25 Haziran 2001 Pazartesi 00:00
407 Okunma
Mesnevi'de aşk ve Mecnun
Mecnun ayrılığın derdinden, kavuşma özleminin ateşinden hastalanmış, kendinden geçmişti adeta. Boğazı şişmiş, şişkinliğin zorlamasıyla da tutulmuştu. Tedavi için hekim geldi, muayene etti, gördü ki; damarı yarıp kan almaktan başka çare yok. Kanı uzaklaştırmak için da hacamat etmek lazım. En usta hacamatçıyı aradılar, bulup getirdiler. Mecnun'un kolunu bağladılar, tam damarı yaracakları zaman hacamatçıya haykırarak:

? Paranı al, git!. Hacamat etme!. Bırakın bu köhnemiş bedenimi, ölürsem öleyim, dedi.

Hacamatçı dedi ki:

? Bundan ne korkuyorsun? Sen ki, kükremiş aslandan bile korkmazsın. Geceleyin; aslan, kurt, ayı ve bir çok yaban hayvanı çevrene saf olurlar da, sende aşk ve vecdden başka bir şey görmezler. Senden insan kokusu almazlar. Kurt, ayı, aslan bile artık aşk nedir biliyor da, aşktan kör olan kişi ise köpekten de aşağıdır! Köpekte aşk olmasaydı; Ashabı Kehf'in köpeği kalp erbabını arar mıydı hiç? Bilinmez ama, âlemde onun cinsinden çok köpekler vardır. Sen ise, kendi cins~|~inden olandan bile bir koku almadın, artık koyunla kurttan aşk kokusunu nasıl alacaksın? Bilirsin ki aşk olmasaydı varlık olmazdı. Nasıl olur da; ekmek gelip senin vücudunda kalırdı? Neden; ekmek varlığına katıldı? Sebep; aşk ve istektir. Yoksa, ekmeğin can olabilmesi mümkün olur muydu hiç?.. Aşk; ölü ekmeği can haline getirmekte, fani olan canı ise, ebedileştirmekte!..

Mecnun dedi ki:

? Ben yaradan korkmuyorum hacamatçı. Bilirsiniz ki sabrım dağlardan dahi fazladır. Hatta, yarasız durmaya tahammülüm yoktur, yaralara aşıkım, koşa koşa giderim onlara. Lâkin, vücudum Leyla ile doludur. Korkarım ki beni hacamat ederken Leyla'yı yaralarsınız. Gönlü aydın olan akıllı kişi bilir ki; benimle Leyla arasında bir fark yoktur!..

***

Ahmaklar Macnun'a dediler ki:

? Leyla pek o kadar ahım şahım güzel biri değil. Bu şehirde nice güzeller var ki; Leyla onların ellerine su bile dökemez. Ay yüzlü binlerce kız varken, niçin ömrünü şöyle biri için heder ediyorsun? Gel vaz geç, bunların içinden bir? ikisini seç sana alalım onları. Dertlerinden kurtulursun böylece!..

Mecnun dedi ki:

? Sûret testidir, güzellik ise şarap... Allah, bana O'nun sûretinden şarap içirmektedir. Halbuki; onun testisinden size sirke verdi de, perdeledi. Allah, bir testiden hem zehir verir, hem de bal. Onu; buna veren de Allah'tır, bunu; şuna veren de... Testiyi görürsün ama, şarap doğru olmayan göze görünmez, ancak ehli olan görebilir... Zehir yılana gıdadır da, başkasına derttir, ölümdür!.. Her nimetin, her mihnetin sureti bana cennettir ama, ona cehennemdir!... Şu halde; gördüğümüz her şeyde,hem gıda vardır, hem zehir. Fakat her göz bunu göremez. Bak şimdi, açın kulaklarınızı da iyi dinleyin: Yusuf'un sureti güzel bir kadehti. Babası o kadehten neş'e şarapları içerken, kardeşleri zehir içtiler de kinleri arttı. Zeliha!... şekerler yedi, aşktan sarhoş oldu .. Kadeh aynı kadeh!.. Kimine neş'e, kimine kin, kimine de aşk sundu.

Testi bu boyuttur, zahir alemidir... Şarap, gayb alemi.

Ey zatı gizli, ihsanı duyulur Allah'ım!... Sen su gibisin, biz değirmen taşına benzeriz, Değirmen taşının ıstıraplarla dönüşü, suyun varlığının tanığıdır.

Sen yel gibisin, biz toz gibi... Yeli gizlersin de tozu meydandadır.

Hani dağdaki çoban vardı ya!...

? Ya Rabbim!... Seni arayan çobana gel!... Gel de gömleğindeki bitleri ayıklayayım, kırayım. Çarığını dikeyim, eteğini öpeyim... diyordu ya!.. Kimse aşk ve muhabbette ona eş olamazdı, fakat; Allah'ı tesbih etmeyi, O'na söz söylemeyi bilmiyordu. Aşkı gökyüzüne çadır kurmuştu da, köpeğe benzeyen can; o çobanın çadırı önünde bir köpek kesilmişti. Allah aşkının denizi coşunca; onun gönlüne vurur, senin de kulağına!...

***.

Mecnun ; bir köpeğin etrafında dönüp dolaşıyor, onu öpüyor, okşuyor,ululayıp , ağırlıyor, saf şekerden şerbetler içiriyordu. Üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokmayı adet edinen biri yanına gelerek dedi ki:

? A ham Mecnun!.. Şu yapmakta olduğun şey delilik ve sersemlikten ibarettir. Köpeğin ağzı daima pis şeyleri yer. Ardını bile diliyle temizler.

Köpeğin ayıplarını bir hayli saydı, döktü. Zaten ayıp gören; gayb âleminin kokusunu bile alamaz!...

Mecnun dedi ki:

? Sen baştan başa sûretten, cisimden ibaretsin. Gel, bir de benim gözümle bak!.. Bu köpek, bence Hakk'ın çözülmez bir tılsımıdır. Bu köpek; Leylâ'nın mahallesinin bekçisidir. Himmetine bak, gönlüne, canına, irfanına dikkat et ki neresini seçmiş, neresini yurt edinmiş?.. O benim mağaramın yüzü kutlu köpeği, hatta o benim derttaşım, gamdaşım. Onun mahallesinde yurt tutan köpeğin ayağının bastığı toprak bile ulu aslanlardan yeğdir. Ey köpeklerine aslanların köle olduğu sevgili; anlatmaya imkan yok ki. Sus vesselam!

Dostlar: Sûretten geçerseniz, her yer sizin için cennettir; gül bahçesi içinde, gül bahçesidir. Sûretini kırdın, yaktın mı; her şeyin sûretini kırmayı öğrendin demektir. O zaman her sûreti kırar, Haydar gibi, Hayber'in kapısını çeker, koparırsın!...

Mesnevi'den...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100