Ötüken Yayınları)

Evet Kıbrıs Meselesi 2004 yılına kadar halledilmezse konu uluslararası bir mesele haline gelecek ve Kıbrıs'ın geleceğine Avrupalı dostlarımız ipotek koyacak. Bu durum M. Kemal'in bağımsızlık anlayışına, ilke ve inkılaplarına terstir. Maalesef bu durum hiçe sayılıyor. Kıbrıs'ı Avrupa'nın kaderine, insafına mı emanet edeceğiz? Lütfen biraz olsun tarihten ders alalım.

Serdar CİNEL
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100